Aydın Osmaniye Gazetesi

HOŞ GELDİN YA ŞEHR-İ RAMAZAN

Ali SARIKAYA

04Temmuz2013, 17:17

Ali SARIKAYA

Rahmet ayı ramazan ufukta göründü. 9 Temmuz Salı günü, Allah ömür verirse, Ramazan ayını idrak edeceğiz ve oruca bismillah diyeceğiz. Hayatın akışı değişecek, günlük yaşayış hep oruca göre programlanacak, dünyevi meşgaleler gibi, göz ve gönüller de bu aya göre şekillenecek, dünyaya ait bazı talepler belki de ertelenecektir. İtaat ve ibadet kavramları, diğer zamanlara göre biraz daha öne çıkacaktır. Gönül ve duyguların temizlendiği, dünyevileşmenin getirdiği daralmaların ve sıkıntıların ibadet ve dua ile aşılmaya çalışıldığı bir zaman dilimine girmekteyiz. Cenab-ı Hak rahmet kapılarını açmaktadır. Kulları da o rahmetten istifade etme çabası içine gireceklerdir. Kulun bu çabası çok önemlidir. Rahmet ne kadar bol olursa olsun, kul onu talep etmezse olmuyor. Kul azıcık kıpırdayacak ki Allah’ın rahmeti üzerine gelsin. Rahmetten nasip alsın. Kul rahmete doğru bir karış gelirse Allah ona bir kulaç gelmekte, kul yürüyerek gelirse rahmet ona koşarak gelmektedir. Allah kullarını çok seviyor. Kendini tanıyıp ibadet etmelerini istiyor. Ona ibadet etmeyip de kime edecek? Yaratan o. Rızık veren o. Besleyip büyüten o. Hayatı veren ve öldükten sonra hayatını muhafaza edip ahirete getirecek olan yine o. Bunlardan birini dünyalılardan biri yapabilecek olsa insanlar ona bir ömür boyu minnettar kalırlar. Allah bunca sayısız nimetleri verirken ona karşı minnet duymamak, itaat etmemek, emirlerini dinlememek kulluk kavramına bile yakışmıyor. “Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize ibadet edin ki, Allah'a karşı gelmekten sakınasınız.” (Bakara Suresi, 21) Bu emir şu anda da Kur’an’ın semasında dalgalanmaktadır. Rabbinize ibadet edin fermanı semanın katlarını delerek insanlığa ulaşmaya devam etmektedir. Yerler ve gökler Allah’a tam bir itaat içindeler. “Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi; ona ve yeryüzüne, "İsteyerek veya istemeyerek gelin" dedi. İkisi de, "İsteyerek geldik" dediler.” (Fussılet Suresi, 11) Üstünde yaşadığımız dünya, kayıtsız şartsız O’na itaat ediyorsa onun içinde yaşayan insanlara da itaat ve ibadet etmek düşer ve ona da bu yakışır. Dünya semasını kat kat atmosferle koruyan, onu mahlukatına beşik, güneşi semasına lamba yapan, toprağı hayata merkez, suyu hayat kaynağı yapana itaat etmemek affa sığar mı? Ramazan, kula itaat alışkanlığı kazandıran önemli bir ibadettir. Kulun kendi kendisine yeterli olmadığını, kendini idare edecek gücünün bulunmadığını görmesine vesiledir. Bir kuru ekmeğin bile ne kadar kıymetli olduğunu anlamaya vesiledir. Hayat, sadece imkanlarla mutlu hale gelmiyor. Çok büyük imkanlar içinde yüzenler, imkanlardan imkan beğenmiyor. Sudaki balık suyun kıymetini sudan çıktıktan sonra anlıyor ancak iş işten geçmiş oluyor. Hâlbuki nimet küçük bile olsa, madem ki nimettir, elindekinin kıymetini anlamak, takdir etmek çok daha önemlidir. Zenginin beğenmediği, lezzetlerden lezzet seçtiği halde, mide tavlasının kapıcısı durumundaki dilin kendisini esir alıp nimet beğenmeme kötü alışkanlığını kıracak olan ibadet, ramazan orucudur. Bir damla suyun, bir kuru ekmek diliminin iftara yakın ne kadar büyük bir nimet olduğunun idrakini Ramazan orucu kazandırmaktadır. “Ey Davûd ailesi şükredin! Kullarımdan şükredenler pek azdır.” (Sebe Suresi, 13) Ey insanlık ailesi! Şükrün en makbul olduğu ramazan ayında bol bol Allah’a şükredin. Ramazanınız mübarek olsun. İnsanlığa ve Müslümanlara huzur ve saadet vesilesi olsun. Kardeşliğin kanatları ile kucaklaştırsın. ali_sarikaya@yahoo.com

Bu haber 1569 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU

      NÖBETÇİ ECZANE