Aydın Osmaniye Gazetesi

ÇANAKKALEDE BİTMEYEN NÖBET

Ali SARIKAYA

19Mart2015, 20:24

Ali SARIKAYA

         Tarihe altın harflerle yazılacak önemli destanlardan birisi de Çanakkale savaşıdır. Bir milletin “boğazının” sıkıldığı, topyekûn yok edilmek istendiği bir savaş. Silahını omuzunda taşıyacak durumda olan 13-14 yaşındaki çocuktan yukarı her yaştaki insanın, dünyanın bütün Müslüman milletlerinin evlatları omuz omuza, büyük bir coşku ile ölüme koşmuşlardır. Gözünün önünde, önündeki siperde ölenin yerini gözünü kırpmadan doldurmuş, onların ölümünü gören bir gerideki siperde olanlar hemen onların yerini almışlardır. Daha gerideki siperde olanlar ise kendi cenaze namazlarını kılarak ön siperlere koşmuşlardır.

         Babaları Balkan savaşlarında şehit düşen Edirne İdadisi öğrencileri Balıkesir Sultanisine yatılı olarak nakledilmişlerdi. Bu öğrencilerden 25 izci öğrenci gönüllü olarak Çanakkale’ye katılmışlar ve geri dönen olmamış, hepsi şehit olmuşlar. Balıkesir lisesindeki 8-12. Sınıf öğrencilerinden 100 kadarı Çanakkale savaşlarına gönüllü olarak katılmışlar, çok azı geri dönebilmiştir.

         Dünyanın her yerinden Çanakkale’de şehitler yatmaktadır.

         Çanakkale ile ilgili en güzel destanı yazan, İstiklal Marşı şairi Mehmet Akif Ersoy devlet tarafından ilk defa 29 Aralık 1976 yılında anılabilmiştir. Savaşın en önemli komutanları Cevat ve Esat paşaların adı ise hala tarih kitaplarında yoktur. Kendi tarihimize bu vefasızlık nasıl izah edilebilir?

         Her ne ise…

         Bugün Çanakkale’de bitmeyen nöbetin hikâyesini nakledeceğiz. Vehbi Vakkasoğlu’nun “Çanakkale Bir Destandır” adlı kitabından.

Faruk Demir anlatıyor:

''Makam arabamın arka koltuğunda bir göreve gidiyorum. Yol uzayınca, elimdeki gazetenin hatıralar bölümünü okumaya başlıyorum. Okuduğum yazının bana ilham ettiği birkaç cümle dökülüyor ağzımdan:

'''Yahu bu millet gerçekten çok büyük bir millet...'

''Şoförüm Ünver'le göz göze geliyoruz dikiz aynasından... Onun bakışları sorduğu için hemen ekliyorum:

''' Okuduğum hatıra beni çok duygulandırdı. Manevi gücü hafif görmemek lazım.'

''Okuduğum hatırayı kısaca özetledim. Nerden bilebilirdim ki, buna benzer bir hatırayı da şoförümün bizzat yaşadığını?..

''Efendim, o dediğiniz benzer bir hadiseyi ben Çanakkale'de yaşadım.'

''Çanakkale Savaşlarında mı? Yahu senin yaşın ne ki Çanakkale'den hatıran olsun?'

''Hayır efendim... Çanakkale Savaşlarıyla ilgili, ama o tarihten değil ... Çok sonralara ait...'

''Bu defa beni bir merak alıp sardı. Başımı öne doğru uzatıp emir verir gibi rica ettim:

''Anlat bakalım, bizzat yaşadığın o hatırayı! Neymiş biz de bilelim...2

''Şoförüm Ünver şunları anlattı:

''Ben askerdeyken oldu. Bir deniz astsubayı ile birlikte jeep içerisinde Çanakkale'nin Kirtepe Köyüne gidecektik. Bir akşamüstü karargâhtan çıktık. Kirtepe Köyü yakınlarında yolda giderken, jeepin farları karşıma acayip bir müfreze çıkardı. Nasıl heyecanlandım, nasıl frene bastım, bende bilmiyorum.

"Jeep zınk diye durunca, astsubayım neredeyse camdan fırlayacaktı. Döndü, bana biraz da sertçe sordu:

“Ne var, neden durdun?

"Elim ayağım tir tir titriyordu. Dedim ki:

"Komutanım, siz görmüyor musunuz? Önümüzde tüfekli, teçhizatlı bir manga asker, yolu bölmüş gidiyor. Bakınız, hemen ilerde...

"Bu askerlerin kıyafetleri şimdiki gibi değildi. Ben kim olduklarını, ne olduklarını anlamadığım için aptallaşmışken, astsubayım gözlerini ovuşturup yerinden kalktı, oturdu ve mırıldandı:

"Çanakkale Harbindeki askerlerin kıyafetleri bu... Başlarında fes var; hepsi poturlu...

"Siz de gördünüz mü komutanım?

"Görmez miyim? Nizami adımla karşıya geçiyorlar. Biz rüya görmüyoruz, değil mi?

"Hayır komutanım! Görevdeyiz; Kirtepe Köyüne gidiyoruz.

"Ama ben hayal gördüğümü sanıyorum. Sen de görüyor musun?

"Görüyorum komutanım, görüyorum. Nedir bu böyle?..

"Hiçbir şey söylemeden müfreze geçene kadar bekledik. Yolun karşısına geçip ağaçlık arazide bir sis bulutu gibi kayboldular.

"İkimiz de donduk kaldık. Jeepi hareket ettirip ilerlemeye başladık, ama ikimizin de benzi kül gibi... Kirtepe Köyüne vardığımızda, bizim şoke olmuş halimizi gören kahveden yaşlı bir amca, yarı muzip gülerek halimizi hatırımızı sordu:

"Ne o komutanım, nöbet mangasına mı rasgeldiniz yoksa?

"Şeyyy, evet... Nedir bu, anlatır mısınız? Siz de mi gördünüz yoksa?

"İhtiyar adam, ah komutanım, ah, diye başladı söze ve şöyle devam etti: Bu manga, Çanakkale Savaşında nöbet tutan mangadır. Fransızlar bu bir manga askeri şehit etmişler o zaman... Ama bu şehit manganın askerleri, ne hikmettir bilinmez, her akşam güneş battıktan sonra görevini yerine getirmek için gidiyormuş gibi uzaklardan gelirler, yolu karşıdan karşıya geçerler, ormanın içine yürüyüp kaybolurlar... Nöbet mangası onlar"

Allah hepsine rahmet eylesin. Manevi himmetlerini bu milletin üzerinden eksik etmesin. Âmin!

ali_sarikaya@yahoo.com

Bu haber 1355 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU