Aydın Osmaniye Gazetesi

MissSare

HASTANE Mİ BALCALI MI

Doç.Dr.Mehmet CİHANGİR

11Ocak2011, 18:40

Doç.Dr.Mehmet CİHANGİR

Y. Doç. Dr. Mehmet CİHANGİR

 

Yazımızın başlığı Anton Çehov’un meşhur “Hastane mi Kestane mi?” adlı parodisini hatırlatabilir. Kesinlikle ilgilidir.

Nasıl mı?

 

Tarih 21.08.2009

Yer Trakya Üniversitesi Hastanesi…

“Hastalar, ağızlarında sakız çiğneyen hastane yetkililerinin kendilerini “KÖPEK” yerine koyduklarını üstelik hastaneden de kovduklarından bahisle Üniversite hastanesi yönetiminden şikayetçi oldular”

Haberin kaynağı ve ayrıntısı aşağıdaki adreste…

http://www.euroder.com/haber_kategori_goster.php?kat_id=2&haber_id=329

 

Tarih 18 Eylül 2009

Yer Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Farabi Hastanesi

“Doktor ile erkek hemşirenin ameliyattaki kavgası karakolda son buldu. Ameliyat sırasında sözlü olarak başlayan atışma kısa sürede kavgaya dönüşünce araya ameliyathanede bulunan diğer doktor ve hemşireler girdi. Ameliyathane dışına çıkarılan ikili bir süre daha tartıştı. Araya giren güvenlikçiler ikiliyi ayırmaya çalıştı. Bu sırada hasta masada… Yarım kalan ameliyata ise başka bir yardımcı doktor girdi. Doktor A. ile erkek hemşire M.G. karakola giderek birbirlerinden şikayetçi oldular. Karakola getirilen ikili ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakıldı.”

Haberin Kaynağı ve ayrıntılar aşağıdaki sitede… http://webcache.googleusercontent.com/search?q=cache:KVILG2ablHoJ:haber.mynet.com/detay/yasam/ameliyatta-kavga-rezaleti/

 

Tarih 05.08.2010

Yer Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi, Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi

“Kimliksiz diye hastaneye alınmayan bebek daha sonra Kayseri’de boş yatak yok diye helikopterle götürüldüğü Antalya’da can verdi.”

Ayrıntı http://www.kayserihaber.com.tr/giris.asp?kanal=haberler&id=12951 adlı sitede.

 

Tarih 08.08.2010

Yer Eskişehir GOP Üniversitesi Hastanesi

“Vatandaş Tamer Üniversite Hastanesinde yaşadığı Çin İşkencesini anlatıyor.”

Kaynak yine aşağıda…

http://webcache.googleusercontent.com/search?q=cache:umWTjZdzWrYJ:www.yenitokatgazetesi.com/haber/haber_detay.asp%3FhaberID%3D3375+hastane+vatanda%C5%9F&cd=5&hl=tr&ct=clnk&gl=tr

 

Örnekler… Örnekler… Örnekler…

O kadar çok ki.

Vatandaş ne yapsın…

Derdine nereden derman arasın.

Sıradan hastalıklarını sağlık ocağında, küçük polikliniklerinde tedavi ettirmeye çalışıyor.

Ama ya hastalığı ciddiyse.

O zaman haklı olarak soluğu üniversite hastanelerinde alıyor.

Beklentisi bu hastanelerde kocaman profesörler, doçentler ve diğer öğretim üyeleri olduğu yönünde…

Peki bunları görebiliyor mu vatandaş.

Sadece tabelalarını ve varsa ücretli muayenede adlarını görüyorlar.

Yani paranız kadar görebiliyorsunuz öğretim üyelerini…

Peki kimi görüyorlar?

Uzman görenler çok ama çok şanslı.

Zira gördükleri genelde araştırma görevlileri…

Çocuklar yeni…

Çocuklar henüz çiğ.

Hergün kapısına onlarca hasta dayanıyor bu çocukların.

Nasıl tedavi ettiklerini daha doğrusu edebildiklerini hepimiz biliyoruz.

O güvensizlikle elimizde dosya öğretim üyesi peşinde koşuyoruz.

Cebimizdeki son üç kuruşu da oraya ödemek üzere…

İçimizde dar gelirli olmanın sızısı…

Dilimizde Tanju Okan’ın o ölümsüz şarkısı:

“Ah bir zengin olsam
Sana neler neler alırdım
Yaşardın gönlünce sen

Bir zengin olsaydım ben”


Herkes zengin olmadığına göre…

Ve dahi herkes özel muayene ve özel tetkik de yaptırmadığına göre…

Nedir çözüm…

 

Son örnek Osmaniye dışından Adana’dan…

Yer Çukurova Üniversitesi’ne bağlı Balcalı Hastanesi… Adana…

Tarih dün…

Hastalanan vatandaş eşiyle birlikte Balcalı’ya adı bende saklı bölüme gidiyor.

Muayene eden kişi uzman falan değil…

Araştırma görevlisi muayene etmekte.

Ama muayene olabilmek için önce bölümde hemşire ya da hemşireler bulmanız gerekli.

Ne gezer.

Sanırım sağlık meslek liselerinden aldıkları dünyayı umursamaz bir çocuğu koymuşlar…

Yol bilmez yordam bilmez…

Gelen herkes homurdanıp sağa sola şikayetler gidince hemşire ortaya çıkıveriyor.

Muayene olanlar şanslı…

Ama durun…

Bu defa da laboratuar tetkikleriniz var.

Ultrason vb. cihazların olduğu laboratuara iniyorsunuz.

8-10 Tane tetkik odası var.

Her birinde de birer ikişer hemşire beklemekte.

“Aman ne hoş hemen işimi bitirip çıkarım” diyorsanız…

Yanıldınız.

Size Ekim, Kasım aylarına gün veriyorlar.

“Ama” diyorsunuz “her yer boş”

Aldığınız cevap “durum bu” oluyor…

Ve öneri geliyor size…

“İsterseniz ücretli tetkik yaptırabilirsiniz”

“Onun sonucunu ne zaman alabiliriz?” diye soruyorsunuz.

Cevap geliyor: “Hemen”

Hastanızı getirmişsiniz. Size aylar sonra, hem de farklı farklı tarihlerde günler verilmekte…

Kendinizin “acil hasta” olduğunuzu düşünseniz bile bu böyle…

Ücretli tetkiki kabul ediyorsunuz.

Hocayı beklemeye başlıyorsunuz…

O sırada öyle şeyler gözlemliyorsunuz ki…

Eğer karar mekanizmasında yetkili olsam derhal o hastaneyi kapatırım…

Ya farklı bir kamulaştırma yaparım…

Ya da özel sektöre devrederim…

Ya da hastanenin tetkik bölümlerini özel sektöre mutlaka açarım.

Ya o hastaneyi küçük bölümler haline dönüştürürüm.

O kadar personeli orada boş boş asla oturtmam…

O kadar cihazı orada asla boş bekletmem.

Hepsine ciddiyet kazandıracak çalışmalar yaparım.

Kocaman devasa bir hastane…

Milletin kuruşlarıyla yapılmış.

Ama birilerinin yararlanması için midir bilemem!

Tanesi 100 milyonlarla ölçülen tetkikleri yapan cihazlar boş, atıl vaziyette beklemekte…

Vallahi günahtır…

Günahı bilmiyorsanız ayıptır.

Bu devlet bu kadar zengin değildir…

Bu kadar israfı sonsuza kadar kaldırmamız da mümkün değildir…

 

Son sözümüzün muhatabı….

Kendisi de genel cerrahi bölümünün öğretim üyesi olan, Osmaniye’de çok sevildiği için de adı bir caddeye verilen ve benim de bizzat çok sevdiğim ve saygı duyduğum sevgili Çukurova Üniversitesi Rektörü sayın Alper Hocamdır…

Sevgili hocam…

Hastaların ağıtları size ulaşmıyor olabilir…

Biz duyuralım…

Çok dua alırken hoş olmayan ciddi tepkiler de var arkanızdan.

Personelinizi çok ama çok ciddi biçimde rehabilite etmelisiniz.

İdari personelinizi odalarındaki koltuklarından kaldırıp servislere indirmelisiniz.

Akademik kadrolara bir şey yapılamadığını anlarız. Ama anabilim dalları başkanlarının tümünün mutlak surette olayı doğru algılamalarını sağlamalısınız.

O atıl kaynakları mutlak surette ekonomimize kazandırmalısınız.

Bu hastanemiz Türkiye’nin yüz akıdır ve öyle kalmalıdır.

Eğer bugünkü durumu gibi…

Girenlerden çoğunun “Allah bir daha buraya beni düşürmesin” diyerek çıkıp gittiği bir hastane olmaya devam etmemelisiniz…

Sizi dost bildik…

Siz de söylediklerimizi öyle algılamalısınız…

 

Son yılların en sıcak yaz günlerini yaşarken iyi haftalar dileklerimle…

Bu haber 1591 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU