Aydın Osmaniye Gazetesi

MissSare

KIBRISA KISA BİR GEZİ-1

Ali SARIKAYA

16Şubat2014, 13:16

Ali SARIKAYA

Şubat tatili vesilesi ile Kıbrıs’a kısa bir seyahat gerçekleştirdim. Allah nasip etti, uzun zamandır görmek istediğim halde bir türlü gerçeklemeyen bir arzum yerine geldi. Adanın maddi ve manevi güzelliklerini yerinde görmek nasip oldu. Denizin, gök kubbenin ve toprağın aynı noktada buluştuğu yeşil ada maddi ve manevi olarak ilerlemeye devam etmektedir.

Adanın en büyük sıkıntısı su. Burada suyun tadı kaçmış. Suları deniz suyunun biraz hafif şekli, ne içiliyor, ne de yemeklerde kullanılıyor. Sadece temizlikte kullanmak mümkün oluyor. Bahçelerdeki ağaçlar bile bu su yüzünden kurumuş. Türkiye’den gidecek suya çok şiddetle ihtiyaç var.

Lefkoşa’da sınır bir tel örgüden ibaret. Tel örgünün bir tarafında Türkler, diğer tarafında Rumlar var. Sınıra yakın bir yerde bir zamanların ünlü oteli Ledra Palas ihtişamını korumaya devam ediyor. Barış görüşmelerinin temelinin atıldığı yer burası.

Girne tarafında Hz. Ömer Türbesi var. 649 yılında Hz. Osman (r.a.) döneminde ilk çıkartma burada yapılmıştı. Daha karaya çıkarken yedi sahabi şehit düşüyor ve orada bir mağaraya defnediliyorlar. Osmanlıların Kıbrıs’ı fethinden sonra bunların mezarları bulunuyor ve oraya küçük bir türbe ve bitişiğine küçük bir mescit yapılıyor. Şehitlerden birinin ismi Ömer olduğundan dolayı onun ismine izafeten buraya Hz. Ömer Türbesi deniyor. Bunun Halife Hz. Ömer r.a ile bir alakası yok.

Bu ilk mücahitlerin arasında Peygamberimizin (a.s.) süt teyzesi Ümmü Haram (Hala Sultan)  (r.anha) da var. Peygamberimizin (a.s.) onunla ilgili müjdesi burada tahakkuk ediyor.

“Kıbrıs ile alâkalı Hz. Peygamber'in müjdesini sahabeden Enes bin Mâlik şöyle naklediyordu:

"Hz. Peygamber, benim halam ve kendisinin de süt teyzesi olan Ümm-i Haram'ın ziyaretine geliyordu. Bir gün yine ziyarete gelmişti. Yemek yedikten sonra uyudu ve uykudan kalkınca gülümsemeye başladı. Halam, "Seni ne güldürüyor?" diye sorunca, şu mu‘cizâne haberi verdi: "Rüyamda bana ümmetimden bir kısım mücâhidlerin şu gök deniz ortasında, padişahların tahtlarına kuruldukları gibi, gemilere kemâl-i ihtişamla binerek Allah yolunda deniz harbine gittikleri gösterildi de ona gülüyorum."

Bu cevap karşısında şaşıran Halam Ümm-i Haram niyaz etti ki: "Dua ediniz ben de onlarla beraber olayım."

Tekrar uykuya dalan ve yine tebessümle uyanan Hz. Peygamber'e Hala Sultan tekrar sordu: "Neden gülüyorsun?" Bu sefer cevap İstanbul'un fethini müjdeliyordu:

"Bu defa da ümmetimin gazilerinin kara yoluyla Allah yolunda gazaya gittikleri gösterildi." Bu sefer de Ümm-i Haram, "dua ediniz, Allah beni bu gazilerler beraber eylesin" deyince, cevap çok açık ve mânidardı:

"Hayır, sen önceki deniz gazilerindensin." Ve gerçekten Ümm-i Haram, Hz. Muâviye'nin Şam valiliği zamanında, kocası Übâde bin Sâmit ile birlikte Kıbrıs'a çıkan deniz gazilerinin arasında yer alıyordu. Ancak Kıbrıs adasına denizden çıkıldığı sırada Ümm-i Haram, bindirildiği katırdan düşerek gazâ yolunda şehîd olmuştu ve artık Kıbrıs adasının manevî fatihi ve sahibi Kıbrıslıların ifadesiyle Hala Sultan kalıyordu (Tecrîd-i Sarîh Tercümesi, c. 12, sh. 279-281; Bedîüz-zaman, Saîd Nursî, Mektubât, 96.)

Haftaya devam edelim.

ali_sarikaya@yahoo.com

Bu haber 825 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU