Aydın Osmaniye Gazetesi

MissSare

RAMAZAN ORUCU VE ALLAH’IN RUBUBİYETİ

Ali SARIKAYA

09Haziran2017, 11:40

Ali SARIKAYA

         Oruç, İslamiyet’in üzerine bina edildiği beş temel esastan birisidir. Şeair-i İslamiyeden, yani İslam’ın alamet ve nişanlarından birisidir. Nasıl namaz, cami, ezan… gibi alametler İslam’ı işaret eder ve bunların olduğu bir yerde oranın Müslüman olduğunu ifade eder, aynı şekilde oruç da onu tutan kimsenin Müslüman olduğunu belirten bir nişandır.

         Orucun hikmetlerinden birisi de Cenâb-ı Hakkın rububiyetine bakmasıdır. Allah yeryüzünü bir nimet sofrası haline getirmiştir. Bin bir çeşit rızıkla donatmıştır. Her mevsim farklı sofralar kurmaktadır. O mevsimin ihtiyaç duyacağı her meyve ve sebzeyi o sofrada dizmektedir. Bu onun Rububiyetinin ne kadar mükemmel işlediğini göstermektedir.

         Rahmaniyetini göstermektedir. Mahlûkat arasında hiçbirini ihmal etmeden herkesin ihtiyaç duyduğu her şeyi bu yeryüzü sofrasında derç etmektedir. İnanan inanmayan ayrımı yapmadan yarattığı her varlığın rızkını rahmet hazinesinden göndermektedir. Ne büyük bir rahmaniyettir ki kendine inanmayanı, inkâr edeni bile rızıklandırmaya devam etmektedir. Sadece rızık noktasından bakılsa bile onun kullarını ne kadar sevdiğini, onlara nasıl merhamet gösterdiğini ortaya koymaktadır. Buna karşı kulun gafleti ise, hakikaten hayıflanılacak bir durumdur.

         Ramazanın bir de Rahimiyet sıfatına bakan yönü vardır. Bu geniş Rahmaniyetin içinde özel olarak kendine inanan kullarına özel mükâfatlar tahsis etmesidir. Bire bin veren başaklar gibi Ramazan’ın her dakikası bire bin ve binler meyve veren zaman dilimleridir. Kadir gecesinde ise rahmeti coşmakta bire otuz bine kadar çıkmaktadır. Bu da mü’min kullarına yaptığı özel merhametinin eseridir.

          Bütün bunlara karşı insanlar, gaflet perdesi altında, sebeplere takılıp kalarak bu rahmetin mahiyetini tam olarak idrak edemiyor. Nimetleri sebeplere bağlamaya devam ediyor. Nimetin arkasındaki nimet vereni göremiyor ve ona şükrünü ifa etmede gafletin kucağında yatmaya devam edebiliyor.

         Ramazan, nimetlerin önünde nöbet tutturuyor. Rahmanın sofrasının başında bekliyor, ancak ondan bir lokma bile yemeye izin yok. Akşama yakın, iftar vakti ile birlikte ziyafete davet ediliyorlar gibi bir manzara ortaya çıkıyor. Gafletin perdesini yırtıyor ve her türlü nimet sofrada hazır olduğu halde, “buyurunuz” emri gelmeden kimse o nimetlere elini süremiyor. Bu durum harika bir kulluk tavrını sergiliyor. Herkes kulluğunu hatırlıyor. Gaflet perdesini yırtıyor. O şefkatli ve merhametli sultanlarına karşı geniş ve büyük bir intizamla, yüksek bir ubudiyetle mukabele ediyorlar.

         "İnsanın oruç dışında her ameli kendisi içindir. Oruç benim içindir, mükâfatını da ben vereceğim."( Buhârî, Savm 9; Müslim, Sıyâm 163)

         Böylesine yüksek bir ubudiyete ve ikrama iştirak etmeyen insan, insan ismine ne kadar layıktır?

ali_sarikaya@yahoo.com

Bu haber 260 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU