Aydın Osmaniye Gazetesi

MissSare

HALKA HİZMET HAKKA HİZMETTİR

Ali SARIKAYA

25Aralık2014, 18:04

Ali SARIKAYA

         Peygamber Efendimiz (a.s.) halka hizmeti çok yüksek bir üslupla ifade etmiş ve şöyle buyurmuştur: “Kavmin efendisi, onlara hizmet edendir.” (Keşfü’l-Hafa,1:462, hadis no:1515.)

         İnsanoğlunun dünyaya geliş gayelerinden birisi de dünyayı imar etmektir. Birlikte yaşamanın usul ve yollarını bulmak ve uygulamaktır. Çünkü insan toplu yaşamaya mecburdur. Birbirinin emeğini adil bir şekilde paylaşması gerekmektedir. Bunun için de doğru kurallarla insanlara rehberlik etmektir. Yönetenler bir çoban hassasiyeti ile vatandaşlarına yol göstermek ve onları hakkaniyet üzere idare etmekle yükümlüdürler. İdarecilik zor zanaattır. Alkışlayanları olduğu gibi tel ’in edenleri de olacaktır. Cemil Meriç’in dediği gibi, “Her büyük adam kucağında yaşadığı cemiyetin üvey evladıdır.” (Bu Ülke, S.37) milletlerin tarihine bakıldığında görülecektir ki, önce kahraman olarak birçok insanı alkışlamışlar, sonra ise bedelini onları öldürerek ödetmişlerdir. Buna rağmen, büyük insan herkesin düştüğü yerde ayakta kalmayı başaran insandır. Onun için büyük insanlar üvey evlat muamelesi görmüşlerdir. Yurdundan hicret etmeyen hiçbir peygamber yoktur. Onlar ki insanlığın medar-ı iftiharıdırlar. Onlar yurtlarından sürülmüşler ise diğerlerinin üvey evlat muamelesi görmesi çok sayılmaz. Efendi olmak için bu çileleri göğüslemek gerekmektedir.

         Eğer rahat yatakta hizmet etmek mümkün olsaydı, belanın en çetini peygamberlere gelmezdi. Peygamberlerin atası İbrahim (a.s.) önce canı ile, sonra namusu ile, daha sonra da evladı ile imtihan edilmezdi. Onlar en çetin imtihanları birer birer verip vazifelerini bihakkın yapmışlardır. Zafer de bu imtihanların sonucunda gelmiştir.

Cemil Meriç der ki: “Fildişi kuleye kapananlar bilerek veya bilmeyerek şerrin zaferini kolaylaştırmış olurlar.” (Bu Ülke, s. 44) Evet hiçbir hizmet yapmadan başarı gelmiyor. Her doğum sancılıdır. Nur topu evlat bu zahmetlerin arkasından dünyaya teşrif etmektedir. O zahmetleri göze alamayanlar, hiçbir sonuç elde edemeyeceklerdir. Hayırlı işlere yardım etmeyenler, şerli işlerin önünü açmakta, onların girişlerini kolaylaştırmaktadırlar. Bu durum şeytana arkadaş olmaktır.

“Hakkın hatırı âlidir, hiçbir hatıra feda edilmez.” (Divan-ı Harb-i Örfi, Sayfa 43) Hakkın hatırını yüceltmek için, zahmet çekmek gibi bir bedel ödenebilir. Tarih bunun örnekleri ile doludur. Haksızlığın olmaması için de sesini yükseltmek, gücü yetiyorsa eliyle engel olmak, bu da olmuyorsa taraftar olmamak gerektir. Safdirik taraftarlar yüzünden bazen büyük hak zayiatları olmaktadır. Buna meydan vermemek her insanın kendi elindedir. Haydi eli ve dili engel olamıyor, gönlü de başkasının emrinde değil ya, bari gönlüne sahip çıksın, kötülüğe taraf olmasın. En azından bunu yapsın.

Düşmanın merhametine sığınmak yerine kendi imanına güvenmek, gayret ve çabasını artırmak daha doğru bir yoldur. Zalimin merhameti mi var ki ona sığınılsın. Önce gözünü oyar sonra da niye görmüyorsun diye seni suçlar. Zalimlere meyletmek, onların zulmüne ortak olmak demektir. Zulmü alkışlamak, zalimi sevmek insan haysiyeti taşıyan hiç kimseye yakışmaz. Müslümana ise asla yakışmaz.

ali_sarikaya@yahoo.com

Bu haber 657 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU