Aydın Osmaniye Gazetesi

BİR NEFES!

Ali SARIKAYA

16Şubat2013, 15:58

Ali SARIKAYA

            “Geldi geçti ömrüm benim

Şol yel esip geçmiş gibi

Hele bana şöyle gelir

Şol göz yumup açmış gibi”

Yunus Emre hayatı ne güzel tarif etmiştir. Bitmez tükenmez sanılan nefesler birer birer tüketilmekte, hayat denilen kilometre taşları nefes nefes aşılmaktadır. Dünya hayatını sonsuz bir umman olarak düşünmek, kulaçlarla onun sonuna varılmayacağını hayal etmek ne kadar gerçekçi olabilir? Alınan her nefesin sona doğru atılmış bir adımdır. Hayat bir çağlayandır. Fidanlıktaki şu kısa ömrü, ebediyet havuzlarına akıtmaktadır. Gölgelerle oyalanmak, seraba meftun olup asıl su kaynağına koşmamak ne kadar akıllıca bir iş olabilir?

Yolcu, yoldaki bir anlık güzelliklere takılıp kalamaz. Hedef, menzil-i maksuda gitmektir. Yolcuyu asıl hedeften alıkoyan her sebep, bir seraptır. Bütün kainat bir kemale doğru koşarken, yoldaki oyuncaklarla oyalanıp kalmak yolcuyu yolundan etmektir. Asıl hedef kendi kemaline, onun da sahibi en mükemmele doğru koşmaktır. Yol, ona doğru gidiyorsa yoldur. Kemal, o hedefe doğru koşmanın adıdır.

Bu âlemdeki her çokluk bir tekliğe doğru koşar adım gitmektedir. Parmaklar ele, eller vücuda doğru yürümektedir. Irmaklar denize doğru akmaktadır. Bütün çoklukların membaı bir birliktir. Bütün çoklukların kemali bir tekliğe doğru koşmalarındadır. Onu bulan her şeyi bulmuştur. Onu kaybeden bulsa bulsa başına bela bulur.

Yolda bazen ayak sürçmeler olacaktır. Hamurunda nisyan olan insan, bazen tökezleyecek, bazen de düşecektir. Böyle durumlarda yapılacak olan hemen ayağa kalkmaktır. Sızlanmak çözüm değildir. Şeytana arkadaş olmaya, onu sevindirmeye gerek yoktur. Bir tövbe bazen bir ömrü temizleyebilir. İsteyen, aczini itiraf etmektedir. İstenilenin rahmeti ise sonsuzdur. O halde ısrarla istemek ve bol bol istemek daha doğrudur. Samimi olarak kalpten çıkan bir yakarış, nisan yağmuru gibi koca bir dünyaya hayat bahşedebilir. Sabah melteminin serinliğinde, elini rahmete açanı rahmet boş çevirmeyecektir. Ona bir karış yaklaşana o bir kulaç yaklaşacaktır. Ona yürüyerek gelene, o koşarak gelecektir.

En büyük kusur, hata ve kusurunu görmemektir. Kusursuz olduğunu farz etmektir. Böyle düşünmekten ve böyle düşünenlerden Allah’a sığınırız. Kula yakışan, başını tevazu ile tevazuun simgesi olan toprağa koymaktır. Başkaldırmak değildir.

“Evet, şeytanı dinleyen bir nefis, kusurunu görmek istemez. Görse de, yüz tevil ile tevil ettirir. “Rıza gözü kördür, kusuru görmez.” sırrıyla, nefsine nazar-ı rıza ile baktığı için, ayıbını görmez. Ayıbını görmediği için itiraf etmez, istiğfar etmez, istiâze etmez, şeytana maskara olur. Hazret-i Yusuf Aleyhisselâm gibi bir peygamber-i âlîşan "Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefis daima kötülüğe sevk eder." (Yusuf Sûresi, 12:53.) dediği halde, nasıl nefse itimad edilebilir?
Nefsini itham eden, kusurunu görür. Kusurunu itiraf eden, istiğfar eder. İstiğfar eden, istiâze eder. İstiâze eden, şeytanın şerrinden kurtulur. Kusurunu görmemek, o kusurdan daha büyük bir kusurdur. Ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır. Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar. İtiraf etse, affa müstehak olur.” http://www.risaleinurenstitusu.org/index.asp?Section=Kulliyat&Book=Lemalar&Page=91

Alınan her nefes çok kıymetlidir. Onu verenin yolunda harcanırsa ebedi bir kıymet alacaktır. Ebediye müteveccih her şey ebedileşecektir.

“Biri birinden mukaddes

Alıp verdiğim her nefes

İki dünyayı ayıran

Bir ses değil, bir nefes…”

Her nefesi canlandıran, imandır. İman bir hüsn-ü münezzehdir. Rububiyetin kemaline karşı kulluğun kemalini göstermektir. Allah’ım! Bir ömür boyu iman ile yaşamayı ve o hal ile ebediyet yurduna intikal etmeyi bizlere nasip eyle! Âmin.   

ali_sarikaya@yahoo.com

 

Bu haber 954 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU