Aydın Osmaniye Gazetesi

MissSare

BİR OLALIM BİZ OLALIM

Ali SARIKAYA

10Mayıs2013, 10:38

Ali SARIKAYA

Birlik ve beraberlik toplum hayatının can damarıdır. Tevhidin özünde de birlik vardır. Çoklukların tekliğe doğru akmasıdır birlik. Aynı zamanda kalabalıkların bir hedefe yönelmesidir. Onun için Bediuzzaman Hazretleri, birlik ilim ile olur, cahillikle olmaz diyerek birliğin bir hedef etrafında, temel meselelerde sağlanmasının mümkün olabileceğini ifade etmiştir. Teferruat meselelerde birlik olmaz, caiz de değildir. Bu tembelliğe ve nemelazımcılığa kapı açar.

Kainat kitabına bakıldığı vakit şu hakikat gözükmektedir. İşlevleri farklı bile olsa duyu organlarımız bir başta toplanmış, parmaklar bir elde toplanmış, kol ve bacaklar bir gövdede bir araya gelmişlerdir. Demek çoklukların aslı birlik ve tekliktir. Çoklukları besleyen de birliktir. Bütün kainatı bir arada tutan bir olan Allah’ın Kayyum sıfatıdır. Bütün çokluklar bu birliğe gelir ve orada toplanırlar.

Aynı hedefe yönelen çokluklar omuz omuza verirlerse, tek başına olan güçlerinin çok çok üstünde bir güce sahip olurlar. Dört tane bir, bir çizgi üstünde omuz omuza verirse bir yüz on bir kıymetini elde ederler. Aynı maksat etrafında bir araya gelen dört insan yüzlerce insan kuvvet ve kıymetini elde edeceklerdir.

Bire dayanan, biri ve birliği isteyen bir insanın azmi dağları yerinden oynatacak bir güce erişir. Bütün peygamberler bir kişi olarak başlamışlardır. Arkalarından binlerce kalabalığı harekete geçirmişlerdir. Üstad Bediuzzaman, bir kişi olarak ölsün diye sürüldüğü Barla’da öyle bir meşale yakmıştır ki, bugün dünyanın her tarafında yazdığı eserler okunmakta, dünyanın birçok diline çevrilmektedir. Fena ve fani şeylerden vazgeçenlerin, Allah yollarını açacağını vadetmiştir. “Bizim uğrumuzda cihad edenler var ya, biz onları mutlaka yollarımıza ileteceğiz.” (Ankebut 29/69) Nitekim sonuçlar da ortadadır. Allah’a dayanan, O’nun kainata koyduğu kurallara riayet edeni Allah iki dünyada da sonuca götürmektedir. Allah hiçbir emeği boşa çıkarmamaktadır.

Din hizmeti, iman hizmeti, cemaatlerin samimi olarak birlik oluşturması ile yapılabilecek bir hizmettir. Deniz, ölü balığı veya cesedi dışarı attığı gibi, din hizmeti konusunda Allah için bir araya gelenlerden biri, ihlas ve samimiyetten ayrılacak olursa, hizmet onu içinde barındırmayacaktır. Gönülden gelen bir samimiyetle, sırf Allah rızasını hedef ve maksat yaparak bir araya gelenler, hayat bahşeden bir deniz oluştururlar. Ölü canlar o denizde barınamayacak ve kıyıya atılacaklardır.

“Bu zaman, ehl-i hakikat için, şahsiyet ve enaniyet zamanı değil. Zaman, cemaat zamanıdır. Cemaatten çıkan bir şahs-ı mânevî hükmeder ve dayanabilir. Büyük bir havuza sahip olmak için, bir buz parçası hükmündeki enaniyet ve şahsiyetini o havuza atmaktır ve eritmek gerektir. Yoksa, o buz parçası erir, zayi olur o havuzdan da istifade edilmez.” (Kastamonu Lâhikası sh: 143

Var olmak için, benlik ve enaniyet noktasında yok olmak, bir şahs-ı manevinin azası haline gelmek gerekiyor. “Hayat, vahdet ve ittihadın neticesidir. İmtizaçkarane ittihad gittiği vakit, manevî hayat da gider.” (Tarihçe-i Hayat, Sayfa 187)

Bu haber 1007 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU