Aydın Osmaniye Gazetesi

CEMAATE DOSTTAN SON UYARI…

Buğra BERKAY

20Mart2014, 08:41

Buğra BERKAY

Aç iken yemek yiyememenin bir Cehennem cezası olduğu yazar kitaplarda.

Cebrail A.S. Peygamberimize Cehennemi gösterir. Bir kısım insanın masa başında açlıktan kemikleri görünür vaziyette oturduklarını, ortada ise lezzetli yemeklerin bulunduğunu görür. Ancak insanlar bu yemeklerden yiyememektedir. Zira kollarına uzun saplı kepçeler takılmıştır.

Açlığın insanı ne hale getirdiğini oruçlu iken çok iyi anlayan biri olarak durumun dehşetini algılayabiliyor insan.

Ancak…

Bir şeyler bildiğiniz halde susmak zorunda kalmak ve dahi konuşamamanın da bundan farkı olmasa gerek.

Bu minvalde patlamak üzere hissediyorum kendimi.

Barışabilirler, herkes yerini bilir çekilir diye bekledik.

Aman sakin olun, birbirinize gerek olursunuz dedik yazılarımızda.

Hizmet grubuna dostça uyarılar yaptık…

İktidar ortak kabul etmez: Yapmayın dedik…

Hadsizlik hizmet anlayışına yakışmaz dedik.

Dünyevi işlerin hizmetle ilgisini kimseye anlatamazsınız dedik.

Ve lütfen sükûnet dedik.

Ne dediysek olmadı.

Bekleyelim görelim dedik.

Olanları gördük üzüldük.

Konuşamadık vebal olur mu diyerek.

Ancak…

İş minvalinden çıktı.

Hele bir öğrencimin şu yazısını okuyunca tekrar yazma vaktinin geldiğine kanaatim geldi:

“Konuşsam dilim yanar, sussam kalbim.
Önce duruyorum, sonra susuyorum.
İçimden çıkan lafların etrafı yangın yerine çevireceğini
Düşününce kilit vuruyorum dilime.
Sonra Yan diyorum içime.
Sadece sen yan!...
Ve Dayan diyorum gönlüme..
Herkes mutlu olsun.
Sen dayan!...

Ama gördüm ki kimse mutlu olmuyor.

Neden dayanayım diyor ve mecburen tekrar kalemi alıyorum elime…

Zira…

Yazabilecekken yazamamak.

İşte Cehennem azabından bir azap olsa gerek…

Yıl 1999.

28 Şubat’ın yıkımı halkın 70-80 yıllık kazanımlarını almış götürmüş.

Muhafazakar kesim derin bir hüzün içinde.

Sivil Kuran Kursları kapatılmış.

Resmi Kuran Kurslarının açılmasına izin verilmez olmuş.

Camilere imam kuran kurslarına öğretmen atamaları azaltılmış.

İmam Hatipler farklı senaryolarla fiilen kapatılmış.

İlahiyat fakültelerine kontenjan verilmemiş ve fiilen bitirilmiş. Üstelik mevcut hocalarının terfilerine öğrenci gelmiyor diyerek seri engeller konmuş.

Çoğu yerde İmam Hatip Okullarının binaları öğrenci yokluğu neden gösterilerek diğer okullara verilmiş.

İslami bankacılık adı altında çalışan Özel Finans Kurumlarının ihaleler için teminat verme hakları ve buna benzer pek çok hakkı elinden alınmış.

Başörtülülere öyle eziyetler yapılmaya başlanmış ki zulüm sözü havada bulut gibi kalır hale gelmiş.

Ortaöğretimde, Lise’de, Üniversite’de başörtülü okumak hayal bile edilemez hale gelmiş.

Halkın kısırlaştırılması için teşvikler çıkartılmış.

Silahlı bürokrasiye inanılmaz yetki ve haklar tanınmış.

Yine silahlı bürokrasinin özel ticaret yapmalarının yolları açılmış.

Her şeyden ötesi Üniversite hastanelerine memurların başörtülü eşleri tedavi için bile sokulmamış.

Bürokratik yükselme muhafazakâr kesime kapatılmış.

Başörtüsüyle meclise giren milletvekili hanım bizzat başbakan ve ekibince “Dışarı, dışarı, dışarı” tezahüratlarıyla incitilmiş.

Aynı başbakan hırsını alamayıp meclis kürsüsüne çıkarak “Atın bu kadını dışarı” diyerek milletvekili hanımı dışarı çıkattırarak halkın ciğerlerini dağlayabilmiş.

Yazarken ellerim titriyor…

Meclisteki o görüntüyü hayal edince gözlerim doluyor ciğerlerim yanıyor.

Siz…

Ey kendini iman hizmetine vermiş olarak bildiğimiz cemaatin samimi ve muttaki bölümü…

Eskileri hiç saymıyorum.

Bahsettiğim dönem öyle bir dönemdi ki, küfür bütün dehşetiyle iman cephesini sarsmaya çalışmış, ve iman cephesinin de çok zayıfladığı bir dönem olmuştur.

Bu dönemin mimarlarına verilen oylar da varsayalım gafletten verildi.

Ama artık gafletten uyanınız.

Malum iktidarın eksikleri olabilir.

Amenna.

Ancak.

İktidar bir cemaatin veya grubun iktidarı değil tüm Türkiye Cumhuriyetini oluşturan insanların iktidarıdır.

Türk’ün, Kürd’ün, Arabın, Alevinin, Sünninin, Yezidinin, Hristiyanın, Rum’un, Ermeni’nin, dindarın, dinsizin ve dahi herkesin.

Böyle bir iktidarın cemaat iktidarı gibi davranmasını bekleyemezsiniz.

Buna karşın iktidar özellikle 28 Şubat’ın yaralarını sarmak için büyük bir savaş vermedi mi?

Torbalar dolusu yasalar…

Yasaların geciktiği yerlerde Kanun Hükmünde Kararnameler.

Yönetmelikler, yönergeler, genelgeler vs…

Bunların hepsiyle surda açılan gediği değil yıkılan suru yeniden inşa etmediler mi?

Sizin de üstadınız olan Bediüzzaman bir defa bile namaz kıldığını kimsenin görmediği Adnan Menderes’i ezanı aslına geri çevirdi diye “İslam Kahramanı” olarak ilan etmişken…

Bütün bu yıkımları ortadan kaldırıp daha güzellerini inşa eden insana nasıl olur da Firavun diyebilirsiniz.

Nasıl olur da bugünkü durduğunuz yerde durabilirsiniz.

Durduğunuz yeri bugün hayretle yadırgıyorum.

Bu başbakanı indirdiğinizde yerine koymayı düşündüğünüz insanın özellikle manevi cephe kazanımlarının daha fazla olacağına inanıyorsanız…

Ya ben aptalım.

Ya da siz benim anlayamadığım kadar zekisiniz.

Eğer durum böyleyse.

Ben aptallığımdan mesul olmam.

Ama siz zekanızın hesabını verirsiniz.

Önce bu dünyada…

Sonra da yüce Allah’a.

İyi haftalar dileklerimle…

Bu haber 2825 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU

      NÖBETÇİ ECZANE