Aydın Osmaniye Gazetesi

ŞEHİTLER ÖLMEZ

Ali SARIKAYA

24Eylül2015, 15:21

Ali SARIKAYA

         Allah yolunda öldürülenlere "ölüler"" demeyin. Bilakis onlar diridirler, lakin siz anlayamazsınız. (Bakara  2/154) 

         Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler; Rableri yanında rızıklara mazhar olmaktadırlar. (Âl-i İmrân  3/169) 

         Yukarıdaki iki ayette de şehit olanlara ölü denmemesi gerektiği, onların hayatlarının farklı bir boyutta devam ettiği vurgulanmaktadır. Bu ne anlama geliyor, onun üzerinde biraz durmak gerekiyor. Bazı kendini çok bilmiş gören kimseler zihinlerine sığıştıramadıkları için bunun olamayacağını düşünüyorlar. Onlar hayatı tanımıyorlar. Hayattan maksadın, sadece bizim şu yaşadığımız hayat olduğunu düşünüp, onun dışında bir hayat tarzının olmadığını zannediyorlar.

         Üstat Bediuzzaman beş çeşit hayat mertebesinin olduğunu ifade etmektedir. Bunları kısaca özetleyelim.

1.           Bizim hayatımız. Birçok kayıtlarla sınırlandırılmıştır. Herkesin içinde bulunmasından dolayı izaha gerek yoktur.

2.           Hızır ve İlyas’ın (a.s.) hayatlarıdır. Bir derece serbest bir hayattır. Onun için bir anda birçok yerde bulunabilirler. Beşeri kayıtlarla  daimi olarak kayıtlı değillerdir. İsterlerse yiyip içerler, istemezlerse yapmazlar. Mecbur değillerdir. Birçok evliya Hızır (a.s.) ile görüşmektedirler.

3.           Hz. İdris ve Hz. İsa’nın (a.s.) hayatlarıdır. Bunlar beşeri kayıtlardan sıyrılarak bir çeşit melek hayatına bürünmüşlerdir. Cesetleri ile birlikte semada yaşamaktadırlar. Bir çeşit nuraniyet kazanmışlardır.

4.        Şehit hayatı. Bunların kabir ehlinden çok yüksek bir hayat mertebeleri vardır. Bunlar hayatlarını Allah yolunda feda ettikleri için Allah onlara kemal-i kereminden dünya hayatına benzer kedersiz, zahmetsiz bir hayatı berzah âleminde onlara ihsan etmiştir. Onlar kendilerini ölmüş bilmiyorlar. Ayrılık acısını tatmıyorlar. Kendilerini daha iyi bir âleme gitmiş olarak biliyorlar.

“Hadsiz vakıatla ve rivayatla, şühedanın bu tarz-ı hayata mazhariyetleri ve kendilerini sağ bildikleri sabit ve katîdir. Hattâ, Seyyidü’ş-Şüheda olan Hazret-i Hamza Radıyallahu Anh, mükerrer vakıatla, kendine iltica eden adamları muhafaza etmesi ve dünyevî işlerini görmesi ve gördürmesi gibi çok vakıatla, bu tabaka-i hayat tenvir ve ispat edilmiş. Hattâ, ben kendim, Ubeyd isminde bir yeğenim ve talebem vardı. Benim yanımda ve benim yerime şehid olduktan sonra, üç aylık mesafede esarette bulunduğum zaman, mahall-i defnini bilmediğim halde, bence bir rüya-yı sadıkada, tahte’l-arz bir menzil suretindeki kabrine girmişim. Onu şüheda tabaka-i hayatında gördüm. O beni ölmüş biliyormuş; benim için çok ağladığını söyledi. Kendisini hayatta biliyor. Fakat Rus’un istilâsından çekindiği için, yeraltında kendine güzel bir menzil yapmış. İşte bu cüz’î rüya, bazı şerâit ve emâratla, geçen hakikate bana şuhud derecesinde bir kanaat vermiştir.”

Uyanık olan, dalgın olan, rüya gören, kâbus gören, bayılan hepsi aynı hayatın içinde ama farklı boyutlarda yaşamaya devam etmektedirler. Yani bu dünyada farklı hayat tarzlarının olması akla aykırı değildir.

5.   Kabir ehlinin ruhani hayatlarıdır. Ölüm bir tebdil-i mekandır. Ruhin, cesedin kayıt ve sınırlamalarından serbest kalmasıdır. Vazifeden terhis olmaktır. İdam ve yok oluş değildir. Evliya ruhlarının keşif ehline görünmeleri, uyanıkken veya rüyada bizlerle münasebetleri bu hayatı aydınlatmaktadır. Ancak bunlar, kendilerini ölmüş olarak biliyorlar. Berzah âleminde hayatlarına devam ediyorlar. (Said Nursi, Mektubat s. 11-12 den özetlenerek)

Hacda meydana gelen faciada ölenlere rahmet, yaralılara şifa dileklerimle… Savaş gibi bir ihmal…

ali_sarikaya@yahoo.com

Bu haber 588 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU