Aydın Osmaniye Gazetesi

MissSare

DİNDAR İNSANLAR KAVGACI MI…

Doç.Dr.Mehmet CİHANGİR

30Mayıs2015, 09:35

Doç.Dr.Mehmet CİHANGİR

Başka başlık bulamadım yazıma.

Lütfen hoşgörülsün.

Bu satırların yazarının siyasete ve siyasetçiye karşı tavrını okurları çok iyi bilirler.

Ancak yeni okurlar için güncelleyeyim.

“Ben dindarın yanındayım”

“Dindar” ifadesini iyi anlayanlarla beraberim…

Yani.

“Bizim parti dindardır”, o halde hoca bizimledir sığ anlayışının  dışındayım.

Bu yazımı samimi dindarlar için hazırladım.

Daha doğrusu çok samimi dindar ve sevdiğim bir kardeşimin bana oyumu kime vermemin münasip olacağını ifade eden bir mesajı nedeniyle hazırladım.

Bu kardeşim gözlemlediğim kadarıyla güzel bir Müslüman…

Yine izlenimlerime göre tam bir dindar.

“…. Nedenlerle falan partiyi destekleme kararımızda seni de yanımızda görmek isteriz”

Mesaj aynen böyle…

Bu mesaj benim patlama noktam oldu.

Satırların bundan sonrasını kendini dindar addetmeyen okuyucularım arzu ederlerse okumasınlar…

Hatta lütfen okumasınlar.

Muhatabım dindar kitledir.

Ve sorularım da onadır:

Dindar kardeşim… En son ne zaman kavga etmiştik birlikte ve omuz omuza ve kime karşı?

Ve dahi nerede, nerelerde birlikte ağlamıştık?

Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür. Yani unutmuşsa hoşgörülür.

Belki unutmuş olabilirsin…

Bu ülke insanı 1982’de Kenan Evren’in Çukurova Üniversitesi’ni ziyareti sırasında ilk kez kız öğrencinin başındaki örtüye el uzatıldığında ağladı sayın arkadaşım.

Daha sonra başörtüsü yasağının tüm ülkeyi yakıp kavurduğu dönemlerde sadece bu eyleme uğrayan çocuklarımız ve yakınları ağladı ve biz bunları hiç görmedik.

Ne zaman tekrar ağladık sayın arkadaşım hatırlar mısın?

Tüm protokolün önünde, başörtülü liseli okul birincisini kaymakam korkusuyla salondan çıkartan milli eğitim müdürünün eyleminin ardından o başörtülü yavrumuz hıçkırıp ağlayarak salondan çıkışı TV’lere yansıyınca ağladık.

Başka zamanlarda da ağladık sevgili kardeşim.

Oğlunun yemin töreni için ülkenin bir ucundan gelen anneyi başörtüsü nedeniyle içeri almamaları karşısında titreyerek ağlayan annenin dramı TV’lere yansıyınca ağladık.

Hepimizin seçip meclise gönderdiği vekilimizi yemin ettirmeyip, “dışarı, dışarı” diye “meclis salonundan attıkları zaman ağladık.

Hem de hıçkıra hıçkıra…

Başörtülü çalıştığı için işinden atılıveren öğretmenleri, memurları, dindar oldukları için TSK’dan atılan subay ve astsubayları gördüğümüzde ağladık.

Başörtülü olduğu için okula kayıt yaptıramayan Cumhurbaşkanı eşlerini gördüğümüzde ağladık.

İmam hatip lisesini bitirip puanları parça parça kesilen çocuklarımıza ağladık.

Katsayı zulmüne ağladık.

Her sabah masamızda “işten atıldın” yazılı evrakı görme korkusuyla ayaklarımız titreyerek geldiğimiz üniversitede dindarlığı yüzünden üniversiteden atılan hocalarımıza ağladık.

Acizliğimiz ve güçsüzlüğümüz için ağladık…

Ve dayanamayıp meydanlara çıktık.

Kavgaysa kavga yapacaktık, mücadeleyse mücadele.

Önce Cuma namazı çıkışları.

Nerede büyük gruplar toplandıysa orada tepki verildi.

Beyazıt Meydanında İstanbul Üniversitesine alınmayan kızlarımızı simge alıp her yerde direnişler yapıldı.

Tepki adına İstanbul’da bir milyon insan yürüdü…

Ve günümüzün iktidar partisi hükümet oldu.

Önce iktidar oldular, uzun bir süre sonra da muktedir.

Ve bunların hepsi bitti.

Allahım ebediyen razı olsun mimarlarından.

Dindar insanlar, ülkenin çocukları kızları nefes aldılar.

Çocukları rahatlayan anne babalar olarak bizler de .

Din adına, dindarlık adına ne varsa yaptılar.

Bir cemaat lideri iktidar olsaydı daha ötesi mümkün değil olmazdı.

O halde…

Bana gelen mesajların perde gerisinde ne ola ki…

Evimin karşısında çok dindar bilinen iki partinin mensuplarının seçim bürosu var.

Ezan okunur okunmaz hepsi birlikte camiye geçiyorlar namaz için.

Yani bu kadar samimiler.

Ancak…

Tarafıma siyaset sorulduğunda cevabım hep şu olmuştur:

“Ne vakit durum vehamet boyutuna gelir o zaman görev addederim. Onun dışında mevcutlara destek vermek elzemdir.”

Siyasetin dışındayım ama bugün bir tehlike sezinliyorum.

12 yıldır hükümet olan bir iktidarın yıpranmaması düşünülemez.

Hükümetin bu dönemde tek başına iktidar olamaması gibi bir tehlike var ortada.

Tehlike ifadesini bilerek kullanıyorum.

Evet tehlikedir bu durum.

Yukarıda yazıklarımın yenilenmesi adına tehlikedir.

Bu tehlikenin bertaraf edilmesi adına bana mesaj gönderen dostuma ve o dostum durumunda olan diğer dindar kardeşlerime sormak isterim:

Verdiğiniz oylar asla bir vekil çıkartmayacak. Zira oranlar yüzde bir, iki, üç, belki de dört.

Velev ki yüzde 9 olsun.

Oylarınız nereye gidecek sizce.

Ülke genelinde yüzde 3 aldık diye sevineceksiniz öyle mi.

Sonra da eskiye dönüş oldu diye oturup ağlayacaksınız.

Dindar insan bunun hesabını yapabiliyorsa dindardır.

Bu hesabı yapamıyorsanız sonuç bellidir.

Meydanlara çıkıp yine bağıracağız.

“Kahrolsun İsrail”

Kavgayı sevdiğimizi söylemiştim.

Mutlu haftalar dileklerimle…

Bu haber 1077 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU