Aydın Osmaniye Gazetesi

YE'CÜC VE ME'CÜC KİMLERDİR?

Ali SARIKAYA

25Ocak2013, 09:04

Ali SARIKAYA

Üç haftadan beri  KIYAMET DÜNYANIN GÜNDEMİNDE başlığı altında kıyametin büyük alametlerini ve özellikle Ye’cüc ve Me’cüc’ü tanımaya ve tanıtmaya gayret ettik. Bu hafta konuyu noktalamak istiyoruz.

Bu iki taifenin ortak özelliği, fesat çıkarmak ve kan dökmek olarak özetlenmişti. Peygamber Efendimiz, bu iki özelliklerine dikkat çekmişti. Biz de bunun açılımının ne olduğu üzerinde durmuştuk.

Bunların bir başka özelliği, gökyüzüne hücum etmeleri idi. Oklarını gökyüzüne fırlattıklarında kanlı bir şekilde döneceği ifade edilmekte idi. Bunun iki anlamı olabilir.

Birisi, terörün havada dahi devam edeceğine ima olabilir. Hava vasıtaları ile büyük savaşların yapılacağı ve bunların büyük yıkımlara ve öldürmelere sebep olacağı şeklinde yorumlanabilir. Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan bombaların bu tarifin dışında olmadığını düşünebiliriz. Bu iki grubun ortak özelliği öldürmek ise, bugün de dahil, haksız yere öldürmeye kalkan her hava aracı bu tariften payını almaktadır.

İkincisi ise, hava yüksekliği, vahyi temsil eder. Bu iki grup, sadece maddi olarak öldürme ile yetinmeyecek, insanları manen de öldürmek için onların manen beslenmesini sağlayan vahye ilişeceklerdir. Mukaddesata karşı girişilecek savaşta, öldürücü sonuçlar alacaklardır. Oklarının kanlı bir şekilde dönmesi buna ima olabilir. Manevi yönü boşalan topluluklar da terörün hem hedefi, hem beslenme kaynağı olacaktır.

Öldürmenin çoğalması kıyamet alametlerinden biri olacaktır. Bunu Peygamber Efendimiz (a.s.) “herç çoğalır” şeklinde ifade etmiştir. Hercin ne olduğu sorulduğunda ise, öldürmedir diye cevap vermiştir. Çok basit sebeplerden dolayı öldürme meydana gelecektir. Hatta ölenin neden dolayı öldüğünü, öldürenin neden dolayı öldürdüğünü bilmeyeceği ifade edilmektedir. (Müslim, Fiten 56, (2908). Bu durum bir anarşidir. Hayatın bu kadar kıymetsiz hale gelmesi inanılmaz bir şeydir. Ortada olanlara bakıldığında ise günümüzün yaşanan bir sonucudur.

Bu iki topluluğun mekânından bahsedilirken Fırat havzası geçmektedir. Fırat ve Dicle’nin suyunun kuruyacağından söz edilmektedir. Bu bölge, tarihin derinliklerinden beri büyük kavga ve ölümlere sahne olmuştur. Zengin yer altı ve yer üstü kaynakları sebebiyle hep insanların hasedini çekmiştir. Bu zenginliklere sahiplenmek için üstünden kavga eksik olmamıştır. Şimdi de aynı şekilde başı hep fırtınalı ve dumanlı şekilde devam etmektedir. Irak savaşının başlamasından bu yana binlerce insanı toprağa gömmüştür. Terörden dolayı 30-40 bin insan yok edilmiştir. Bütün bunlar bu bölgenin ne kadar netameli bir yer olduğunu ortaya koymaktadır. Zenginlik hasedi, haset kıskançlığı, kıskançlık da savaş ve terörü gündeme getirmektedir.

Netice olarak, öldürme üzerine kurulu her türlü terör, fitneden medet uman her hareket Ye’cüc ve Me’cüc kavramı içinde sayılmalıdır. Bunu kim yaparsa yapsın, ne adına yaparsa yapsın değişmez.

İslam ise, sulh ve barıştır. Kavga onun şiarı değildir.

ali_sarikaya@yahoo.com

Bu haber 902 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU