Aydın Osmaniye Gazetesi

NUŞİREVAN'DAN DAHA ÂDİLİM

Ali SARIKAYA

01Aralık2012, 22:44

Ali SARIKAYA

Dünya adalet tarihine ismini altın harflerle yazdıran büyük sahabi, ikinci halife Hz. Ömer (r.a.) zamanında yaşanmış bir olayı özetleyerek nakledeceğiz. Her kesime ve herkese örnek olacak bir ibretlik hadise.

Hz. Ömer (r.a.) döneminde Şam valisi bir cami yaptırmak ister. Onun için bir bölgeyi tercih eder. Orada arazi sahiplerini bulur ve herkesin arazisini makul bir bedel karşılığı satın alır. Cami yapılacak bölgede bir Yahudi’nin de arazisi var. Yahudi arazisini satmak istemez. O arazi alınmazsa yer istenilen şekle gelmeyecektir. Vali Yahudi’nin arazisini değerinin iki katı parayı vererek istimlak eder. Yahudi ise vermek istemez. Ancak valiye de engel olacak gücü yoktur. Bu durumu, adı anıldığı zaman akla adalet gelen Halife Hz. Ömer’e (r.a.) şikayet edip derdini ona anlatmak ister. Bir yolunu bulup Medine’ye kadar gelir. Durumunu halifeye anlatmak ister. Sorarak Halife Hz. Ömer’i (r.a.) bulur.

İlk intibaı olumlu olmaz. Herkesin huzurunda titrediği, adaletin keskin kılıcı, Hz. Ömer’i (r.a.) saraylarda oturan, şatafatlı elbiseler giyen, etrafında bir yığın korumaları olan biri olarak hayal ederken, onu gayet sade yaşayan, halkın içinde, korumaları olmayan normal bir insan olarak bulması ona bu intibaı verir. Kendi kendine ümitsizliğe düşmekle birlikte, Şam’dan uzana uzana Medine’ye kadar gelmiş, derdini anlatmadan gitmesinin doğru olmayacağını düşünür. Şansını bir denemek ister. Bir yolunu bulup halife ile görüşür ve derdini anlatır. Valisini halifeye şikayet eder.

Hz. Ömer (r.a.) Yahudi’yi dinledikten sonra bir kemik parçasının üstüne, “ALLAH’A YEMİN EDERİM Kİ BEN NUŞİREVAN’DAN DAHA ADİLİM” yazar ve Yahudi’ye vererek, bunu valiye vermesini ister. Yahudi’nin ümidi büsbütün kırılır. Yazıyı da yanına alarak geri Şam’a döner. Sonucu merak ettiği için bir yolunu bulur ve halifenin kendisine verdiği yazıyı valiye verir.

Yazıyı gören valide bir telaş başlar. Rengi sararır. Yahudi’ye döner, ne istersen yapacağım yalnız hakkını helal edeceksin der. Yahudi olup bitene bir anlam veremez. Ancak gördüğü de bir gerçek. Esasen arsasının değerinden fazlasını da almıştır. Valiye, bir şartla sana hakkımı helal ederim. Bu telaşının sebebini anlatırsan hakkımı helal ederim der.

Vali, o kemik parçasında yazılı olan cümlenin ne anlama geldiğini açıklamaya başlar.

Biz, cahiliye döneminde, içinde benim ve Hz. Ömer’in (r.a.) de bulunduğu bir kervanla İran’a ticaret için gitmiştik. İran kıralı Nuşirevan’ın oğlu Hürmüzan bizim iki yüz kadar devemizi gasp etti. Durumu bir tercüman vasıtası ile krala anlatmaya çalıştık. Ancak tercüman bizim maksadımızın bir kısmını eksik anlattı. Nuşirevan da her birimize bin dinar bahşiş vererek bizi göndermek istedi. Biz buna razı olmadık. Dilenci durumuna düşmeyi kabul etmedik. Tercümanın yanlış ve eksik anlattığını izah etmeye çalıştık. Kral yeni bir tercüman buldu. Durumu anlayınca eskisini idam ettirdi. Sonra develerimizi iade etti ve her birimize ikişer bin dinar bahşiş verdi. Kral bizden özür diledi. Sabahleyin şehirden çıkarken sol taraftaki kapıdan çıkmamızı tembihledi. Biz de onun isteğine uyarak sol taraftaki kapıdan çıktık. Kapının önünde bir adam idam edilmiş ve boynunda idam gerekçesi Arapça olarak şöyle yazılmıştı. “Memleketimizdeki ahalinin ve diğer memleketlerden gelip ticaretle meşgul olanların can, mal ve ırzını korumak kanunumuzun gereği ve boynumuzun borcu olduğu halde Nuşirevan’ın büyük oğlu ve veliahdı Mirza Hürmüzan, memleketimizde ticaret yapmakta olan Arapların iki yüz devesini gasp ile ülkenin asayişini bozduğu için görenlere ibret olsun diye asılmıştır.”

Hz. Ömer’in (r.a.) valiye hatırlattığı, valiyi telaşlandıran hikâye bu hikâye idi.

ali_sarikaya@yahoo.com

Bu haber 1315 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU