Aydın Osmaniye Gazetesi

DİNİ KONULAR NASIL TARTIŞILMALI

Ali SARIKAYA

01Ekim2015, 22:12

Ali SARIKAYA

          Herhangi bir konuyu tartışmanın bir usulü vardır. Bir maksada gidilecekse, bir konu aydınlatılacaksa onu usulü dairesince tartışmak gerekmektedir. Her konuda olduğu gibi dini konuları tartışmanın da bir usulü, yolu yordamı vardır. Esasen, tartışmanın bir ahlaki boyutu var. Eğer o ahlaki çerçeve içinde tartışma yapılmazsa necice almak mümkün olmaz. Konuyu tartışmak yerine benlikler devreye girer ve sağlıklı bir izah getirme imkanı kalmaz. Maksat bir konunun açıklığa kavuşturulması ise bunu bir kural çerçevesinde yapmak gerekmektedir.

         Öncelikle konuyu tartışanlar o konunun uzmanı olmalı. Cehaletle yapılan tartışma, konuyu açmak yerine anlaşılmaz hale getirir. Bilenlerin konuşması konuyu anlaşılır hale getirecektir.

         İkinci olarak, konuyu hissiyattan uzak, benlikleri karıştırmadan tartışmak gerekmektedir. İşin içine hissiyat girerse, hakkın hatırından çok hissin hatırı sayılacak, doğruyu bulmak yerine benim dediğim doğru olacak diye tutturacaktır.

         Tartışmada hem konunun hem de hissiyatın ölçü ve dengesini muhafaza etmek gerekecektir. Konuyu ölçüsüz tartışmak fayda yerine zarar verecektir. Hem konunun, hem de dinin genel dengelerini koruyarak tartışmak gerekecektir. Konuyu tartışırken ifrat ve tefritten uzak şekilde tartışma yapılırsa hakka ve doğruya ulaşılacaktır.

         İmani meseleleri kesinlikle tartışma konusu etmemek gerekir. Hissin karışacağı bir konu değildir. Sadece açıklama yapıp hissi tartışmalara konu etmemek gerekir. Hissin karıştığı yerlerde fikri tarafgirlik oluyor ve bu da karşıda olan bir hak ve doğru fikri kabulde sıkıntı meydana getiriyor. İmani meseleleri bu tür hissiyatların dışında tutmak en iyisidir. Damara dokunduracak bir üslup kullanmak, kendi fikrine tarafgirlik oluşturuyor ve karşı tarafın fikri doğru da olsa onu kabul edemiyor. Bu da kötü bir davranıştır.

         Bazı nazik meseleleri cemaat içinde, kalabalıklar arasında tartışma konusu etmek de yanlıştır. Sükuneti sağlamak, doğruları tartışmak zorlaşır. Her kafadan bir ses çıkmaya başlar. İşin içine hissiyat girince herkes kendi dediğinin doğru olduğu zehabına kapılır faydadan çok zarar verir.

         Bu tür meseleleri soğukkanlılıkla, karşılıklı fikir alışverişi şeklinde konuşmak lazımdır. O zaman doğru kimin elinde çıkarsa çıksın herkes kabul edebilir. Böyle hakkaniyetle yapılan bir tartışmanın arkasından hakikatin ışığı ortaya çıkar. “Müsademe-i efkardan barika-i hakikat doğar.” Sözünü bu şekilde anlamak lazımdır. Hakkı arayan, hissiyatını öne çıkarmayan, itidal-i dem ile tartışanlar doğruyu ve hakkı bulacaklardır. Meşveret de bunun için sünnettir.

ali_sarikaya@yahoo.com

Bu haber 529 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU