Aydın Osmaniye Gazetesi

DÜZENİN VEYA DÜZENSİZLİĞİN SORUMLULARI

Doç.Dr.Mehmet CİHANGİR

11Ocak2011, 18:39

Doç.Dr.Mehmet CİHANGİR

Y. Doç. Dr. Mehmet CİHANGİR

 

Polis bir toplumun en büyük güvencesidir. Gerek toplumun, gerek toplumu oluşturan bireylerin ne zaman başları sıkışsa, arayacağı yardım bekleyeceği tek kurumdur polis… Yani polis hem ağabeydir, hem babadır halk için. Halkın gözünde de yeri elbette bu olmalıdır polisin.

Bir ağabey bir baba nasıl davranır çocuklarına… Tartışılmaz gerçek şudur ki; baba şefkatlidir, baba merhametlidir. Aynı zamanda yeri geldiğinde de otoritenin temsilcisidir… Ağabey ise arkanızdaki destektir, güçtür…

Polisin durumu da böyle olmalıdır. Halka karşı merhametli, babacan… Yeri geldiğinde otoriter… Yeri geldiğinde ise halkın arkasındaki güç…

Bunlar polisten beklenen şeylerdir.

Ancak uygulama sıklıkla bu söylemlerin dışında ve farklı olabilmekte…

Şu anlayışla karşılanabilir. “Her kurum ve kuruluşta bireysel olarak hata yapanlar olacaktır. Bu durum anlayışla karşılanabilir. Ancak hataların kasıta dönüştüğü izlenimi edinildiğinde halk sizi kendi dünyasında yargılamaya başlar.

Gerek kendim şahit olduğum gerekse tarafıma iletilen şikayetler ve sızlanmaları bu sütunlara taşımak durumundayım.

Ne alaka denebilir ancak yazının devamı takip edildiğinde okurumuz bu ilişkiyi rahatça kurabilecektir.

Osmaniye İlinin tam da ortasından şehirler arası yolun geçmesinin şehir trafiğini ciddi biçimde olumsuz etkilediği bir gerçek…

Şehrin güney ve kuzeyine yapılan çevre yollarının tam olarak verimli ve etkin kullanılamamasının da bir sonucu olsa gerek, şehrin bir başından diğer yanına geçmek kelimenin tam anlamıyla bir eziyet, bir zulüm…

Düşününüz ki, bir ilin içinden geçen yol en fazla 5-6 km. uzunluğunda… Ve bu mesafede tam 10 (yazıyla da yazayım on) tane trafik lambası var… Yani bölge trafikten başlıyorsunuz, Karaçay’ı geçtiğiniz noktaya kadar bu sayı…

Sürücü olan bu vehametin farkında. Eminiz ki şehrin mahalli yöneticileri de bunun farkında… Ancak çözüm için önerileri var mı?

Varsa… Açıkçası halk olarak pek farkında olduğumuzu söyleyemiyoruz.

Aylar önce yine bölgesel bir gazetede yazmış ve hemen sınır komşumuz Gaziantep’in bu sorunu çok şık biçimde çözdüğünü belirtmiştim.

Yine tekrarlıyorum… Antep şehri bizimle aynı kaderi paylaşıyor. Şehirlerarası yol şehrin orada da tam ortasından geçiyor.

Şehir bir baştan diğer yana yaklaşık 16-17 kilometre.

Ancak ne kadar güzel ki; bu şehirde trafik sinyal lambası yok.

Şehrin girişinde ve çıkışında var birer tane. Sadece o kadar...

Şehre ne zaman girdiniz, nasıl çıktınız farkına bile varmıyorsunuz…

Ancak belirtmek zorundayım ki, Şanlıurfa’dan Adana’ya hareket eden bir sürücü, Osmaniye’den geçerken çekeceği sıkıntıyı düşünüyor…

Elbette bu sıkıntıyı her gün yaşayan ve çilelere katlanan yerli halkı uyarmaktır amacımız. Yoksa yetkililerin cevaben “Urfa’dan Adana’ya geçen şoför de Kuzey çevreyolunu kullansın” biçimindeki cevaplarına zemin hazırlamak değil…

Belediyenin Gaziantep örneğini mutlaka incelemesi gerekir… Öneriyoruz.

Bunun dışında, eğer çözüm bulamıyorlarsa…

Trafik sinyalizasyon sisteminin gözden geçirilip sistemin ışıklarda bekleyen araç sayısına göre otomatik olarak devreye girip devreden çıkması sağlanmalıdır.

Bakıyorsunuz… Kırmızı ışık yanıyor. Bekleme süreniz 60 saniye. Hiçbir yolda araba yok. Burada sizi 60 saniye bekletmeyip süratle devreye girecek sinyal sistemidir kastettiğimiz…

Peki yazımızın başında belirttiğimiz Polis…

Size göre bu kargaşanın veya çözümlerin neresinde?

Bunları cesaretle söylemek durumundayız. Aksi halde sorunlar çözümsüz olarak devam edip çözülemeyecek dereceye gelecektir…

Osmaniye dışında iken yazdığımız yazılardan açıkçası pek tenkit almadım. Galiba kimse gocunmamıştı o zamanlar…

Ancak henüz bu üçüncü yazımız…

İlk iki yazı sonrasında tatmin edici ölçülerde olumlu tepkiler aldım.

Ancak kendimce tehdit olarak algılayabileceğim tepkiler de geldi…

Bu davranışlar zaten beklediğimiz davranışlardı.

Gidebildiğimiz yere kadar gideceğiz…

Ya sorumlular bize katlanacaklar… Ya parmak basılan konularla ilgilenecekler…

Ya da…?

Bunun başka şıkkı olmayacak.

En fazla yazdığımız gazete sahiplerine baskı yapıp yazdırmayacaklar. Böyle bir risk olduğunu gazete sahiplerine ilk yazımı verirken belirtmiştim.

Bu riski hep birlikte almamız gerekiyor. Aksi halde bir adım yol almamız mümkün olmayacaktır…

Yazımızı, amacımızı ve süreci iyi tarif ettiğini düşündüğümüz James B. Conant’ın bir sözüyle bitirelim. 

 

“Kaplumbağaya dikkat et! Ancak kafasını çıkarıp risk aldığında ilerleyebilir.”

Yaz sıcağında iyi haftalar dilerlerimle.

Bu haber 1354 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU