Aydın Osmaniye Gazetesi

TERÖR VE ORTADOĞU

Ali SARIKAYA

01Aralık2012, 22:37

Ali SARIKAYA

Ortadoğu’nun en başta gelen problemlerinden birisi de terördür. Bir asra yaklaşan zaman diliminde, kargaşalar, durmak şöyle dursun bütün hızı ile devam etmektedir. Zenginliği paylaşmak için uzanan eller, adalet ve hakkaniyeti sürgüne gönderdiler. Haklı haksız demeden pay almaya kalktılar. Zulmün kepçesi bu coğrafyada hep var oldu ve hep karıştırmaya devam etti. Gazze’de ise zulmün abidesi dikilmektedir.

İçinde yaşadığımız coğrafya, suları bir türlü durulmayan bir bölge haline gelmiştir. Dünyanın son demlerine doğru bu bölge büyük sarsıntılar yaşayacaktır. Zamanın ipine fitne taneleri dizenler,  masum çocukların, kadınların, savaşla hiç ilgisi olmayan sade vatandaşların ölümünden büyük bir zevk alarak cadı kazanının altına odun atmaktadırlar.

Zulmün bu kadar uzun zaman ayakta kalması ve mazlumun sinesini daraltmaya devam etmesi normal gözükmemektedir. Mazlumun ahı, feryadı, arşa yükselmeye devam etmektedir. Ortadoğu’nun semaları bu feryatlarla inlemektedir.

Ye’cüc ve Me’cüc’ün zulmünün icra edileceği yer olarak bazı rivayetlerde Taberiye Gölü, başka bazı rivayetlerde ise Fırat Nehri ifade edilmektedir. (Canan, İbrahim, Hadis Ansiklopedisi Kütüb-ü Sitte, xvıı, 565) Bunlardan anlaşılıyor ki bu bölgede rüzgar hep fırtınalı esecektir. Hayata kastetme bakımından bu bölge hep sıkıntılı olacak, zenginlik ve bereketin yanında büyük acılarla iç içe yaşanacaktır.

Fırat’ın sularının kuruyacağı ve altından Karun’un hazinelerinin ortaya çıkacağı, bunun paylaşılmasının büyük sıkıntılar doğuracağı hadislerde ifade edilmektedir. Bu zenginlikleri paylaşmaya kalkanlar, zulmün göğsünü kabartacak, haksızlığı hak bilip bunu elde etme yolunda her türlü zulmü mubah sayacaktır. Bu bölgede, terör bir numaralı sorun olacaktır.

Öldürmenin adi işler gibi olması, normal bir iş olarak kabul edilmesi, savaşın gereği olarak algılanması bir terör hadisesidir. Dünyanın sonuna doğru bu bölge terörün hedef tahtası olacak demektir.

Filistinde elli yılı aşkın bir süredir devam etmekte olan savaş, binlerce insanın ölümüne ve sakat kalmasına sebep olmuştur. Ayrıca, İran Irak savaşı, Halepçe katliamı, Kuveyt’in işgalinin ardından Irak’a karşı Birleşmiş Milletlerin desteğinde, Amerika’nın önderliğinde başlatılan savaş sebebiyle öldürülen insanlar, yıkılan mamureler, yaralı ve sakat kalan milyonları geride bırakmıştır. Arkasından uygulanan ambargo sebebiyle yiyeceğe muhtaç hale gelen insanların bu durumları, hadislerde ifade edilen ve bu bölgede Ye’cüc-Me’cüc terimleri ile ifade edilen terör faaliyetlerinin bolca olacağına işaret eden hadislerin ima ettiği manalar bugün gözler önünde sergilenmektedir. Savaşların ortaya çıkardığı otorite boşluğunun ardından, yukarıda ifade edilen her iki bölgede de, illegal terörist faaliyetlerin artmasına da ayrıca dikkat edilmesi gerekmektedir.

İsrail ise, bir terör örgütü gibi faaliyet göstermeye devam etmektedir. Bu bölgenin özellikle terörle birlikte yad edilmesi, İslam dünyası için önemli bir uyarı olsa gerektir. Zenginlikleri paylaşmaya kalkarken bölgenin bütün zenginliğini tahrip eden batı destekli zihniyetin, yer altı zenginlikleri noktasında da kaymağını ele geçirmeye çalışması bir tesadüf olabilir mi?

Savaşın tahrip ettiği maddi ve manevi hayatı kim tamir edecek? Yıkılan ümitleri kim geri getirecek? Silah gürültüsü ve barut kokusu altında yetişen yeni neslin öfkesini kim dindirecek? Hayata düşman olmak bu kadar kolay mı? Bu şartlar altında yetişen yeni nesil barışla nasıl buluşturulacak? Binlerce yıllık bir medeniyeti ve kültürü tahrip etmenin hiç mi bedeli olmayacak? Hala, İsrail’in sırtını sıvazlamaya devam edenler, vicdanınızı hangi mezara gömdünüz?

 

ali_sarikaya@yahoo.com

Bu haber 972 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU

      NÖBETÇİ ECZANE