Aydın Osmaniye Gazetesi

BİR DEVRİN KAPANIŞI

Av.Feyzullah CİHANGİR

24Nisan2012, 09:09

Av.Feyzullah CİHANGİR

Bir devrin kapanışı demek yeterli değil elbette ama ülkemizde gerçekten alışılmadık olayların yaşandığına, ezberlerin bozulduğuna şahit olmaya devam ediyoruz.

Bu olaylardan birisi 28 Şubat soruşturması kapsamında döneminin kudretli generali olan Orgeneral Çevik Bir’in tutuklanması. 28 Şubat sürecini hatırlayanlar gayet iyi bilirler ki Orgeneral Çevik Bir Genelkurmay Başkanı dahi olmamasına rağmen dönemin Cumhurbaşkanından da Başbakanından da daha güçlü, daha cüretkar, daha cesurdu.

28 Şubat Soruşturması sıcaklığını korurken hemen hemen aynı günlerde Susurluk Soruşturması kapsamında ortaya çıkan bilgi ve belgeler ışığında yargılanan Mehmet Ağar’a verilen hapis cezası kararının Yargıtay tarafından onandığı haberi de gündeme yerleşiverdi. Mehmet Ağar bir dönem Emniyet Genel Müdürlüğü ve İç İşleri Bakanlığı yapmış önemli bir isim. Ray-ban gözlüklü resimleri birçok kişi tarafından devlet-mafya ilişkilerinin sembolü olarak kullanılmıştı. Abdullah Çatlı ve birçok tartışmalı isimle çok yakın ilişkiler içinde olduğu tespit edildi. Erzurum Valisi iken Haluk Kırcı’nın nikah şahitliğini bile yapmıştı. Ötesi Mehmet Ağar Doğru Yol Partisi Genel Başkanlığı görevini yürüttü ve partinin barajın altında kalmasından sonra siyaset sahnesinden çekildi. Ağar Genel Başkanlığı döneminde Cumhurbaşkanlığı seçiminde partisinin meclise girmesine engel olarak seçimin iptal edilmesinde de kritik rol oynamıştı.

Ağar’a verilen ceza cidden düşündürücü: “Cürüm işlemek için silahlı teşekkül oluşturmak.” Oysa Ağar Emniyet Genel Müdürlüğü ve İç İşleri Bakanlığı görevi yapmış birisi olarak zaten silahlı güç olan Emniyet’in başında bulunuyordu. Ancak hukuk kuralları içerisinde devletin imkanlarının yeterli olmadığı düşünülmüş olmalı ki böyle bir yapılanma tercih edildi. Bu yapılanmanın alelade bir suç örgütü olmadığı da malum. Yapılanma içerisinde yer alanların kaç cinayeti, kaç yağmayı, kaç adam kaçırmayı gerçekleştirdiği, hangi seçimleri manipüle ettiği, hangi ihalelere fesat karıştırdığı, hangi haksız çıkarları yiyip yuttukları tespit edilebilmiş değil. Belki hukuken böyle bir iz sürmek artık mümkün de değil.

Çevik Bir’e dönecek olursak;

Çevik Bir’in İsrailli silah şirketlerinin danışmanlığını ve temsilciliğini yaptığı,

Amerika’da bulunan Yahudi lobilerine bağlı bulunan sivil toplum örgütleri ve kuruluşlarca ödüllendirilip onurlandırıldığı hatta “uluslar arası devlet adamı” seçildiği,

Türkiye’deki siyasal gelişmelerle ilgili yine Yahudi lobilerince desteklenen kuruluşlarda seminer, brifing verdiği biliniyor.

Çevik Bir’in yalnızca 28 Şubat süreciyle ilgili yargılanması bana eksik görünüyor. Özellikle bir Türk Generali’nin niçin İsraille bu kadar içli dışlı olduğunun sorgulanması şart. Belli ki 28 Şubat yalnızca Refah-Yol Hükümetine yönelik bir operasyon değilmiş. Anglo-Sakson ve Yahudi İşbirliğinden beslenen karmaşık bir yapılanmanın ürünüymüş.

Hem Ağar hem de Çevik Bir siyasetin dışına kendiliğinden itildiler. 28 Şubat bin yıl sürmedi. Kısa bir süre sonra 28 Şubat müdahalesinin demokratik hukuk devletinde kabul edilebilecek bir yönünün olmadığı hususunda da neredeyse ittifak edildi. Elinde bomba, silah, tüfek ve tank olanın iktidarı ele geçirdiği yahut istediğine istediğini yaptığı bir dönemin geride kalması en büyük umudumuz. Yürütülen soruşturmaların tamamının bu amaca yönelik olduğunu söylemek abartı olarak görülmemeli. Türkiye’nin siyasi şartları ve geçmişi göz önüne alındığında bu soruşturmaların ve kararların ne denli önemli olduğu kabul edilmelidir.

Hulasa;

Türkiye’nin geleceği samimi ve kahraman demokratlar ile tarafsız ve dürüst yargı mensuplarının varlığıyla yakın alakalı görünüyor. Özgürlük ve adalet olmadığı müddetçe kalkınmanın ne kıymeti olacak ki.

Bu haber 1154 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU