Aydın Osmaniye Gazetesi

MissSare

ÖLÜM YOK OLMAK DEĞİLDİR

Ali SARIKAYA

23Şubat2017, 23:11

Ali SARIKAYA

          İnsan vücudu sürekli ölüme ve yeniden yaratılmaya maruz kalmaktadır. “Sizi topraktan yaratması, O'nun (varlığının) delillerindendir.” (Rum 30/20) İnsanlar için yaratılış arşı topraktır. Bitki ve hayvanlar için sudur. Melekler için nurdur. Cin ve şeytanlar için ateştir. Allah, Adem’i (a.s.) topraktan yarattığı gibi şu anda da insanları topraktan yaratmaya devam etmektedir. İnsanın besin maddelerinin büyük çoğunluğu doğrudan veya dolaylı olarak topraktandır. Oradan aldığı besinlerle büyüme ve gelişmesi devam etmektedir.

Modern tıbbın araştırmalarına göre beyin, sinir ve kornea gibi bazı özel hücreler hariç, insan vücudu altı ayda bir yenilenmektedir. Yani vücutta her an hücrelerin bir kısmı ölmekte ve onların vazifelerini üslenecek yeni hücreler yerine konmaktadır. Altı ayda bir vücudun tamamına yakını ölmekte ve yerine yenisi yapılmaktadır.

         “Hâlbuki, O sizi hâlden hâle sokarak yaratmıştır.” (Nuh Suresi 71/14) Rahimde kan pıhtısına geçişi, sonra et parçası olması, et ve kemiğe bürünüp yeni bir yaratılışa geçerek insan suretine getirilmesi, harika ve gayet ince düsturlara tabidir.

         Senede iki defa böyle ölüp dirilen insanın asli mahiyeti ise hiç değişmemekte, ana unsur ruhu devam ettiği için bütün hayatı ve içindeki bilgileri yeni gelen vücuda aynen aktarılmaktadır. Böylece kırk sene yaşayan bir insanın seksen defa kıyametin, haşir ve neşrin örneklerini göstermiş olmaktadır.

O tavırdan tavıra geçişlerin öyle hususi kanunları, öyle belirli ve tayin edilmiş nizam ve düzenleri, öyle ölçülü ve şaşmaz hareketleri vardır ki, altında bir kasıt, bir irade, bir ihtiyar, bir hikmetin varlığını gösterir. İşte, şu tarzda o vücudu yapan hikmet sahibi Yaratıcı, her senede büyük oranda o vücudu değiştirir. Hücreler ölür ve onların vazifesini aksatmadan yürütecek yeni hücreler vazife başına geçerler. Bu hücre ölümleri bir İlahî kanunla olduğu gibi, tamir edilmeleri de muntazam bir ”kanun-u Rabbanî” ile yapılmaktadır. Bu da rızık adı altında bir latif maddeyi istemektedir. Rızık, bedenin her hücresine, neye ihtiyacı varsa ince bir kanunla dağıtılır. Hareket emrini almış bir ordu neferi gibi kainattan süzülerek çıkartılır, karmakarışık yolları geçerek, nereye gideceği tayin edilmiş olarak gitmesi gereken hücreye, yolunu şaşırmadan, yanlış yapmadan, kasti bir hareketle yoluna devam eder. Bütün bunlar bir yaratıcının kastı ile olur. Bir Razzak’ın rızık vermesi ile meydana gelir.

Rızık olarak gelen hücre aslî özelliğini kaybetmeden hangi hücreye gitmişse oranın vazifesini yapar diğer kabiliyetleri içinde saklı olarak kalır. Göze gelir göz vazifesini görür. Kulağa gider işitme vazifesini görür. Kemiğe gelir kemik görevi yapar. Yani her hücre her görevi yapmaya kabiliyetli iken hangi göreve tayin edilmişse onu yapar, diğer kabiliyetleri saklı kalır.

“Hangi tabakaya sefer etmiş ise, öyle muntazam adım atıyor ki, bilbedâhe bir Sâik-i Hakîmin (hikmetle sevkedenin) emri ile gidiyor gibi görünüyor. İşte, böyle muntazam tavırdan tavıra, tabakadan tabakaya, git gide hedef-i maksadından ayrılmayarak, tâ makam-ı lâyıkına, meselâ Tevfik’in gözbebeğine emr-i Rabbânî ile girer, oturur, çalışır. İşte bu halde, yani erzaktaki tecellî-i rubûbiyet gösteriyor ki, ibtidâ o zerreler muayyen idiler, muvazzaf idiler, o makamlar için namzed idiler. Güyâ herbirisinin alnında ve cephesinde "Filân hüceyrenin rızkı olacak" yazılı gibi bir intizamın vücudu, her adamın alnında kalem-i kader ile rızkı yazılı olduğuna ve rızkı üstünde isminin yazılı olmasına işaret eder.” (Sözler s.483)

"Hàlık ve Rezzâk, (yaratan ve rızık veren) Ondan başka yoktur. Zarar ve menfaat, Onun elindedir. O hem Hakîmdir, abes iş yapmaz. Hem Rahîmdir, ihsanı, merhameti çoktur" (Sözler s.25)

ali_sarikaya@yahoo.com

Bu haber 298 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU