Aydın Osmaniye Gazetesi

KIBRISA KISA BİR GEZİ-3

Ali SARIKAYA

28Şubat2014, 17:39

Ali SARIKAYA

Geçen hafta Paolides’in Mavi Köşkünü anlatmıştık. Adam silah tüccarı ve mafya. Misafirlerini kabul ettiği salonda oturttuğu masaya göre onlara muamele edilmekte idi. Anlaşamadıkları adamları belli bir yemek masasına oturtuyordu. Kendi adamları ona nasıl bir muamele yapacaklarını biliyorlardı. Biraz sonra dışarı çıktığında onu yok ediyordu. İkramın(!) şekli oturdukları yemek masasına göre değişiyordu.

         Adam renk hastası bir manyak imiş. Her odayı ayrı bir renge boyatmış, içlerini orijinal tablolarla süslemiş, her odasının perdesi ayrı bir renk. Balkonu hem güneşin doğuşunu hem de batışını seyredecek şekilde tasarlanmış. Ayrıca nereye çıktığı belli olmayan bir tünelin girişi evin içinde halen mevcut durumdadır. Köşkün bahçesinde savunmalarının denemelerini yaptığı bir alan mevcuttur. Orada öyle bir yer yaptırmış ki kenarları yarım hilal şeklinde iki basamaklı fazla yüksek olmayan bir duvar ile çevrili, ortasından bir yol geçmektedir. Alanın tam orta yerinde yarım metre çapında bir yuvarlak daire var, konuşmalarını bu dairenin içinde yaparmış. Burada yaptığı konuşmalarında, kendi sesinin yankısını sadece kendisi duymakta imiş. Çevresindekiler bu yankıyı duymuyormuş. Makaryos’un savunma denemelerini burada yaparmış. Bu ses sistemi halen çalışır vaziyettedir.

         En çok şehit verdiğimiz kanlı vadinin tepesinde, hasta bir ruh, bütün bir adayı kana bulamanın planlarını yapıyor, insanlar kin ve intikamın pençesinde can verirken o da servetine servet katmanın keyfini çıkarıyor. Zevk ve eğlencenin sarhoşluğu içinde hayat sürüyor. Sonunda o da toprağa düştü. Allah’ın hesabı çetin. Fidan gibi gençleri kana bulamanın, gençliğinin baharında hayattan koparmanın hesabını bakalım nasıl verecek. İşte tam burada “Zalimler için yaşarın Cehennem.” Demek tam yeridir.

         Daha sonra kırklar türbesine gittik. Burası, Müslümanların ilk çıkarma yaptıklarında, Hala Sultan ile gelenlerin kırk tanesinin pusuya düşürülerek şehit edildiği yerdir. Osmanlının 1571 yılında Kıbrıs'ı fethinin ardından her zamanki hassasiyetle sahabe bulma çalışmaları neticesinde türbeyi bulmaları da ibretlik olmuştur. Şöyle ki; türbe civarında bir çobana rastlanıyor: “buralarda mezar veya olağan üstü olaylarla karşılaşanlar var mı?” sorusuna, Çoban, türbenin şimdiki yerini işaret ederek: “ben buradaki otların başka yerlerden gür, yeşil olduğuna ve hayvanların buranın üstünde otlamadıkları ve geçmediklerine şahidim” der. Bunun üzerine burası kazıldığında iki ayrı çukurda bedenleri bozulmamış bir şekilde Sahabeler bulunur. Yerin altında; giriş, sağ ve sol olmak üzere 3 koridorlu türbe yapılır. İçlerinden birinin imam olduğu kanaatine varılıp girişe bir, koridorun sonuna ise 2 kabir yapılır. Diğerleri ise oldukları çukurlarda sağ ve sol koridor halinde defnedilmişlerdir...

Ocak 2007 yılında büyük bir restorasyonla, Kasım 2012'de ikinci bir restorasyonla türbe şu anki haline gelmiştir. Türbe şu anda askeri bölgededir. Yolu da askeriyenin tam içinden geçmektedir. Çevrede stabilize bir yolun olduğunu öğrendik. Buranın düzgün şekilde yapılması askeri bölgenin güvenliği açısından da önemli bir iştir.

         Gitmeden önce yaptığımız iki hatmin duasını da burada yaptık. Allah kabul etsin. Sahabelerin şefaatine bizleri de nail eylesin. Âmin.

ali_sarikaya@yahoo.com

Bu haber 727 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU

      NÖBETÇİ ECZANE