Aydın Osmaniye Gazetesi

MissSare

DÜNYAYI SEVMEK

Ali SARIKAYA

01Aralık2012, 19:03

Ali SARIKAYA

Bir programda, Müslümanların dünyayı sevmediklerinden bahsediliyordu. Ondan uzak durmalarının sebebi olarak Sûfîliğin dünyadan uzak durmayı teşvik etmesinden bahsedildiğini izledim.

         Bazı dini kaynaklarda dünyadan çok kötü olarak bahsedilmektedir. Sözün zahirine bakıldığında Müslümanların dünyayı sevmemesi gerektiği sonucu çıkarılabilir. Bunun tam zıddı olarak dünyanın ahiretin tarlası olduğu, ahirette elde edilecek mahsulün burada ekilip biçileceği, dolayısı ile ahiret saadetinin burada kazanılacağı belirtilmiştir.

         Bu iki düşüncenin arasındaki mantık iyi açıklanmadığından bazı kimseler, Müslümanların dünya ile alakalarının zayıf olacağını, bundan da sağlıklı ve zengin bir dünyanın çıkamayacağını söylemişlerdir. Sağlam ve sağlıklı bir dünya kurmadan da ahiret saadetinin zor olduğunu düşünmek gerekmektedir.

         O zaman bu çelişkili durumu nasıl açıklamak gerekecektir?

         Çelişki gibi görünen bu durumu Bediuzzaman Said Nursi çok nefis bir şekilde açıklamıştır. Ona göre dünyayı kesben değil kalben terk etmek gerekmektedir. Bu ne anlama gelmektedir?

         Çalışma bakımından dünyayı terk etmek dinin emirleri arasında yer almayan bir ve hiçbir zaman da almamış olan bir hakikattir. İslam, çalışanı Allah’ın dostu saymıştır. İnsan için çalıştığından başkası yoktur demiştir. Çalışmasının karşılığını da yakında göreceğini ifade etmiştir. Rızkın onda dokuzunun çalışmaya bağlı olan ticaret, ziraat ve sanatta olduğunu, bunların ise ancak çalışma ile ilerleyebileceğini belirtmiştir. Hal böyle olunca, çalışmak bir ibadet olarak görülmüştür. Helal yoldan rızkını kazanmak, farz ibadetlerini yerine getirdikten sonra, nafile bir ibadet olarak görülmüştür.

         Dünyaya çalışmak, imarı ve mamur hale getirilmesi için çaba harcamak kötü olarak kabul edilemez. Dinin çalışmayı teşvik etmesi gayet yerindedir. Aksini düşünmek yanlıştır.

         Yanlış olan, mal ve servet uğruna bütün değerleri alt üst ederek kuralları ortadan kaldırmaktır. Kazanma uğruna haram helal kavramlarını ortadan kaldırmak, her türlü gayr-ı meşru yolu açmak demektir. Mesela, hırsızlığı meşrulaştırmak anlamına gelir. Bunu ne din kabul eder ne de vicdan. Dinin yanlış bulduğu, kalbini kaptırmamasını istediği de meşru çizgiyi korumak, haksızlıklara kapı aralamamak adına yapılmış tespitlerdir. Dünya sevgisi kalbi dolduracak olursa, inancı da yoksa, rahat yaşama adına meşru olmayan yollara meyletmesi ihtimal dâhilindedir. Din insanlığın hayatına istikamet veren bir kurum olduğuna göre, her ihtimali değerlendirecektir. Kalbini dünyaya kaptırma, kazancını haysiyetinle yap, kimsenin malında gözün olmasın derken insanların hayatlarını korumaya çalışmaktadır. Bundan dünyayı sevmemek çıkmaz. Bilakis, doğru sevginin ne demek olduğu çıkar.

         Demek, dünyayı çalışma yönü ile terk etmek yanlıştır. Bunun adı tembelliktir. İnsan haysiyetine yakışmamaktadır. Ancak, ona gönlünü kaptırıp, kazanma uğruna, doğru yanlış demeden, ne gelirse gelsin, hangi yoldan gelirse gelsin kabulümdür demek de yanlıştır. Kazanmanın helal çizgisini aşmaması gerekmektedir. Çünkü gayrı meşru bir yolla doğru bir neticeye gitmek mümkün değildir. Hedef doğru olduğu gibi, sebepler ve vasıtalar da doğru olmalıdır. İşte o zaman doğru sonuca ulaşmak mümkün olur.

ali_sarikaya@yahoo.com

Bu haber 899 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU