Aydın Osmaniye Gazetesi

MİRAC KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN

Ali SARIKAYA

04Haziran2013, 10:19

Ali SARIKAYA

âyetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haramdan alıp, çevresini mübârek kıldığımız Mescid-i Aksâya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir. Şüphesiz ki O her şeyi hakkıyla işiten, her şeyi hakkıyla görendir.” (İsrâ Sûresi: 1.)

Haziran’ın 5 ini 6 sına bağlayan gece Miraç kandilidir. Bu vesile ile kandiliniz mübarek olsun diyor, bütün insanlık için saadet ve mutluluklar diliyorum.

Miraç hadisesi gündeme geldiği zaman her insanın aklına şöyle bir soru gelebiliyor. Bu sorunun cevabı bulunmadan miracın hakikati anlaşılamıyor. Soru şudur:

Cenab-ı Hak her şeye her şeyden daha yakındır. Cisimden, mekandan, zamandan münezzehtir. Her bir veli kul, kalbinde ve gönlünde onunla görüşebilir. Her velinin kalbinde muvaffak olduğu münacata, görüşmeye, Peygamber (a.s.m.) neden miraç gibi uzun bir yolculuktan sonra ancak muvaffak olabildi?

Ayet-i Kerimede Allah, insana şah damarından daha yakın olduğunu ifade ediyor. (Kaf Sûresi: 16.) O zaman bu kadar uzun bir yolculuğun hikmeti nedir? Niçin bu şekilde cereyan etmiştir? Bunun izahının yapılması gerekmektedir.

Bu önemli sorunun cevabını Bediuzzaman şöyle bir misal ile açıklamaktadır. Çok harika bir cevap olduğu için onun Sözler adlı eserinin 516. Sayfasından özetleyerek aktarmak istiyorum.

Bir padişah veya devlet başkanı halkı ile konuşmak istediği zaman onlarla iki tarzda konuşur veya görüşür.

Birincisi, herhangi bir vatandaşı ile, basit bir iş için, hususi bir ihtiyaca binaen onun özel telefonu ile açar ve onunla özel olarak konuşur, onun derdine çare olur. Ona yakınlığını, iltifatını gösterir.

İkincisi ise, padişahlık veya devlet başkanlığı unvanı ile, karşısındakinin en büyük bir vezirlik görevi ile görevlendirmek üzere, devletin tepe noktasında bulunması haysiyeti ile, bütün halkına tebliğ edilecek emrini vermek üzere, bütün halkına tebliğ ettirmek üzere, o işlerle alakalı en büyük memurunu özel olarak yanına çağırır, ona özel olarak bu görevi verir, hem onu şereflendirir, yanında ne kadar kıymetli olduğunu bu davranışı ile ilan eder, hem de tebliğ edilecek emrin ne kadar önemli olduğunu ifade etmiş olur. Onun eline en yüce bir fermanı verir ve gönderir.

“İşte Mi’rac, velâyet-i Ahmediyenin (a.s.m.) bütün velâyâtın fevkınde bir külliyet, bir ulviyet sûretinde bir tezâhürüdür ki, bütün kâinatın Rabbi ismiyle, bütün mevcudâtın Hàlıkı ünvânıyla Cenâb-ı Hakkın sohbetine ve münâcâtına müşerrefiyettir.

Bu haber 964 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU

      NÖBETÇİ ECZANE