Aydın Osmaniye Gazetesi

DUYDUKLARIM DOĞRUYSA…

Doç.Dr.Mehmet CİHANGİR

24Nisan2014, 09:46

Doç.Dr.Mehmet CİHANGİR

Yer Osmaniye’mizin ilçelerinden biri.

Nakleden o ilçenin önde gelen din alimlerinin belki de en zirvedeki kişisi.

Tüylerinizi diken diken etmeli bu duyduklarınız.

Titremeli ve belki de kendimize gelmemize yardım etmeli.

Olayın taraflarından mağdur olanı Suriye’li bir hanım kardeşimiz.

Eşi kardeş kavgasında şehit edilmiş.

Beş küçük yavrusuyla da ilimizin malum bölgesine sığınmış.

Bu çocukların rızkı için evlere gündelikçi gitmiş.

Ancak şehirde yaygın Suriye’li ikinci eş safsatası yüzünden kadınlar ev işlerine çağırmaz olmuşlar bu hanımları.

Bu kez günlük yemek yapan dükkanlarda ev yemekleri yapmaya başlamış bu kardeşimiz.

Birileri yemek siparişi verirse dükkancı üç-beş kuruş vererek çalıştırıyormuş.

Ama bu iş de malum etkilerle kısa sürmüş.

Çevre ve komşulardan gelen yardımlar da yetmez olmuş çocukları geçindirmeye.

Bir gün evdeki tüm yiyecekler tükenmiş.

Sağa çırpınmış kadıncağız, sola çırpınmış…

Ve çaresiz utana sıkıla yardım istemek için bir evin kapısını çalmış.

Evin kapısını 40-45 yaşında bir adam açmış.

Kadın ağlamaklı anlatmış durumu.

Bir parça yemek ya da para talep edecek olmuş.

Gelen cevap kanını dondurmuş bu hanım kardeşimizin.

“Senin gibi güzele verilmez mi canım. Önce içeri bir gel kimse yok evde(!)”

Yıkılmış kadın.

Hızla çıkmış oradan, adeta kaçmış.

Ağlamış dışarılarda, ağlamış, ağlamış..

Sonra “başı sıkışınca uğrayacağı tek merci olduğunu düşündüğü Allah evine, camiye” yönelmiş.

Günlerden Cuma imiş.

Cami görevlisi imam kardeşimiz, her zaman belirtildiği şekliyle dilencilere para vermenin dinen doğru olmadığından bahsederek cemaati uyarmış.

Ardından da eklemiş: Bu hafta paraları camimize topluyoruz (!)

Telkini duyan cemaat kapı önünde bekleyen bu hanım kardeşimize sizce para verir mi?

Ve veren olmamış…

Kadın evde aç bekleyen çocuklarının yanına gidemediğinden bahsettiğim din alimine bir şekilde ulaşmış ve durumu anlatmış.

Burada durun…

Ey kardeşler burada durun…

Kendimizi kontrol için durun.

Hani komşusu aç iken kendi tok yatan Müslüman değildi.

Tokluk ne kelime iki günde bir mangal yakan Müslüman…

Sözün bittiği yerdesin.

Ne namazın, ne ibadetlerin seni kurtarmaya yetmeyebilir.

Yetmeyecektir diyemiyorum ama yetmeyebilir…

Ve sen ey hain Müslüman.

Irz düşmanı zavallı.

Sen ki…

Belki de Cuma namazında ön saftaydın.

Sen ki “PEYGAMBERİ MUHACİR OLAN HİCRET ETMEK ZORUNDA KALAN BİR DİNE” mensupsun.

Bu hanım kardeşlerimizin çektiği acılar peygamberimizin çektiklerine benzemez mi sanırsın?

Çoluk çocuğuna üç beş parça yardımı madem yapmıyorsun bırak kendi dinine hakaret etme…

Ve siz ey Diyanetin değerli mensupları kardeşler.

Siz de bilirsiniz ki kurumlara zekat verilmez, sadaka da verilmez.

Bunlar bizzat fakirin, yolda kalmışın (yani bugünkü malum kardeşlerimizin de) hakkıdır.

Ama sürekli bu paraları Diyanet’in Türkiye’nin en zengin Vakfına toplatırsınız.

Camilere alırsınız.

Caizdir dersiniz.

Hakikaten caiz midir bu paraları almak.

Yan sokakta aç, sefil bekleyen kardeşlerimiz ve çocukları varken…

Elektrik parası, su parası diyerek bu paraları toplamanız caiz midir?

İcazet vererek yanlış yapmıyor musunuz?

Zekaat, sadaka veren az sayıda insan var iken…

Bunları bir din alimi olarak fakirlere yönlendirmeniz gerekmez mi de hep camilere kurslara toplatırsınız.

Kurslar, camiler devletindir.

Bırakın devlet bütçe ayırsın buralara.

Fakirler için Allah’ımın zekat ve sadaka diyerek ayırdığı bütçelere el atmaktan lütfen vazgeçiniz.

Hutbe ve vaazlarda insanlardan istediğiniz paraları insanlar zekat ve sadakadan veriyor bilmiş olunuz.

Yanlış şeyler yazdığımı düşünmüyorum.

Sizlerle fıkıh tartışması yapacak konumda da değilim.

Vicdanımın ve gönlümün kararlarını iletiyorum.

Kendinizi haklı çıkartabilirsiniz.

Ama ne olursunuz şu fakirlerin haklarına artık el uzattırmayın vakıflara, derneklere, kurslara…

Aksi halde…

Kapıyı çalan fakiri yatak odasına davet eden her namussuzun arkına su salmış olursunuz diye endişe ederim.

Nolursunuz bu yazının içeriği için bana mesaj ve benzeri iletiler göndererek tartışma ortamı oluşturmayınız.

Vicdanınız yaptığınızın doğruluğunu teyit ediyorsa devam ediniz.

Ama benim vicdanım sizi doğrulamıyor.

Her zaman ifade ettiğim şekliyle vicdanlarımızı yarıştıracak durumda değiliz.

Vicdanınız ne diyorsa o…

Zira “vicdan mahkemesi şahit istemiyor.”

Ama hareme davet edilen o hanım kardeşimizin “ŞAHİT”lik yapacağı o  mahkemede sizler davalı olabilirsiniz.

Lütfen dikkat.

Mutlu haftalar dileklerimle.

Bu haber 1571 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU

      NÖBETÇİ ECZANE