Aydın Osmaniye Gazetesi

ORUCUN HİKMETLERİ

Ali SARIKAYA

25Haziran2015, 19:56

Ali SARIKAYA

Ramazan orucu, İslamiyet’in beş şartından birisidir. “Şeair-i İslamiye”dendir. Yani İslam’ın alamet ve işaretlerindendir. İslam’ı temsil eder, onun sembolüdür. Bayrak nasıl bir ülkeyi temsil ederse, şeair de İslam’ı temsil eden bir bayrak gibidir. Şeair, bütün Müslümanları ilgilendiren bir konu olduğu için yaşatılmasından bütün Müslümanlar sorumludur. Bu tür meseleleri bir kişi yaşasa bütün Müslümanlar bundan istifade ederler. Terk edilmesinden, hiç kimse tarafından yaşanmamasından da hepsi sorumlu olur.

Ramazan orucunun Allah’ın Rablığına bakan bir yönü vardır. Onun terbiye edici ismi bu ayda daha başka görünür. Allah önüne her türlü nimeti dizmiştir, ancak belli bir süre onlara dokunmasını istemiyor. Kul da bu emre itaat ediyor ve o süre içinde dokunmuyor. Maddi olarak onu hiç kimse, bundan istifadeden alıkoyamazken, kainat Sultanının emrine itaat ederek ona elini sürmüyor. Ne harika bir nefis terbiyesidir bu!

Adeta insan melekleşiyor. Çünkü yiyip içmemek meleklere ait bir özelliktir. Sırf Allah’ın emrine itaat edip yemekten ve her türlü içecek şeylerden uzak durması melek hayatına benzer bir hayattır.

Tabi, rızık noktasında merkez midedir. Ancak insan mideden ibaret değildir. Duyu organları, duyguları, hisleri, hissedemediği hisleri ve hevesleri var. Oruç da topyekûn bir ibadettir. Sadece ağız ve mide ile yapılması yetmiyor. Bütün bu duyu organları ve hisleri ile birlikte tutulması gerekiyor. Davranışlarına bile oruç tutturması gerekiyor. Peygamberî tavsiye bunu ne güzel ifade ediyor. "Oruç bir zırhtır, bir kalkandır. Oruçlu kimse kötü söz söylemesin ve cahillik yapmasın. Eğer herhangi bir kimse kendisiyle dövüşmeye yahut sövüşmeye girişirse, ona iki defa 'Ben oruçluyum' desin. Nefsim elinde olan Allah'a yemin ederim ki, oruçlu ağzın kokusu, Yüce Allah katında misk kokusundan daha temizdir. Yüce Allah: Oruçlu kimse benim için yemesini, içmesini, cinsî arzusunu terk eder. Oruç, yalnız benim içindir, doğrudan doğruya benim için yapılan bir ibadettir. Onun ecrini de doğrudan doğruya ben veririm. Hâlbuki diğer güzel amellerin hepsi on misli ile ödenir."(Buharî, Savm, 2).

İşte nefis terbiyesinin nasıl olması gerektiğini ifade eden en güzel beyan budur. Hem de sonucunda nelerin kazanılacağı ile birlikte ifade edilmiştir.

Allah’ın emrini yerine getirmenin dışında hiçbir emir için insan bu açlığa katlanmaz. Çaresizlik ise başka bir şeydir. Onun için diğer ameller belli bir ölçüye göre mükâfatlandırılırken oruç için böyle bir sayı verilmemektedir. Onun mükâfatının takdiri Allah’a (c.c.) aittir. Onun merhamet hazinesinde yok yoktur, sınır yoktur, sayı yoktur. Ancak sonsuz rahmet kelimeleri ile ifade edebiliyoruz.

“Oruçlunun rahatlayacağı iki sevinç anı vardır: Birisi, iftar ettiği zaman, diğeri de orucunun sevabıyla Rabbine kavuştuğu andır." (Buhârî, Savm 9; Müslim, Sıyâm 163)

Allah’ım! Oruçlarımızı rahmetine uygun şekilde kabul et. Bizim yaptıklarımıza bakarak değil rahmetinin genişliğine göre mükâfatlandır. Nebiyyi Ekremi’in (a.s.m.)senden neyi nasıl istedi ise biz de onları öyle istiyoruz. Nelerden sana sığındı ise biz de onlardan sana sığınıyoruz.

“Hayat-ı ebediye esâsâtını ve saadet-i uhreviye levâzımâtını tedârik etmek için verilen akıl, kalb, göz ve dil gibi güzel hediye-i Rahmâniyeyi Cehennem kapılarını sana açacak çirkin bir sûrete çevirme.

"Yâ Rab, kusurumuzu affet. Bizi Kendine kul kabul et. Emânetini kabzetmek zamanına kadar bizi emânette emîn kıl. Amin!" (Sözler, Sayfa 33)

ali_sarikaya@yahoo.com

Bu haber 548 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU