Aydın Osmaniye Gazetesi

AYASOFYA, GÖNLÜ KIRIK MABET!

Ali SARIKAYA

05Aralık2013, 23:00

Ali SARIKAYA

Ayasofya!.. Fethin ve Fatih’in hatırası. Ömrünün büyük bir kısmını içinde ibadet edenlerle geçirmiş, kubbelerinde yüzyıllar boyu Allah’ın adının yankılandığı ulu mabet. Gök kubbede ezanlarının yankılandığı, cihangirlerin mihrabında başını secdeye koyduğu, dünyada kimseye eğilmeyen başların mihrabında secdeye vardığı, bu şehir peygamber övgüsünün sembolüdür diye onun tevhit bayrağını minarelerine beş vakit çektiği büyük mabet. Şimdilerde sessiz, minareleri mahzun, kubbeleri gözyaşına hasret, şadırvanında ne yüz yıkanıyor, ne de gönül… Hüznün sessizliği kubbelerine sinmiş, ne bir ses veriyor ne de bir nefes. Seksen yıldır gözyaşı dökmekten göz pınarları kurumuş, ağlama kabiliyetini de kaybetmiş.

         Minarelerinde ezan susmuş, yer ile göğü kaynaştıran “Allah’ü ekber” nida ve daveti, vurulan prangalarla yoluna devam edemez olmuş. İçinden cihangirlerin ayak izleri bile silinmiş, güvercinlerin hu hu’ları bile kesilmiş, ağlamayı da unutarak bir köşede sessizce coşup çağlayacağı günleri beklemektedir. Bu minarelerden yükselecek ezan fethin coşkusunu canlandıracak, tarihinin altın çağına kucak açacak, seksen yıllık hasreti bitirecektir. Tarihine sadakatin ilanı olacaktır. Geçmişe bir köprü atılmış olacak, fethin bayrağı Ayasofya’nın minarelerinde tarihin rüzgârı ile buluşacaktır.

        “Kanlı göz yaşlarımızla, abdest alarak secdelere kapanacağız, tekbir ve tehlil sadaları boş kubbelerini yeniden dolduracak, ikinci bir fetih olacak, ezanlar bu fethin ilanını, ozanlar destanını yazacaklar...” Osman Yüksel Serdengeçti 1952 yılında adı ile anılan dergisinde böyle yazmıştı. Kırık kalpler yan yana gelmiş, biri minarelerindeki ezansızlığa,  diğeri bunu yapanların saygısızlığına ağlıyordu. Bu göz yaşının son durağı buz gibi mahkeme salonları olmuş, tarihine vefa göstermesi bile suç sayılmıştı.

         Ayasofya, ne büyük çilen varmış. Seksen yıldır bitmeyen bir çile. Böyle bir çileye kim dayanabilir? Ama sen dayandın. Mevlevi bile bin bir günde çilesini doldururken senin seksen yıldır çilen bitmek bilmiyor. Az kaldı. İnşaallah sen de bu çileyi dolduracaksın. Sayın Halaçoğlu’nun bu mabedin açılması için verdiği teklif mutlaka kanunlaşmalı, haksız yere vurulan bu zincirler açılmalıdır. Fatih’in lanetinden kurtulmanın tek çaresi budur.

         Peygamber övgüsüne mazhar bir kumandan, fethin hatırası olarak, minarelerini tevhit sembolü olarak dikmiş, bunu da ezanla bütün kainata ilan etmiştir. Bu mabet, Fatih’in hükümranlık hakkıdır ve İstanbul’un hükümranlık tapusudur.  Bu ulu mabedin çilesini bitirmek bu memleketin her ferdinin sorumluluğundadır. Ayasofya’nın kapısına ve minarelerine vurulan kilit mutlaka açılmalıdır. Bu tarihe ve muzaffer kumandana saygı ve vefa borcumuzdur.

ali_sarikaya@yahoo.com

Bu haber 975 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU