Aydın Osmaniye Gazetesi

MÜSLÜMANLARIN İLME KATKILARI

Ali SARIKAYA

29Mart2013, 18:24

Ali SARIKAYA

“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” ( Zümer Sûresi,9) Elbette olmaz. Bu soru, aslında zihinleri harekete geçirmek, hayatın akışı içerisinde tembellikle geçmesi muhtemel ömür karelerin azaltılıp gayretin motorunu ateşlemek için yöneltilmiş bir sorudur. Herkes bilir ki bilenle bilmeyen arasında dağlar kadar fark vardır. 1400 sene öncesinde bu ayet Müslümanlara bir teşvik koridoru açmış ve bu koridordan muhteşem bir bahara, bir medeniyet Cennetine çıkmalarını istemiştir. Asr-ı Saadet bu çıkışın adıdır.

Kur’an’ı tebliğ eden Peygamber Efendimiz (a.s.m)  “Hikmet müminin yitik malıdır. Nerede bulsa alır.” ( Tirmizi, İlim 19)  “Beşikten mezara kadar ilim tahsil ediniz.” Demek suretiyle Müslümanların sırtını okşamış ve onları muhteşem bir medeniyetin ufuklarına doğru yol almaya teşvik etmiştir. Son iki asra kadar ilmin efendileri hep Müslümanlar olmuştur. İnsanlığın ortak malı olan ilmi, bulup ortaya çıkarma yolunda her türlü gayreti göstermişlerdir. Bir ilmi meselenin açığa çıkması için aylarca bazen yıllarca emek harcamaktan kaçınmamışlardır.

Nazari ilimlerde bu çıkışları yaptıkları gibi tatbiki, yani uygulamalı ilimlerde de hep öncülük etmişlerdir. Kur’an’da ilmi öven yüzlerce ayetten ve peygamberlerinden aldıkları şu teşvik ve irşatla “Kadın ve erkek her Müslüman’a ilim öğrenmek farzdır.” ( İbn Mace, Mukaddime, 17) her bir ilimde sıçramalar meydana getirmişlerdir. Burada teşvik edilen genel anlamda ilimdir. İlmin dini veya dinsizi olmaz. Her ilim dalının dayandığı Allah’ın bir ismi vardır. Müslümanlar ilmi bir ibadet olarak yapmışlardır. Batı cehaletin bataklığında bocalarken Endülüs ve Bağdat ekolleri asırlarını zirveye taşımışlar, bütün bir batıyı etkileri altına almışlardır. Batının Endülüs’e ihaneti, Cengiz ve Hülagu’nun Bağdat ekolüne yaptığı tahribatlar olmasaydı bugün insanlık ilim bakımından çok daha farklı bir konumda olabilirdi.

Her peygamber, göstermiş olduğu mucizelerle müspet ilimlere kaynaklık etmişlerdir. İlk ziraatı Adem’in (a.s.) oğulları yapmıştır. İlk elbise dikmeyi İdris (a.s.) insanlığa sunmuştur. İlk gemiyi Nuh (a.s.) icat etmiştir. Peygamberler tarihine bakıldığında onların bu rehberlikleri medeniyetin öncüleri olmuştur. Peygamberimiz Muhammed (a.s.m.) ise kendinden önceki bütün peygamberlerin göstermiş olduğu mucizelerin emsallerini ve daha fazlasını tek başına göstermiş onların hepsinden öne geçmiştir. Bu mucizeler her birisi insanlık adına bir ilme veya teknolojiye ışık tutmakta, teşvik etmektedir. Manevi yönden insanlara rehber oldukları gibi maddi ilimler noktasında da rehber ve kılavuz olmuşlardır. Her mucize bir ufuktur. O noktaya yetişmeleri için insanlara bir teşviktir. Tembelliği ve tenperverliği bırakanlar bu ufuk çizgisine yaklaşacaklardır. Süleyman’ın (a.s.) rüzgara binerek iki aylık yolu bir günde gitmesine (Sebe Suresi, ayet 12) işaret eden ayet rüzgara binerek giden hava araçlarını teşvik etmektedir. Musa’nın (a.s.) asasını yere vurup su çıkarması yer altı sularının çıkarılmasına bir teşviktir. İsa’nın (a.s.) ve Peygamberimizin (a.s.m.) ölüleri diriltmesi tıp noktasında çok ileri hedefler göstermekte ve teşvik etmektedir.

İlk emri “oku” diyerek başlayan bir dinin mensupları bu emre itaat ettikleri sürece aziz ve güçlü olarak yaşamışlardır. Bu emre itaatsizliğin bedeli de ağır olamaktadır. Sefalet ve dağınıklık gibi.

Kur’an’ın ve peygamberlerin bu teşvikleri, tarihin akşına bakıldığında, Müslümanların vicdanlarında makes bulmuş, hummalı bir gayret de gösterilmiştir. Hepsine minnettarız.

Matematiğin, geometrinin, optiğin, cebirin öncüleri Müslümanlardır. Kimyanın atası olan simyanın ilk uğraşanlarından biri de Peygamberimizin torunu Cafer-i Sadık’tır. Trigonometrinin mucidi de yine Müslümanlardır. ( Döğen, Şaban, İslam ve Bilim, Yeni Asya Neşriyat, s. 157-158)

Batıda ismi öne çıkan büyük bilginlerin istifade kaynaklarına bakıldığında mutlaka bir Müslüman alim göze çarpmaktadır. Astronomide Copernicus (Kopernik)i yetiştiren Nasırüddin Tusi, Necmeddin el-Mısri gibi Müslüman bilginlerdir. Birruci tarafından zirveye çıkarılan modern görüşler, Copernicus’in kitabında aynen yer almış, onun ilham kaynakları arasındadır. ( Döğen, Şaban, İslam ve Bilim, Yeni Asya Neşriyat, s. 41) Müslüman ilim adamları kendilerinden 500 sene önce dünyanın güneş etrafında döndüğünü ispat etmişlerdir.

Bugün neden Müslümanlar bu başarılara imza atamıyor denilirse, bu her şeyden önce çok doğru bir hüküm değildir. Bugün dünyanın birçok ülkesinde Müslüman ilim adamları çok önemli başarılara imza atıp isimlerini tarihin şeref levhalarına yazdırmaktadırlar. Nobel ödüllü fizikçi Abdüsselam’ı, Dr. Gazi Yaşargil, Mehmet Öz ve bunlar gibi onlarcasını saymak mümkündür.

Eğer bu konuda bir kusur varsa bu kusur İslam’ın değil bu çağda yaşayan Müslümanların kusurudur. İlme olan teşviklerin yeterince yerine getirilememesinden ileri gelmektedir. Kainat kitabının bir ibadet şuuru içinde okuma teşvikine uyulmaması anlamına gelmektedir. Ancak, bütün bütün de ümitsiz olmaya gerek yoktur. Bize lazım olan hedef büyütmek ve o büyük hedeflere bütün varlığımızla koşmaktır. Allah’ın kudret kitabı olan şu kainatı iyi okumaktır.

Köle efendisine, çocuk babasına isyan etme hakkına sahip değildir. İslamiyet de bütün ilimlerin efendisidir. Onunla omuz omuza yürümek zorundadır. Onun şefkat ve teşvikine her zaman muhtaçtır. Milletleri kanatlandıracak olan, fen ilimleri ile birlikte din ilimlerinin de okutulmasıdır. Doğru tarz budur. Bu asırdaki Müslümanların en büyük sıkıntısı da bu noktada yatmaktadır. Kendi mazisinden ve doğru tarzından uzaklaşmış olmasıdır. Dere, er ya da geç yatağını bulacaktır.

ali_sarikaya@yahoo.com

Bu haber 990 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU