Aydın Osmaniye Gazetesi

MissSare

YENİ ANAYASAYA DOĞRU

Av.Feyzullah CİHANGİR

16Mayıs2012, 18:01

Av.Feyzullah CİHANGİR

Devlet otoritesinin ve kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin sınırlarının belirlendiği hukuksal metin olan anayasa uzun süreden beri ülkemiz gündemini meşgul ediyor. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin seçim vaatlerinden birisi olan “Yeni Anayasa” diğer siyasi partiler tarafından da bir zaruret olarak görünmeye başlandı denilebilir. Ancak bu desteğin çok güçlü olduğunu söylemek mümkün değil. Ne yazık ki “hükümete yar olmasın” anlayışı fayda, maslahat ve zaruretin önüne geçiyor.

10.05.2012 Tarihi itibariyle yeni anayasanın kaleme alınması yönündeki çalışmalar başladı. Bugüne kadar birçok sivil toplum örgütünden ve hatta vatandaşlardan dahi yeni anayasanın nasıl olması gerektiği yönünde fikirler toplandı. Bu ülkemiz için oldukça önemli bir gelişme. Anayasa yapımı ne kadar geniş katılımlı ve özgürlükçü olursa o kadar uzun soluklu olacaktır.

Bugün demokratik hukuk devleti, güçlü temel hak ve özgürlükler, tarafsız ve etkin yargı ve yargılama gibi kavramlara karşı çıkacak bir siyasi partinin bulunmayışı dahi son on yılda kat edilen yolun önemini anlatmaya yetiyor.

Meri anayasamızda siyasi aktörleri ve siyasi geleceği belirlediği düşünülen temel ilkeler bulunmaktadır. Özellikle Laiklik ve Atatürk Milliyetçiliği Anayasa Mahkemesi’nin ve Danıştay’ın birçok kritik kararında kullanılan anahtar kelimeler ve kavramlardı. Kavramların tek bir tanımının yapılması mümkün olmasa dahi yüksek yargı mensuplarının bu kavramlara yüklediği anlam davaların geleceğini de belirlemeye yetiyordu. Esasen bu tip davalar yüksek yargının kendi siyasi ideolojisine göre karar vermesinden ibaretti. Özellikle Parti kapatma ve türban davalarında öne çıkarılan bu kavramlar adeta devlet ideolojisinin ta kendisi haline gelmişti.

Yeni Anayasa’ya bu kavramların nasıl yansıyacağı ciddi bir konu.

Yeryüzünde laikliği varlık nedeni olarak gören bir başka ülke bulmak zordur. Fransa gibi Türkiye tarafından örnek alınan laik ülkelerde dahi laiklik bir toplumsal uzlaşma aracı olarak kullanılmış, devletin varlık nedeni haline getirilerek laiklik otoriterliğin diğer bir adı haline gelmemiştir. 

Ülkemizde bunun tam tersine bir durum söz konusudur. Türkiye’de laiklik uzun yıllar siyasetin ve devlet yönetiminin tek tip insanlar tarafından yapılabileceği anlamına gelecek şekilde yorumlanmıştır. Bunun ne kadar lüzumsuz kutuplaşmalara neden olduğu, Türkiye’yi her on yılda bir ihtilal yapılabilen bir ülke haline getirdiğini hepimiz biliyoruz ve bugün Türkiye bu geçmişiyle hesaplaşma arayışı içerisinde.

Bugün batılı ülkelerin hiçbirisinde katı bir ideolojinin izine rastlamak mümkün değil. Aklı başında ülkelerin neredeyse tamamı güvenlik, adalet, istikrarlı ekonomi, bilimsel ilerleme ve eğitimi ülkelerinin temel meselesi olarak görüyorlar.

Nerede kan ve gözyaşı varsa bakıyorsunuz ki siyasi iktidarı halkına büyük bir zalimlikle zulmediyor, silahlanma yarışı içine giriyor ve uluslar arası yaptırımların hedefi haline geliyor.

Türkiye geri dönüşü olmayan bir yola girmiş durumda. Bu serüven demokrasiye son derece saygılı ve bağlı bir ordu, güçlü bir ekonomi, adil ve tarafsız bir yargı, liyakata ve yeteneğe göre şekillenmiş bir bürokrasi, etkin denetim mekanizmaları, insan sevgisi ve ciddiyete ihtiyaç duyuyor.

Yeni anayasanın bu gidişatın ve yılların emeğinin yeni dili ve Büyük Türkiye Cumhuriyeti’nin tetikleyicisi olması umuduyla...

Bu haber 1053 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU