Aydın Osmaniye Gazetesi

BERAT GECESİ

Ali SARIKAYA

29Mayıs2015, 21:34

Ali SARIKAYA

         Mübarek gecelerden birinin daha gölgesi üzerimize düştü. Geçmiş ümmetlere göre kısa ömürlü denecek kadar az olan Muhammed ümmetinin ömrünü uzatmak, uzun bir ömürde elde edilecek neticeleri hasıl etmek üzere imdadımıza yetişti. Onun kutsiyetinden faydalanmak üzere herkes elinden geleni yapmaya çalışmalıdır. Dünyevi bir mal bölüşülürken nasıl insanlar hep öne çıkmak isterler, fazla pay elde etmeye çalışırlar. En önde ve en fazla kazanmayı isterler. Herkesten önde olmayı ve herkesten fazla kazanmayı istemenin önemli bir zaman dilimi nasibimize düştü. Kârlı bir ticaret yapmak isteyenlerin önünde büyük bir fırsat var. Bire yirmi bin kazanma fırsatı var. Herkes idrakinin seviyesine göre değerlendirecektir.

         Kadir gecesinden sonra en önemli gecelerden biridir Berat gecesi. Kadir gecesinde bire otuz bin sevap verilirken bu gecede bire yirmi bin verilmektedir. Elli senelik bir ömrü kazandıracak neticeler bu gecede elde edilebilir.

         Resûlullah Efendimiz (asm) buyurur ki: “Şaban ayının on beşinci gecesi geldiğinde geceyi namazla, gündüzü de oruçla ikame edin. O gece güneş battıktan sonra Yüce Allah rahmetiyle dünya semasına iner ve şöyle seslenir: ‘Tevbe eden yok mu? Af ve mağfiret edeyim! Rızık isteyen yok mu? Rızıklandırayım! Musîbetten kurtulmak isteyen yok mu? Selâmet ve âfiyet vereyim!’ Bu durum fecrin doğmasına kadar devam eder.”[1]

         Bu gecede kulların geleceği ile ilgili kararlar verilmektedir. Allah’ın ilmi geleceği de kuşattığı için kullarının neler yapıp neler yapmayacağını bilmektedir. Bu bilgiye uygun olarak tespitler yapılmaktadır. Gelecek Berata kadar rızıklar, ameller ve emellerin tespiti yapılmaktadır.

         Yeni bir kararla ve kararlılıkla hayatımızın sayfalarındaki kara lekeleri silip yerine güzel levhalar eklemek elimizdedir. İşte bu gece böyle bir kararın verilebileceği bir gecedir. Kendi dünyamızda kral biziz. Kararları vermekte ve almakta serbestiz. Öyleyse doğru bir kararla doğru hedeflere koşmanın tam zamanıdır. Rahmetin sağanak halinde geldiği günlerdeyiz. Bundan kaçmak kula yakışmaz. Herkes kendine layık gördüğünü yapacaktır.

         Kendine yürüyerek gelen kullarını, Allah’ın rahmeti koşarak karşılayacaktır. Çünkü o kullarını çok seviyor. Kulu kendine isyan etse de o sevmeye devam ediyor. Rızkını kesmiyor. Ömrünü kesmiyor. Sağlığını bitirmiyor. Eşin dostun seni bir seviyorsa o bin seviyor. Bu sevgiyi karşılıksız bırakmak olur mu? Yakışır mı?

         Peygamberimiz (a.s.m.) Şaban ayının on üçüncü gecesi başını secdeye koyar ve ümmetinin bağışlanmasını ister. Allah üçte birini bağışlar. On dördüncü gecesi tekrar secdeye başını koyar ve ümmetinin bağışlanmasını ister. Allah üçte ikisini bağışlar. On beşinci gecesi tekrar başını secdeye koyar ve ümmetinin tamamının bağışlanmasını ister. Allah’tan yüz çevirenler hariç hepsinin bağışlandığı müjdesini alır. Böyle şefkatli bir peygambere ümmet olmanın hazzını yaşamak ve layık olmanın çabasını göstermek gereklidir.

         Allah kulunu kendine itaat ederken görmek istiyor. Peygamber ümmetini istiyor. Bunlardan kaçmak hangi insana yakışır?

         Bu gece doğrudan Allah’a yönelip bütün isteklerimizi ona arz edip, onun merhametini istemek zamanıdır. Bu gecede Allah’ın rahmeti coşacak. Allah’ın, Kelp kabilesinin koyunlarının tüyleri sayısınca insanı affedeceğini Peygamberimiz Efendimiz (a.s.m.) haber vermektedir. Bağışlananların aransa girmeye çalışmak lazım.

         Kendimiz, aile efradımız, dostlarımız ve İslam dünyasının huzur ve selameti için dua edelim. İnsanlık için dua edelim. Ahrete göçen dostlarımızı da unutmayalım.

         Kandiliniz mübarek olsun.

ali_sarikaya@yahoo.com



[1] İbn-i Mâce, İ. Salah, 191.

Bu haber 471 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU