Aydın Osmaniye Gazetesi

"HİÇBİR GÜNAHKÂR BAŞKASININ GÜNAHINI YÜKLENMEZ."

Ali SARIKAYA

01Mart2013, 22:46

Ali SARIKAYA

İnsanlığın vahşet ve bedevilik zamanında kullandığı bir temel kanunu var: Bir grubun, bir aşiretin, bir şirketin, bir ailenin, bir partinin mensubu olan bir kişinin yapmış olduğu bir hata ve yanlışı yüzünden bütün bu grupları mensupları  ile birlikte sorumlu tutmak. Garazkar ve inatçı bir anlayış, bu vahşet kanununu beslemektedir. Bir hata böylece binler hata haline dönmektedir.

         Birbirine muarız ve inatçı kuvvetler zayıf düşüyorlar. Bütün kuvvetlerini içe dönük olarak harcadıklarından dışa karşı zayıf ve korumasız hale geliyorlar. Meşhur bir hikayedir. İki keçi köprünün üzerinde karşılaşmışlar. Her ikisi de önce geçme hakkının kendisine ait olduğunu iddia ediyorlar. Aralarında anlaşamayınca işi kavgaya götürüyorlar. Köprünün üzerinde vuruşurlarken ikisi de köprüden aşağıya uçuyor.

         Birinin kenara çekilip yolu açması her ikisinin de başarısı olacak iken inat edip boğuşmaya karar vermeleri ikisinin de sonu olmuştur.

         Evet veya hayır demek, var veya yok demek, olur veya olmaz demek, üçüncü bir ihtimalin varlığını kabul etmemek bir Aristo mantığıdır. İnsanların önüne sadece iki seçenek koymak ve bunun dışında hiçbir ihtimale izin vermemek üzerine kurulmuştur. Bu bir çeşit iki kutupluluktur. Seçenekleri yok etmektir. Beyaz veya siyahtan başka rengi kabul etmemektir. Hâlbuki arada gri ve tonları da var. Grinin tonlarını ortadan kaldırıp sadece siyah ve beyaz seçimine indirmek, diğer bütün ihtimalleri ortadan kaldırmak doğru ve mantıklı bir seçim değildir.

         Kuark’larda parçacıklarla beraber dalga boyunun da olması, iki kutuplu Aristo mantığını yerle bir ediyor. Sosyal hayatta da iki kutuplu bir sistem fertlerin önünü tıkıyor ve gelişmeyi engelliyor. Barışın ve musalehanın yolunu da kapatıyor.

         0 ile 1 in arasında yüzlerce rakam var. Düşünceyi sadece 0 ve 1 e mahkûm etmek beyaz ve siyah gibi iki kutba yaslanmak gibidir.

         Bir insanı, sadece “iyi” ve “kötü” kalıpları içinde değerlendirmek, insanlar arasında barışı ortadan kaldırmaktır. Bir insanı bir kabahatinden veya bir yanlışından dolayı “kötü” kalıbına sokmak demek, onun var olan onlarca iyi değerini yok edip, sadece bir hatasını göz önüne getirerek, gözün başka değerleri görmesine engel olmak, musalehayı ortadan kaldırmak ve anlaşma ortamını yok etmek demektir.

         Bu bir toptancılıktır. Kolaya kaçmaktır. Bir aşiretin veya bir grubun bir ferdi bir iyilik yaptığı zaman “aferin falan aşirete veya gruba” deniyor. Güzellikler iyilik ve ışık olduğu için yayılmasında bir zarar yok. Bütün grup ondan memnun olur ve haz duyar. Ancak, aşiretin veya grubun bir ferdi bir hata yaptığı zaman “tuh falan aşirete veya gruba” demek, hata ve günahı çoğaltmak demektir. Sanki bütün fertler hata yapmış gibi onları suçlamak adalete ve hakkaniyete uygun değildir. Hata ve yanlışlar toprak gibi kesiftir. Sadece sahibini bağlar. Sahibinin de sadece o yönünü sorumlu yapar. Hatalı olan kısmın dışındaki güzel tarafları bundan dolayı mes’ul tutulamaz.

         "Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez." En’âm Sûresi, 6:164; İsrâ Sûresi, 17:15; Fâtır Sûresi, 35:18; Zümer Sûresi, 39:7.

         Kur’anın şu kanunu, on dört asır önce ne muhteşem bir adalet ve hakkaniyet tesis etmiş, hayran kalmamak elde değil. İslamiyet, asayiş ve emniyet dinidir. Dahilde niza ve boğuşma istemez. Hak ve hakkaniyete dayalı çözümler üretir. Sulh ve barışın, birlikte yaşamanın daha hayırlı olduğunu telkin eder. Bu ise, hayatın ta kendisidir.

ali_sarikaya@yahoo.com

Bu haber 984 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU