Aydın Osmaniye Gazetesi

SOKAKLARI KARIŞTIRMAK BİR TERÖR SUÇUDUR

Ali SARIKAYA

11Ekim2014, 09:46

Ali SARIKAYA

Terör; yıldırma, tedhiş, korkutma, anarşi olarak tarif edilmektedir. İdare etme sanatı açısından en kıymetli şey huzur ve sükundur. Milletin ve memleketin huzurunu bozacak her şey kalkınmaya vurulmuş bir darbedir. Devletin asli görevi asayişi temin etmektir. Allah, Kur’an-ı Kerim’de terör ve terör suçlarına karışanlarla alakalı olarak şöyle buyurmaktadır: “Allah’a ve Resûlüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut o yerden sürülmeleridir. Bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır.”(Maide Suresi, Ayet: 33) Âyet-i kerimede “Allah’a ve Rasûlüne karşı savaş ve yeryüzünde bozgunculuk” şeklinde ifade edilen suç, terör, yol kesme, kan dökme, eşkiyalık, yağmalama, masum insanları öldürme gibi toplumun huzur ve sükûnunu bozmaya yönelik eylemlerdir. Bu âyet, terör, eşkiyalık ve yağmalama gibi toplumun huzurunu bozan gayr-ı meşru eylemlerin ne derece tehlikeli olduğuna işaret etmektedir. İslam hukukuna göre yol kesen ve cana kıyan kimseye devletin adalet kurumu öldürme cezasını uygular. (H.Karaman, İslam Hukuku, s. 127) böyle terör suçlarından dolayı ölüm cezasına çarptırılan kimsenin bu cezasını devlet yok sayamaz, affetme yetkisine de sahip değildir. (H.Karaman, İslam Hukuku, s. 127) Terör suçu devletin ve milletin huzur ve güvenliğine yönelik bir suç olması hasebiyle büyük suçlardan kabul edilmiştir. Devletin ana görevlerinden birisi de huzur ve güven ortamını sağlamaktır. Huzur ve güveni bozacak her türlü hareketi önlemek üzere devlet kendini programlayacaktır. Çünkü en öncelikli görevlerinden birisi budur. Huzur ve güven ortamı olmazsa diğer yapacağı işleri da iyi yapamayacaktır. Eğitiminden sağlığına, imardan ulaşıma yapması gereken birçok iş aksayacak veya yapılamayacaktır. Şu halde devlet kavramının en önemli ve öncelikli işi, sınırları içinde, huzur ve güven ortamını meydana getirmektir. Bugünkü hukuk açısından cezanın şeklinde farlı uygulamalar olsa da, terörle mücadeleye giren insanların hislerini rahatlatmak bakımından bu hükümlerin bilinmesinde fayda vardır. Terör, bir insanlık suçudur. Terör suçunu işleyen, hiçbir savaş kuralına uymamaktadır. Savaşta bile din adamları, eğitimle uğraşanlar, kadınlar, ihtiyar ve çocuklar, cephe gerisindeki sivil halk öldürülemez. Bizim tarihimiz bunların binlerce örnekleri ile doludur. Bu terör belasına bulaşanların hiçbir değer yargısı yoktur. Ölçüsü yoktur. İnancı yoktur. İnsana saygısı yoktur. Böyle bir güruha karşı devletin veya kişinin vicdani sorumluluk duyması mümkün değildir. Okul yaktığı için, sokakta tedhiş hareketleri yaptığı için gurur duyan acaba hangi değer yargısına bağlıdır? Hele fiilen olaylara karışmış, adam öldürmüş, hiçbir kutsal değere kıymet vermemiş birine insaf ile bakmak olamaz. Hangi hukuk sokak çatışmalarını meşru sayabilir? Terör bir insanlık suçudur. Ona merhamet ile bakılamaz. Destek verilemez. Terör suçu işleyerek hiçbir hak aranamaz. Hak aramanın meşru yolları vardır. Terör bir hak arama yolu değildir. Sebep ne olursa olsun bu böyledir. İnsanlar zaman zaman haksızlığa da uğrayabilirler. Bunu gidermenin yolu hiçbir zaman terör olamaz. Meşru yollardan hakkını alabiliyorsa hukuk çerçevesinde elbette hakkını arayacaktır. Dünyada bu mümkün olmadı ise bunun ahireti de var. Cehennem ve Sakar gibi bir hapsi olan Allah’ın adaletine güvenmek ve itimat etmek gerektir. O hiçbir hakkı yerde koymaz. Boynuzsuz koyunun hakkını boynuzlu koyundan alacak bir ince adalet uygulayacaktır. O halde terörle hak aramaya kalkmak en büyük bir haksızlıktır. ali_sarikaya@yahoo.com

Bu haber 682 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU

      NÖBETÇİ ECZANE