Aydın Osmaniye Gazetesi

PEYGAMBERİMİZİN ÂLİ-3

Ali SARIKAYA

01Aralık2012, 22:42

Ali SARIKAYA

Peygamber Efendimiz (a.s.m.), otuz kırk sene sonra sahabeler ve tabiin içinde büyük fitneler meydana geleceğini manevi olarak görmüştür. Abasının altında bulunanların da bu kargaşaların orta yerinde olacaklarını bilmektedir. Bu kargaşalardan sorumlu olmadıkları halde kargaşanın içinde görülmeleri, insanların zihinlerinde soru işaretleri meydana getirebilir. Hem o fitnelerle ilgili bilgi vermek, hem de ümmetin nazarında bu kimseleri sorumluluktan kurtarıp, davalarında haklı olduklarını Kur’an lisanı ile açıklama ihtiyacı hissetmiştir. “Ey Peygamber ailesi, Allah günahlarınızı giderip sizi ter temiz yapmak istiyor." (Ahzâb Sûresi, 33/33.) Ayet-i kerimesi Hz. Ali (r.a.) döneminde meydana gelen ciğer yakıcı olaylardan, Hz. Hasan ve Hüseyin’in başlarına gelen kan dondurucu hadiselerden dolayı onların suçlanmaması gerektiğini, onların masum olduklarını ifade etmektedir.

“Evet, çendan Hazret-i Ali (r.a.) halife-i bilhak idi. Fakat dökülen kanlar çok ehemmiyetli olduğundan, ümmet nazarında tebriesi ve beraati vazife-i risalet hasebiyle ehemmiyetli olduğundan, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, o suretle onu tebrie ediyor. Onu tenkit ve tahtie ve tadlil eden Haricîleri ve Emevîlerin mütecaviz taraftarlarını sükûta davet ediyor. Evet, Haricîler ve Emevîlerin müfrit taraftarları Hazret-i Ali (r.a.) hakkındaki tefritleri ve tadlilleri ve Hazret-i Hüseyin’in (r.a.) gayet fecî, ciğersûz hadisesiyle Şîaların ifratları ve bid’aları ve Şeyheynden teberrîleri, ehl-i İslâma çok zararlı düşmüştür.
İşte bu abâ ve dua ile, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, Hazret-i Ali (r.a.) ve Hazret-i Hüseyin’i (r.a.) mesuliyetten ve ittihazdan ve ümmetini onlar hakkında sû-i zandan kurtardığı gibi, Hazret-i Hasan’ı (r.a.), yaptığı musalâha ile ümmete ettiği iyiliğini vazife-i risalet noktasında tebrik ediyor ve Hazret-i Fatıma’nın (r.a.) zürriyetinin nesl-i mübareki, âlem-i İslâmda Ehl-i Beyt ünvanını alarak âli bir şeref kazanacaklarını ve Hazret-i Fatıma (r.a.) "Onun ve neslinin, kovulmuş şeytanın şerrinden korunması için Sana sığındım." (
Âl-i İmrân Sûresi, 3:36) diyen Hazret-i Meryem’in validesi gibi zürriyetçe çok müşerref olacağını ilân ediyor.”( Nursi, Bediuzzaman Said, Lem’alar, s. 97)

Sahabeler arasındaki meseleleri tartışırken çok dikkatli olmak gerekmektedir. Onların hepsi Peygamberimizin terbiyesinde yetişmiş büyük insanlardır.  İçtihat neticesi vardıkları kararlar, isabet ederse iki sevap almaktadırlar.  İçtihat, başlı başına bir ibadettir. İçtihat etmenin bir sevabı, doğru karar vermişse bir de onun sevabı olup iki sevap kazanmaktadır. Verdiği karar isabetli değilse, içtihat etmenin bir sevabını almaktadır. Bundan dolayı onların kararlarının isabetli olup olmadığını tartışmak ayrı bir şey, haksızlıkla itham edip küçük görmek çok daha ayrı bir şeydir. Sahabeler yıldızlar gibidir. İslam dininin bizlere kadar ulaşmasında en büyük taşıma payı onlara aittir. Onun için onlar hakkında konuşurken kılı kırk yararak konuşmak gerekmektedir.

Bu haber 878 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU

      NÖBETÇİ ECZANE