Aydın Osmaniye Gazetesi

ÜSTAD BEDİÜZZAMAN “BEN DİNDAR BİR CUMHURİYETÇİYİM “Diyor

Ali TÜRKMEN

30Ekim2013, 12:24

Ali TÜRKMEN

  Üstad Bediüzzaman Said Nursi, Osmanlı yıllarına göre Kürdistan diye bilinen bölge sınırları içindeki Bitlis’te dünyaya geldi.
  Osmanlının son günlerini,meşrutiyet,ittihat ve terakki dönemini, Kuvayı Milliye hareketini, Yeni kurulan Cumhuriyet devletinin tek ve çok partili dönemlerini satır satır yaşamış bir isim.

   Bin yıl İslamın  bayraktarlığını yapmış bir milletin,90 yıl önce kurduğu yeni  devletin yönetim şekli Cumhuriyet.

   29 EKİM Cumhuriyetimizin kuruluşunun 90.yılı nedeniyle Üstad Bediüzzaman Said Nursinin Tarihçe-i hayatında yer alan Cumhuriyet hakkındaki değerlendirmesini  sizlerle aynen paylaşmak istedim.

   Yaşamak zorunda bırakıldığı sürgün yıllarının ilk etabından sonra Eskişehir cezaevinde iken çıkarıldığı mahkemece kendisine yöneltilen “Cumhuriyet hakkında fikrin nedir?” sorusuna   cevap olarak “Ben de derim” diye başlayan  Bediüzzaman hazretleri Mahkeme heyetine şöyle anlatıyor Cumhuriyetten ne anladığını.

“Eskişehir mahkeme reisinden başka daha sizler dünyaya gelmeden ben dindar bir cumhuriyetçi olduğumu elinizdeki tarihçe-i hayatım ispat eder. Hülâsası şudur ki: O zaman şimdiki gibi, hâlî bir türbe kubbesinde inzivada idim. Bana çorba geliyordu. Ben de tanelerini karıncalara verirdim, ekmeğimi onun suyuyla yerdim.

İşitenler benden soruyordular; ben de derdim:

“Bu karınca ve arı milletleri cumhuriyetçidirler. O cumhuriyetperverliklerine hürmeten, tanelerini karıncalara verirdim.”

Sonra dediler:

“Sen Selef-i Sâlihîne muhalefet ediyorsun.”

Cevaben diyordum:

“Hulefâ-i Râşidîn, herbiri hem halife, hem reis-i cumhur idi. Sıddîk-ı Ekber (ra), Aşere-i Mübeşşere ve Sahabe-i Kirama elbette reis-i cumhur hükmünde idi. Fakat mânâsız isim ve resim değil, belki hakikat-i adaleti ve hürriyet-i şer’iyeyi taşıyan mânâ-yı dindar cumhuriyetin reisleri idiler.” 

İşte, ey müdde-i umûmî ve mahkeme âzâları. Elli seneden beri bende bulunan bir fikrin aksiyle beni itham ediyorsunuz.

Eğer lâik cumhuriyet soruyorsanız, ben biliyorum ki, lâik mânâsı, bîtaraf kalmak, yani hürriyet-i vicdan düsturuyla, dinsizlere ve sefahetçilere ilişmediği gibi, dindarlara ve takvâcılara da ilişmez bir hükûmet telâkki ederim. On senedir—şimdi yirmi sene oluyorki—hayat-ı siyâsiye ve içtimâiyeden çekilmişim. Hükümet-i cumhuriye ne hal kesb ettiğini bilmiyorum. El’iyâzü billâh, eğer dinsizlik hesabına imanına ve âhiretine çalışanları mes’ul edecek kanunları yapan ve kabul eden bir dehşetli şekle girmişse, bunu size bilâperva ilân ve ihtar ederim ki, bin canım olsa, imana ve âhiretime feda etmeye hazırım. Ne yaparsanız yapınız, benim son sözüm “Hasbünallâhu ve ni’mel-vekîl” olarak, siz beni idam ve ağır ceza ile zulmen mahkûm etmenize mukabil derim:

“Ben Risale-i Nur’un keşf-i kat’îsiyle, idam olmuyorum. Belki terhis edilip nur âlemine ve saadet âlemine gidiyorum. Ve sizi, ey dalâlet hesabına bizi ezen bedbahtlar, idam-ı ebedî ile ve daimî haps-i münferitle mahkûm bildiğimden ve gördüğümden, tamamıyla intikamımı sizden alarak kemâl-i rahat-ı kalple teslim-i ruh etmeye hazırım.”

Yazıda geçen  kelimeler için  SÖZLÜK: 

Aşere-i Mübeşşere: Cennetle müjdelenen on sahabî.
bilaperva: Korkusuzca, çekinmeden.
cumhuriyetperver: cumhuriyetçi, cumhuriyet taraftarı, cumhurcu.
El-iyazü billah: Allah'a sığınırız, Allah korusun, Allah saklasın mânâsında duâ.
hakikat-i adalet: adaletin esası, aslı.
haps-i münferid: Tek başına hapis; hücre hapsi.
Hulefâ-i Râşidîn: Doğru yolda olan dört büyük halife.
hülasa: Birşeyin, bir bâhsin özü; kısaca esâsı.
hürriyet-i şer’iye: Şeriatla terbiye edilmiş hürriyet.
inziva: Yalnız başına bir yere çekilip, dünya işleriyle uğraşmamak.
kemal-i rahat-ı kalb: Tam bir kalb rahatlığı.
keşf-i katî: Kesin keşif.
mana-i dindar: Dindar mânâ.
müdde-i umûmi: Savcı
reis-i cumhur: cumhurbaşkanı.
Sahabe-i Kiram: Cömert ve şeref sahibi Sahabeler.
Selef-i Sâlihîn: Ehl-i Sünnet ve Cemaatin ilk rehberleri ve ashab ile tabiînin ileri gelenleri ile tebe-i tâbiînden olan Müslümanlar.
Sıddîk-ı Ekber: En büyük doğrulayıcı; Hz. Ebû Bekir (ra).
tarihçe-i hayat: hayat tarihçesi.
vâkıa-i müdafaa: müdafaa olayı.

Bu haber 1931 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU

      NÖBETÇİ ECZANE