Aydın Osmaniye Gazetesi

MissSare

HER ŞEYİN TEMELİ İMANDIR

Ali SARIKAYA

05Haziran2015, 07:31

Ali SARIKAYA

İnsan, muhteşem bir sanat, harika bir plan… Tesadüfün işlemeyeceği bir alan… Hiçbir sanat eseri tesadüflerle ortaya çıkmıyor. Mutlaka iyi bir plan ve programa dayanıyor. Göze ve duygulara hitap eden bir yönü vardır. Bu durum tesadüfü kabul etmemektedir.

Sanat eseri, içinde ince hünerleri saklar. İnce hünerlerin olduğu yerde ise tesadüf olmaz. Nazik sanatlar, her şeyi yerli yerine koymayı gerektirir. Bu da arkasında bir sanatkâr eli var demektir.

Sanatın sanatkâr ile olan bağlantısına iman denmektedir. Sanatın üzerindeki hünerlerin açığa çıkması, kabul edilip benimsenmesidir. Hangi terennümler ile sanatkârını hatırlatmakta olduğunun kabul edilmesidir.

İman temeldir. İlahî bir boya, gözleri gönülleri aydınlatan muhteşem bir ciladır. İnancını yitiren insan hayata dair her şeyini yitirmiştir. İnsanın elinde inançtan daha büyük bir siper yoktur. O sipere doğru şekilde yaslanan birini yıkacak bir silah da yoktur.

İbadette ve ahlakta görülen zaaflar, işin özüne bakıldığında inançtaki zayıflıktan veya inancın doğru kullanılmamasından kaynaklanmaktadır.

İman temeli üzerine oturmayan hiçbir yapı süreklilik arz edemez.

İman insanı insan eder, belki de sultan eder.

Ondan daha büyük bir saltanat yoktur. Dünyevi saltanatlar yok olup gidebilir. İman saltanatında yok olma yoktur.

Bir toplumun sosyal bünyesindeki sıkıntıları düzeltmek için işe iman temelinden başlamak gereklidir. Buradaki hastalık tedavi edilmez ise tedbir ve çareler geçici olmaya namzettir. Köklü çözüm çıkmaz. Temelleri sarsılmış bir yapıyı boya badana ile kurtarmak mümkün olmadığı gibi.

Gövdesine kurt girmiş bir ağacın dal ve yapraklarını ilaçlamak, ağacı kurtarmaya yetmeyecektir.

         Moral olarak çökmüş bir kimsenin, vücudu sağlam ve sağlıklı kalamaz. Moral değerleri yüksek bir kimse, hastalıkları daha çabuk atlatacaktır. Bu durumu tıp ilmi de doğrulamaktadır.

         İman, bir ağaç için kök ve gövde; vücut için ruh konumundadır.

İslam’ın diğer emirleri, iman temeli üzerine bina edilmektedir. Önce iman esasları, sonra diğer hükümler gelmektedir. İmanın önceliği vardır. İman olmadan, İslam’ın istediği ibadet ve ahlaki davranışlar olmamaktadır. Peygamberimizin (a.s.m.) hayatına bakıldığında Mekke dönemindeki çabalarının büyük çoğunluğunun imanı yerleştirmekle geçtiği görülecektir.

İslam’ın istediği ahlaki davranışlar, insanlığın ortak malı olan şeylerdir. Bütün dinlerin ufuk hedefleridir onlar. Mesela, doğruluk bütün dinlerin ve insanların olmasını istediği bir davranıştır. Hangi dine inanırsa inansın veya hiçbir dine inanmasın, doğruluğa taraf olacak, onun zıddı olan davranışlara karşı olacaktır. İnsan olmanın gereği budur.

İslam, doğru olmayı isterken fıtratı seslendirmektedir. Hamurunda var olanı istemektedir.

Yalanı hiçbir din kabul etmez. İnsanlar da hoş karşılamazlar. Yani, İslam’ın istediği şeyler fıtrata aykırı şeyler değil. İslam’ın diğer emirlerini de buna kıyas etmek mümkündür.

Sağlam bir inanç olmazsa dış etkenler, fıtri duyguları hırpalamaktadır. Allah’a hesap verme duygusu, insanları doğruluğun yanında yer almaya, yalana karşı direnmeye sevk etmektedir. İnancı zayıflatmak, hak ve doğrulukta sebat etmeyi, kararlı davranmayı zayıflatmaktadır.

İnsan denilen bu harika sanat eserini ışıklandırıp aydınlatacak olan iman nurudur. İman sayesinde hem kendini hem de çevresini aydınlatacaktır. Kendini ve çevresini doğru okuyacaktır. Olaylara ve çevreye, hep menfaat açısından bakmayacak, kurulu nizama saygılı olacak, menfaatini ön plana çıkarmayacaktır.

Menfaat denen duygu ölçü olamaz. O, başkasına verirken farklı, kendisine alırken daha farklı olur. Böyle olmasa menfaat olmaz. Bu ise bir haksızlıktır. Onun için İslam, hakkaniyetten yana olmayı istemektedir.

İslam’ı yaşamak demek, “Ben” merkezli yaşamamak demektir. Ortak aklı ve ortak hayatı benimsemek ve değer vermektir. Bu sistemin kurucusu, benden ne istiyor diye düşünmektir. Bunu hep ön planda tutarak yaşamaktır. Herkesin yaratılıştan sahip olduğu hak ve hürriyetlere saygılı davranmaktır. Bunu bütün varlıklar için bir hak olarak kabul etmektir.

Dünya herkesin ortak kullanımına sunulmuştur. Herkes, herkesin hakkına saygılı olmak durumundadır.

ali_sarikaya@yahoo.com

Bu haber 602 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU