Aydın Osmaniye Gazetesi

RAMAZAN VE TERBİYE-2

Ali SARIKAYA

25Temmuz2013, 10:43

Ali SARIKAYA

Ramazan, Allah’ın Rab (=terbiye edici) sıfatına mazhar etmektedir. Buradaki terbiye, halk dilindeki te’dip anlamında kullanılmamıştır. Eğitmek ve sınırlandırmak anlamında kullanılmıştır. Terbiyenin olduğu her yerde kurallar olacaktır. Bir kısmının yapılması, bir kısmının da terkedilmesi istenecektir. Kurallar, yapmayı veya terk etmeyi ister. Başka türlü kural olmaz. Bu yapma veya terk etme, konulmuş olan bu kurallara uymak demektir. Rab sıfatı, besleyen, büyüten, terbiye eden demektir. Vücudumuza belli sınırlar koymuştur. Belli bir noktaya kadar büyürüz. Organlarımız, belli sınırlar içinde büyür ve gelişirler sonra gelişmeleri durur. Belli bir miktar yiyip içebiliriz. Belli miktar çalışır ve belli zaman dinleniriz. Bunların hepsi birer terbiyedir. Allah adildir, ancak dünyada mutlak adaletle hükmetmez. Mutlak adaletin bir parçası da haklıya hakkını, suçluya cezasını hemen vermektir. Allah kullarına dünyada bunu hemen uygulamıyor. Rahmetini ve merhametini öne çıkarıyor. Bir hata yapılmış ise ona bir pişmanlık hakkı veriyor. Hatasını anlar ve pişman olursa onu affedeceğini vadediyor. Ona mühlet veriyor. Mutlak adaleti burada uygulasa idi onu anında cezalandırması gerekiyordu. Mühlet vermemesi lazımdı. Mühlet vermesi ihmal etmesi anlamına gelmiyor. Kuluna verdiği bu mühlet iyi değerlendirilmezse ahirette onu hesaba çekeceğini ve yaptığı haksızlığı gidereceğini kesin bir dille vadediyor. “Şüphesiz Kıyâmet Günü haklar sahiplerine verilecektir. Hattâ boynuzsuz koyun için, boynuzlu koyuna kısas yapılacaktır” (Riyâzu’s-Sâlihîn, 204) Allah kendisine iman ve itaat etmeyenleri anında cezalandırmıyor. Bir ömür boyu onlara zaman tanıyor. Merhametini öne çıkarıyor. "Ey nefislerine karşı aşırı giden kullarım, Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah (kendisine ortak koşmak hariç) bütün günahları bağışlar." (Zümer, 39/53) Kur’an’ın semasından kullarına sesleniyor. Kendi aczini ve fakrını anlayıp Allah’ın merhametine sığınmasını istiyor. O ne merhametli bir kucaktır ki, kendini inkar edenlere bile bir ömür boyu merhamet etmeye devam ediyor. Son nefesine kadar hatasını anlayıp merhametinin kucağına sığınmasını istiyor. Uyarılar gönderiyor, uyarıcılar gönderiyor, sabırla onu bekliyor. Aczini anlayıp da onun şefkatli merhametine sığınmasını istiyor. Allah kullarını çok seviyor. Onlara çok merhamet gösteriyor. Onları sevmese, onlara merhamet etmese, niçin onları terbiye etsin? Ömürleri boyunca onların nazını çeksin, onların hatalarını anlayıp geri dönmelerini beklesin? "Ey nefislerine karşı aşırı giden kullarım” derken bile ne kadar şefkatli ve merhametli bir dil kullanıyor. Her ne kadar nefislerinize zulmetseniz, aşırı gitseniz de yine benim kulumsunuz diyor. “Kullarım” ifadesi, büyük bir merhameti gösteriyor. Onun kapısından başka gidecek kapımızın olmadığını haykırıyor. İbrahim Ethem gibi diyoruz: “Ya Rabbi! Asi kulun sana geldi. Günahlarını ikrar ederek sana dua ediyor. Eğer affedersen, bu sana yakışandır. Eğer reddedersen, senden başka bana kim acır.” ali_sarikaya@yahoo.com

Bu haber 1203 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU