Aydın Osmaniye Gazetesi

MissSare

NAMAZ BİR BİLETTİR

Ali SARIKAYA

09Şubat2017, 15:44

Ali SARIKAYA

         İnsan bir yolcudur. Yolculuğu ruhlar âleminden başlar. Çocukluk, gençlik, ihtiyarlık, kabir ve haşirde devam eder. Ebedi âlem, varması gereken menzil ve duraktır. Bu menzillerin her birisinin kendine mahsus vasıtaları vardır. Son menzile varıncaya kadar değişik vasıtalarla yolculuğuna devam etmek durumundadır. Ruhlar alemindeki vasıta farklıdır, dünyadaki farklıdır, kabirdeki ve haşirdeki farklıdır.

         Farklı âlemlerdeki vasıtalara rahat ve zahmetsiz binebilmek için bir bilete ihtiyaç vardır. Bu bilet öyle olmalı ki, her vasıtada geçerli olsun. Yol masraflarını tedarik edebilsin. Yoldaki tehlikelerden koruyabilsin.

         “Namaz dinin direğidir.” (Tirmizî, İmân: 8) Bu Hadis-i Şerife göre dinin ana direklerinden birisi namazdır. Bu uzun yolculuğunda insanın en önemli bileti namaz olacaktır. Çatıyı ayakta tutacak olan direklerdir. Namaz ise bu çatıyı ayakta tutan direktir. Namaz, günde beş defa Allah ile beraber olmaktır, onun huzuruna çıkmaktır.

         İnsan uzun bir yolculuğa çıkmıştır. Yirmi dört altın kıymetinde yirmi dört saat günlük zamanı vardır. Beş vakit namaz için abdesti ile birlikte bir saat yeterlidir. O ömür yolculuğunda bir saati bir seccadenin üstüne atmak lazımdır. Yoksa o uzun yolculukta, aç, susuz, yayan ve yalnız kalmaya; sahibinden kaçan bir köle olarak Rabbinin huzuruna kelepçelenmiş şekilde gelmeye mahkum olacaktır.

         “O seyahat ise; kabre, haşre, ebede gidecek beşer yolculuğudur. Amele göre, takvâ kuvvetine göre o uzun yolu mütefâvit derecede kat’ ederler. Bir kısım ehl-i takvâ, berk gibi, bin senelik yolu bir günde keser. Bir kısmı da, hayal gibi, elli bin senelik bir mesafeyi bir günde kat’ eder. Kur’ân-ı Azîmüşşan şu hakikate iki âyetiyle işaret eder.

“O bilet ise namazdır. Birtek saat, beş vakit namaza abdestle kâfi gelir. Acaba, yirmi üç saatini şu kısacık hayat-ı dünyeviyeye sarf eden ve o uzun hayat-ı ebediyeye birtek saatini sarf etmeyen ne kadar zarar eder, ne kadar nefsine zulmeder, ne kadar hilâf-ı akıl hareket eder! Zîrâ, bin adamın iştirak ettiği bir piyango kumarına yarı malını vermek, akıl kabul ederse -halbuki, kazanç ihtimâli binde birdir- sonra yirmi dörtten bir malını yüzde doksan dokuz ihtimâl ile kazancı musaddak bir hazîne-i ebediyeye vermemek, ne kadar hilâf-ı akıl ve hikmet hareket ettiğini, ne kadar akıldan uzak düştüğünü kendini âkıl zanneden adam anlamaz mı?

“Halbuki, namazda ruhun ve kalbin ve aklın büyük bir rahatı vardır. Hem, cisme de o kadar ağır bir iş değildir. Hem, namaz kılanın diğer mübah dünyevî amelleri, güzel bir niyet ile ibâdet hükmünü alır. Bu sûrette bütün sermâye-i ömrünü âhirete mal edebilir. Fânî ömrünü bir cihette ibkà eder.” (Sözler, s. 27)

ali_sarikaya@yahoo.com

Bu haber 330 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU