Aydın Osmaniye Gazetesi

RAMAZAN VE YARDIMLAŞMA

Ali SARIKAYA

10Temmuz2014, 23:44

Ali SARIKAYA

          Allah, insanları rızık cihetinde bir tarağın dişleri gibi eşit yaratmamıştır. Çünkü rızık imtihan sebebidir. Kul, kendisine verilen rızıktan dolayı imtihana çekilecektir. “Sonra o gün, nimetlerden mutlaka hesaba çekileceksiniz.” (Tekasür Suresi 102/8) Bazen Allah nimetlerini bol bol verir ve şükrünü eda edip etmediğinden sorguya çekecektir. Çünkü nimet şükür ister. Hayatın her anı nimetlerle dolu olmasından dolayı her an Allah’a şükür vazifesini yerine getirmek kulun en önemli görevidir.

         Bazen de nimetlerini kısar, az verir o zaman da sabırdan imtihana tabi tutulmaktadır. İnsanoğlu, bol verildiğinde şımarmaya, az verildiğinde de isyana meyillidir. Bunun her ikisi de imtihan sebebidir. Varlıkta şükürden, yoklukta sabırdan imtihan edilmekteyiz.

         Ramazan orucu, bu iki halin bir arada yaşandığı ender ibadetlerdendir. Allah nimeti kulun önüne koymuş ancak dokunmasını istemiyor. Şükrü gerektiren nimet var ancak nimetten istifadeyi bir süreliğine yasaklıyor. Varlıkla yokluk aynı anda yaşanıyor. Buradan bir sır ortaya çıkıyor.

         Kulları arasında kendisine nimet verdiği kimseler olduğu gibi, nimetini az verdiği kimseler de var. İşte bu alan yardımlaşma alanıdır. Nimeti bol verdiklerine bazı sorumluluklar yüklemiştir. Nimet noktasında kendilerinden aşağıda bulunanları görüp gözetecekler, bunu yaparken de minnet altında tutmayacaklar. Çünkü nimetin asıl sahibi Allah’tır. İnsanlar onun emanetçileridir. Mülk sahibi değillerdir. Allah’ın verdiği nimetten, Allah’ın kullarına verirken minnet etme haklarının olmadığını düşüneceklerdir. Allah için vereceklerdir. Emanetçi olduklarını unutmayacaklardır.

         Tam bu noktadan yardımlaşma doğacaktır.

         Oruç da bunun tam mevsimidir. Yokluğun, açlığın, eksikliğin ne demek olduğunu hissederek, yaşayarak anladığı zamandır. Allah’ın verdiği nimetin sadece kendisi için olmadığını, fakirlerin onda malum bir hakkının olduğunu bilecek, vicdanında hissedecek ve sorumluluğunu yerine getirmek için üzerine düşeni yapacaktır. Hemcinslerine şefkat ve merhametini gösterecektir.

         “İyilik ve takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) üzere yardımlaşın. Ama günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Çünkü Allah’ın cezası çok şiddetlidir.”( Mâide Suresi 5/2)

“İnsanlar maişet cihetinde muhtelif bir surette hâlk edilmişler. Cenâb-ı Hak, o ihtilâfa binaen, zenginleri fukaraların muavenetine davet ediyor. Halbuki, zenginler fukaranın acınacak acı hâllerini ve açlıklarını, oruçtaki açlıkla tam hissedebilirler. Eğer oruç olmazsa, nefisperest çok zenginler bulunabilir ki, açlık ve fakirlik ne kadar elîm ve onlar şefkate ne kadar muhtaç olduğunu idrak edemez. Bu cihette insaniyetteki hemcinsine şefkat ise, şükr-ü hakikînin bir esasıdır. Hangi fert olursa olsun, kendinden bir cihette daha fakiri bulabilir; ona karşı şefkate mükelleftir. Eğer nefsine açlık çektirmek mecburiyeti olmazsa, şefkat vasıtasıyla muavenete mükellef olduğu ihsanı ve yardımı yapamaz, yapsa da tam olamaz. Çünkü, hakikî o hâleti kendi nefsinde hissetmiyor.” (Mektubat, Sayfa 389)

ali_sarikaya@yahoo.com

Bu haber 729 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU