Aydın Osmaniye Gazetesi

HAKSIZ YERE ADAM ÖLDÜRMEK

Ali SARIKAYA

25Temmuz2015, 13:45

Ali SARIKAYA

         Haksız yere adam öldürmenin zararları ve dini boyutu ile ilgili daha önce de yazılar yazmıştım. Ama Suruç’taki hadise bu konuyu tekrar işleme ihtiyacı hissettirdi. Konuyu tekrar ele almak zaruret haline geldi.

         Kur’an’ın birçok ayetinde, haksız yere bir insanı öldürmenin ne kadar büyük bir suç olduğu konusu işlenmektedir. Çünkü Kur’an’ın temel hedeflerinden birisi de hayatı korumaktır. Bunu sağlamak üzere birçok temel kural inşa edilmiştir.

“ Haklı bir gerekçe olmaksızın Allah'ın muhterem kıldığı cana kıymayın! Bir kimse zulmen öldürülürse onun velisine (mirasçısına) bir yetki vermişizdir; artık o da kısas hususunda aşırı davranmasın, (meşrû hakla yetinsin). Zaten kendisine yetki verilmekle gerekli destek sağlanmıştır.” (İsrâ 17 / 33)

Yukarıdaki ayet-i kerimede ifade edildiği gibi haklı bir gerekçe olmadan bir insanı öldürmek büyük bir haksızlıktır. Haklı gerekçe ne olabilir? Bir savaş hali olabilir. Bir kısas hükmü olabilir. Onlarda dinin o konulardaki hükmü icra edilir. Ancak öyle bile olsa haddi aşmamak, sadece hukuku uygulamak gerekmektedir. Mesela, işkence etmek, organlarını kesmek gibi haddi aşan işler yapılamaz. Din, ceza verirken bile nezaketi ve nezaheti bırakmayı kabul etmez.

“İşte bundan dolayı İsrâiloğulları'na şöyle yazmıştık: "Bir cana kıymaya veya yeryüzünde fesat çıkarmaya karşılık olmaksızın kim bir kimseyi öldürürse bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir canı kurtarırsa bütün insanların hayatım kurtarmış gibi olur." Şüphesiz peygamberlerimiz onlara apaçık deliller getirdiler. Ama bundan sonra da onların çoğu yeryüzünde taşkınlık göstermektedirler.” (Maide, 5/32)

Ayette de ifade edildiği şekliyle, haksız yere bir cana kıymak, bütün insanları öldürmek gibi büyük bir kötülük olarak anlatılmaktadır. Çünkü bu hadisenin sadece bir kişinin ölümü ile sınırlı kalmadığı açıktır. Bir defa, böyle kötü bir fiile kapı açmaktadır. Bunu örnek alarak bundan sonra bu fiili işleyenlerin günahının bir misli de kendisine yüklenecektir.

Geride bıraktığı tahribat ve ahlaki çöküntünün tamiri mümkün olmayacaktır. Maktulün yakınları, eş ve çocukları, çevresinde yaşayan dost ve ahbapları büyük bir hayal kırıklığı yaşayacaktır. En kötüsü insanlığı yok etmiş ve öldürmüş olacaktır. İnsanlığı ölmüş bir insan hangi güzel değerin sahibi olarak kalabilir ki?

Bütün dinler, haksız yere adam öldürmenin büyük bir suç olduğu konusunda birleşmişlerdir. Öldürmeyi önleme tedbirlerinde farklılık gösterseler de  suçun büyüklüğü konusunda ittifak etmişlerdir. İslâm, haksız yere adam öldürmeyi önlemek, toplumun can güvenliğini sağlamak, onları huzurlu ve mutlu yaşatmak için bu suçu işleyenlere dünyada kısas cezasını öngörmüş, âhirette ise katilin Allah'ın gazabı, laneti ve cehennem azabı ile cezalandırılacağını bildirmiştir.

Bunun çözümü, inancın vicdanları etkiyecek şekilde güçlendirilmesidir. Doğru İslamiyet’in ve İslam’a layık doğruluğun hayata geçirilmesidir. İslam’ın arkasına sığınılarak terör yapılamaz. İslam, terörün her çeşidini reddetmiştir. "İman, ihanetle öldürmeye engeldir, mü'min ihanet suretiyle öldürülmez." (Ebu Dâvud, Cihâd 169, (2769). Dinin anlatılması ikna ile olacaktır. Kılıç ve cebirle din anlatılamaz. Cihat yapıyorum diyerek, dahilde fitne çıkarıp adam öldürenler sadece teröristtirler. 

“Beşeriyeti dehşetli sadmelere uğratan, tehdit eden, anarşiliğin, ifsat ve tahribin, yegâne çaresi ancak ve ancak İlâhî, semâvî bir dinin ezelî ve ebedî hakikatleridir, hakikat-i İslâmiyettir. Risale-i Nur, hakikat-i İslâmiye ve Kur’ânîyeyi müsbet ve müdellel bir şekilde insanlığın nazar-ı tahkikine arz ve ifade etmektedir.” (Barla Lâhikası, s. 9)

Bu haber 514 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU

      NÖBETÇİ ECZANE