Aydın Osmaniye Gazetesi

PEYGAMBER EFENDİMİZİN ÇEVRESİ İLE İLETİŞİMİ- 2

Ali SARIKAYA

26Ocak2017, 11:10

Ali SARIKAYA

          İletişimin temel kurallarından birisi de muhatabı dikkatle dinlemektir. Muhatabı anlamak için buna ihtiyaç vardır. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) karşısındaki insanı dikkatli dinlerdi. O, her konuda ahlakın en güzeli ile bezenmişti. Dinleme konusunda da en iyisi idi.

          Mesela, Utbe bin Rebîa, Kureyş’in de onayı ile, Peygamber Efendimize (a.s.m.) gelerek ona bazı tekliflerde bulunuyor. Diyor ki: "Ey kardeşimin oğlu! Biliyorsun ki, sen aramızda şeref ve soy sop üstünlüğü bakımından bizden daha hayırlısın ve ilerisin. Ancak sen kavminin başına büyük bir iş açtın. Bu işle onların birliğini dağıttın, akılsız olduklarını söyledin. Tanrılarını ve dinlerini kötüledin. Onların gelmiş geçmiş baba ve atalarını kâfir saydın. Şayet beni dinleyecek olursan, sana bazı tekliflerim olacak. Bunlar üzerinde düşünüp taşınmanı istiyorum. Belki bazılarını kabul edersin!"

         Bu sözlerin içerisinde Peygamber Efendimizi bozgunculukla suçlayan, Mekkelileri ve inançlarını aşağıladığını söyleyen ifadeler var. Yani Efendimizi (a.s.m.) eleştiren sözler bunlar. Buna rağmen Peygamber Efendimiz onu sonuna kadar dinliyor ve tekliflerini söylemesini istiyor: "Söyle ey Velid'in babası! Seni dinliyorum." Diyor. Utbe tekliflerini sıralamaya başlıyor:

 

         "Sen ortaya attığın bu mesele ile şayet mal ve servet elde etmek gayesinde isen, mallarımızdan sana hisse ayıralım, hepimizin en zengini olasın."

         "Eğer, bir şeref peşinde isen, seni kendimize reis yapalım."

         "Yok eğer bu sana gelen, görüp de üzerinden atmaya kuvvetin yetmeyen bir evhâm, cinlerden, perilerden gelme bir hastalık ve sihir ise, doktor getirtelim, seni tedâvi ettirelim. Seni kurtarıncaya kadar mal ve servetimizi harcamaktan geri durmayalım."

         Utbe tekliflerini yapmış ve susmuştu. Konuşma sırası Resûl-i Ekrem Efendimize gelmişti. Utbe'ye dönerek,

         "Ey Velid'in babası, söyleyeceklerin bitti mi?" diye sordu. Kendisini suçlayan bu ifadeleri bile dikkatle dinledi. Vakarını bozmadı.

         Utbe'den, "Evet" cevabı gelince, Resûl-i Ekrem,

         "O halde, şimdi sen beni dinle." dedi ve besmele çekerek Fussilet Sûresinin 1-36 arasındaki âyetleri kemal-i vakar ve heybet içinde okumaya başladı:

1.   Hâ Mîm.

2.   Bu Kur'an, Rahmân ve Rahîm olan Allah'tan indirilmedir.

3.   Bu, bilen bir toplum için Arapça bir Kur'an olarak âyetleri genişçe açıklanmış bir kitaptır.

4.   Müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderilmiştir. Fakat onların çoğu yüz çevirmiştir. Artık onlar işitmezler.

5.   Dediler ki: "(Ey Muhammed!) Bizi çağırdığın şeye karşı kalplerimiz örtüler içerisindedir. Kulaklarımızda bir ağırlık, seninle bizim aramızda da bir perde vardır. O halde sen (istediğini) yap, şüphesiz biz de (istediğimizi) yapacağız."

6.   De ki: "Ben de ancak sizin gibi bir insanım. Fakat bana ilâhınızın yalnızca bir tek ilâh olduğu vahyediliyor. Artık O'na yönelin ve O'ndan bağışlanma dileyin. Allah'a ortak koşanların vay haline!"  36. ayete kadar okudu.[1]

Biz buraya birkaç ayetin mealini aldık. Meraklıları açıp bir mealden tamamını okuyabilir. Peygamber Efendimiz (a.s.m.) kendisini eleştireni bile büyük bir ciddiyet ve vakarla dinler ve sonra söylemesi gerekenleri nezih bir üslupla söylerdi.

ali_sarikaya@yahoo.com



[1]     İbni Hişâm, Sîre, 1/313-314; Taberî, Tarih: 2/225.

Bu haber 262 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU

      NÖBETÇİ ECZANE