Aydın Osmaniye Gazetesi

MissSare

ALİ TÜRKMEN’İ RAHMETİN KUCAĞINA UĞURLADIK

Ali SARIKAYA

09Ağustos2014, 09:21

Ali SARIKAYA

Kendisi ile kırk yıla yakın tanışıklığımız var. O yıllarda lisede öğrenci idi. Ben de atama beklerken Osmaniye’ye gelmiş ve yaz aylarını burada geçirmiştim. Kalecik Köyünde bir Kur’an kursu binası yapılıyor ve hemen çevresinde Ceyhan Kur’an Kursu öğrencileri çadırlarda öğrenimine devam ediyordu. Biz de onlara yardımcı oluyorduk. Böylece ilk tanışıklığımız 1976 yılına uzanmaktadır.

                Daha sonra Doğu Akdeniz Gazetesini birkaç arkadaşla birlikte çıkardılar ve bende orada köşe yazarlığı yapmaya başladım. Sonra benim tayinim çıktı ve Diyarbakır Silvan’a gittim. Yazılarıma oradan devam ettim. Bir süre sonra gazeteyi çıkaran elemanlar dağılınca gazete de çıkarılamadı.

                Bir eğitim yılı sonra ben tekrar Osmaniye Derviş Paşa Ortaokuluna (o zaman ortaokuldu) tayinim çıktı ve Ali Türkmen ile bu defa aynı evde birlikte kalmaya başladık. Bir yıla yakın da böyle geçti.

                Hayat böyle bir şey işte. Zaman zaman ayrı illerde çalışsak da daha sonra uzun süre Osmaniye’de öğretmen olarak da birlikte çalıştık. Dünyanın nimetini de nıkmetini de gördük. Ama hayat devam etti ve bu günlere geldik.

                Bir hayat yolculuğunun sonuna 08/08/2014 Cuma günü noktayı koyduk.  Belki ileriye dönük hayaller devam ediyordu, yapacak çok şeyler vardı, henüz bitirilmemiş fakat bitirilmesi gereken işler vardı Cuma günü bunların hepsi bitti ve hayatın dünyaya ait kısmına bir nokta koyduk. Rahmetin kucağına Ali Türkmen’i tevdi ettik.

Kıssaların en güzeli olan Yusuf (a.s.) kıssasının sonunda  Yusuf (a.s.) çileli geçen bir hayatın ardından Mısır’a sultan olur, anne-babasına kavuşur, kardeşleri ile bir araya gelir. Bundan sonra belki de hayatının en mutlu geçecek zamanı gibi görünse de o bir tepeye çıkar ve şöyle dua eder: “Benim canımı Müslüman olarak al ve beni sâlihlere kat.” (Yusuf Sûresi:101.) “Demek dünyevî, lezzetli saadetten daha câzibedar bir saadet ve daha ferahlı bir vaziyet kabrin arkasında vardır ki, Hazret-i Yûsuf Aleyhisselâm gibi hakîkatbîn bir zât, o gâyet lezzetli bir vaziyet içinde, gâyet acı olan mevti istedi; tâ öteki saadete mazhar olsun. " İşte Kur’ân-ı Hakîmin şu belâgatına hayran ol, bak ki, kıssa-i Yûsuf’un (a.s.m.) hâtimesini ne sûretle haber verdi. O haberi dinleyenlere elem ve esef değil, belki bir müjde, bir sürur ilâve ediyor. Hem irşad ediyor ki: Kabrin arkası için çalışınız! Hakîki saadet ve lezzet ondadır. Hem Hazret-i Yûsuf Aleyhisselâmın Âlî sıddıkiyetini gösteriyor ve diyor: "Dünyanın en parlak ve en sürurlu hÂleti dahi ona gaflet vermiyor, onu meftûn etmiyor; yine âhireti istiyor. " (Mektubat, Sayfa 487)

                Cenab-ı Haktan Ali kardeşime gani gani rahmet diliyorum. Kabri Cennet bahçelerinden bir bahçe olsun. Allah’ın rahmeti çok geniştir, bizim kulluktaki kusurlarımızı affetsin, bizim eksikliklerimize göre değil de kendisinin rahmetinin büyüklüğüne göre muamele eylesin. Âmin! Ailesine ve çocuklarına sabırlar diliyorum.

ali_sarikaya@yahoo.com

Bu haber 842 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU