Aydın Osmaniye Gazetesi

RAMAZAN ORUCU VE ŞÜKÜR

Ali SARIKAYA

05Temmuz2014, 08:20

Ali SARIKAYA

Bir pazara gittiniz. Her türlü eşya, yiyecekten içeceğe, giyecekten mutfak gereçlerine kadar her şey o pazarda satılmaktadır. Hepsinin üzerinde de bir fiyat yazılıdır. Onlardan herhangi birini alabilmek için üzerindeki yazılı olan bedeli ödemek zorundasınız. Yoksa onu alıp kullanmak mümkün değildir.

                Dünya büyük bir pazar yeri.  Allah her şeyi, her nimeti o Pazar yerinin içine yerleştirmiştir. Akıl ve hayalin yetişmediği şeyleri o pazarın içine yerleştirmiştir. Bolluğuna ve ucuzluğuna bakarak kıymetsiz olduğunu düşünmeyiniz. Eğer onlara bir maddi fiyat konması gerekseydi onları elde edip kullanma imkânı kalmazdı. Hepsi de o kadar kıymetli nimetlerdir. Mesela, her an teneffüs ettiğimiz havayı para ile satın almak zorunda olsaydık, buna gücümüz yeter miydi? Bedava gelince kıymetsiz veya ucuz anlamına gelmemeli. Her an ona muhtacız, hiçbir fiyat ödemiyoruz ama gerçekten en çok ona ihtiyacımız var. Diğer nimetleri de buna kıyas edebiliriz.

                İşte içinde yaşayıp da kıymetini takdir etmediğimiz böyle yüzlerce nimet var. Maddi hiçbir bedel ödemeden bunları kullanmaya devam ediyoruz. Ramazan ayında bunlardan sadece midenin ihtiyacı olan nimetlere kısa bir süreliğine ara verilince ne kadar zorlanıyoruz! On yedi saati aşkın bir süre yiyip içmekten uzak kalınca zorlandığımızı hissediyoruz. Hâlbuki diğer nimetleri kullanmaya devam ediyoruz. Ramazan bunun için önemli bir zaman dilimidir. Kullanıp da kıymetini takdir edemediğimiz nimetlerin kıymetini, değerini bizlere hatırlatmaktadır.

                “Bir padişahın mutfağından bir tablacının getirdiği taamlar bir fiyat ister. Tablacıya bahşiş verildiği hâlde, çok kıymettar olan o nimetleri kıymetsiz zannedip onu in’âm edeni tanımamak nihayet derecede bir belâhet olduğu gibi; Cenâb-ı Hak, hadsiz envâ-ı nimetini nev-i beşere zemin yüzünde neşretmiş, ona mukabil, o nimetlerin fiyatı olarak şükür istiyor. O nimetlerin zâhirî esbabı ve ashabı, tablacı hükmündedirler. O tablacılara bir fiyat veriyoruz, onlara minnettar oluyoruz. Hattâ, müstehak olmadıkları pek çok fazla hürmet ve teşekkürü ediyoruz. Halbuki, Mün’im-i Hakikî, o esbabdan hadsiz derecede, o nimet vasıtasıyla şükre lâyıktır. İşte Ona teşekkür etmek, o nimetleri doğrudan doğruya Ondan bilmek, o nimetlerin kıymetini takdir etmek ve o nimetlere kendi ihtiyacını hissetmekle olur.

İşte, Ramazan-ı Şerifteki oruç, hakikî ve hâlis, azametli ve umumî bir şükrün anahtarıdır. Çünkü, sair vakitlerde mecburiyet tahtında olmayan insanların çoğu, hakikî açlık hissetmedikleri zaman, çok nimetlerin kıymetini derk edemiyor. Kuru bir parça ekmek, tok olan adamlara, hususan zengin olsa, ondaki derece-i nimet anlaşılmıyor. Halbuki, iftar vaktinde, o kuru ekmek, bir mü’minin nazarında çok kıymettar bir nimet-i İlâhiye olduğuna kuvve-i zâikası (dili) şehadet eder. Padişahtan tâ en fukaraya kadar herkes, Ramazan-ı Şerifte o nimetlerin kıymetlerini anlamakla bir şükr-ü mânevîye mazhar olur.” (Mektubat, Sayfa 389)

                Önünüzde bir hayli çok yiyecek şeyler var ama onlara elinizi uzatamıyorsunuz. Çok sevdiğiniz lezzetler var, yiyemiyorsunuz. Bunları kullanmanıza maddi olarak hiçbir engel yok ancak yiyemiyorsunuz. Çünkü emir büyük yerden. Şu süreler içinde bunlara dokunmayacaksın diyor. Burada iki önemli sır var. Biri, bu nimetlerin sahibi olmadığınızı anlıyorsunuz. Bunlar benim mülküm değil, onun için mülkün sahibi bunlara dokunmamı istemiyor. Onun için dokunamıyorum. Onun iznini bekliyorum. Ne zaman izin verirse o zaman dokunabiliyorum diye düşünüyorsunuz.

                Diğeri ise, burada müthiş bir itaat sırrı var. Çok sevdiği yiyecekler önünde beklediği halde onlara dokunmayarak, şiddetle ihtiyacı olduğu halde elini sürmeyerek iyi bir itaat ortaya koyuyor. Nimeti verene şükran borçlu olduğunu fiiliyle gösteriyor. Böylece manevi bir şükür etmiş oluyor.

                Bu anlamda oruç, şükrün önemli bir anahtarıdır. İnsanı asli vazifesine kulluğa yönlendirmektedir. Yere göğe sığdıramadığı hissiyatının ne kadar aciz ve fakir olduğunu ifade ediyor. Gündüz oruçla, gece teravihle, elini ve dilini kötülüklere karşı bağlayarak Allah’a kulluk etmenin önemini yaşayarak hissediyor.

Allah’ım! Bizim hissettiklerimiz, senin bizde görmek istekilerinin yanında bir hiçtir. Bizde görmek istediklerine uygun şekilde bu ramazanı hakkımızda bereketli kıl! Dualarımızı Peygamber Efendimizin duaları ile birlikte bizim dualarımızı da makbul ve kabul eyle! Maddi ve manevi rızıklarımıza bereket ihsan eyle! Âmin!

ali_sarikaya@yahoo.com

Bu haber 692 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU

      NÖBETÇİ ECZANE