Aydın Osmaniye Gazetesi

ÇANAKKALE RUHU YENİDEN CANLANMALI

Ali SARIKAYA

23Mart2014, 15:41

Ali SARIKAYA

18 Mart Çanakkale deniz savaşlarının sona erdiği tarihtir. İsimsiz kahramanların resmigeçide çıktığı yerdir. Binlercesinin bir tohum gibi toprağa düşüp arkasından geride kalanlara bir vatan, bir bayrak, bir yaşama hakkı yani hürriyet bahşettiği mübarek topraklardır Çanakkale. Hakkında destanların yazılması gereken yerdir.

         Her bir hatırası büyük bir destan olan bu toprakların mahiyetini ve şehit kanı ile sulanmış bu yerlerin kutsiyetini yeni nesillere aktarmakta bile sıkıntı yaşanıyorsa burada bir yanlışlık var demektir. Eğitim sistemi bunu aşmak zorundadır. Bu kahramanların hatırasını canlı tutmaya mecburdur.

         Bugün bir kahramanlık destanını sütunlarımıza taşımak istiyorum. Doğrudan olmasa da dolaylı olarak Çanakkale’yi anlatan bir destan, bir hatıra bu. Yedi düvele karşı savaşan bu Müslüman  milletin kahraman evlatları, sırf Allah rızası, memleketi ve din ve namusu için mücadele ediyordu.

         Süveyş Kanalı’nın kenarında da savaş devam etmekteydi. Kanalın doğu kıyıları tamamen alınmış, fakat kanalı geçmek için hiçbir araç temin edilememişti. Düşmanın keşif uçakları ve savaş gemileri, gece gündüz kanalı kontrol ediyor, kuş uçurtmuyordu. Buradan geçen gemiler Avustralya, Uzak Şark ve Hindistan’dan getirilen askerleri, Avrupa’ya ve bilhassa Çanakkale cephesine götürüyordu.

Tümen Komutanı bir gün arkadaşlarını topladı. “Hepiniz düşününüz” dedi. “Bunların geçişine nasıl mani oluruz? Sonra düşündüğünüz çareyi bana söyleyiniz”.

Herkes düşündü ve şu çareye vardılar. Bu işi yapsa yapsa İzmirli Hafız yapar. Çünkü Hafız balık gibi yüzerdi ve üstelik gözü pek bir erdi. Düşmanın gözü önünde geceleri Süveyş’i yüzerek geçer, her defasında ya bir düşman nöbetçisinin tüfeğini veya düşmana ait birtakım silahları toplar getirirdi. Suyun altında çok uzun süre kalabiliyordu.

Hafız’ı buldular, Tabur Komutanının karşısına getirdiler, komutan sordu:

“Hafız, biz her gün gözümüzün önünden geçen şu düşman gemilerine bir şeyler yapmak istiyoruz. Senin beline bir mayın bağlasak, götürüp bu gemilerin önlerine koyabilir misin?”

Hafız sevindi, “Koyarım Binbaşım” dedi. Gerçi hafız bu işi yaparım demişti, ama herkes şüphe içindeydi. Düşman uçaklarının mekik dokuduğu bu bölgede, bu işin başarılacağına kimse ihtimal vermiyor, inanmıyordu.

Hafız iki üç gün asker yüklü bir geminin geçmesini bekledi. Nihayet, büyük bir gemi uzaktan görününce, o da mayını beline bağladı ve denize daldı. Hafız’ın su içinde yüzdüğünü kimse görmüyordu, çünkü o uzun süre su altında kalıyor, bir saniye nefes almak için başını çıkarıp tekrar dalıyordu. Vapurun etrafındaki muhafız torpidoları, suları yararak ilerliyordu. Bizim tarafta herkes gözünü kanala dikmiş, ne olacak diye beklerken, müthiş bir infilak oldu ve gemi parçalandı. Düşman askerleri denize döküldü. Torpidolar, dökülenleri toplamaya çalışırken, biraz sonra üstünden sular süzülerek hafız çıka geldi. Herkes sevinç içindeydi. Tümen komutanı onu alnından öptü. “Hafız” dedi, “Sen gerçekten bir deniz aleti imişsin…”.

         Cesaretin kaynağı imandır. Onları kahramanlaştıran da imanlarından aldıkları bu kahramanlıklarıdır. Kahramanların ruhuna binlerce Fatihalar gönderiyoruz. Mekanları Cennet olsun. Amin!

ali_sarikaya@yahoo.com

Bu haber 767 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU

      NÖBETÇİ ECZANE