Aydın Osmaniye Gazetesi

GAYRİ MÜSLİMDEN İDARECİ VE DOST OLUR MU? (5)

Ali SARIKAYA

15Ocak2017, 12:12

Ali SARIKAYA

              Sual: Rum ve Ermenilerin hürriyeti bizi teşviş ediyor. Bir kere tecavüze başlıyorlar; bir kere "Hürriyet ve meşrutiyet bizimdir, biz yaptık." diyorlar, bizi meyûs ediyorlar.

              Cevap: Zannediyorum, tecavüzleri, eskiden sizden tahayyül ettikleri tecavüze karşı bir teşeffî-i gayz ve bundan sonra sizden tevehhüm ettikleri tecavüze karşı bir nümayiş gibidir. Eğer tamamıyla iman etseler ki tecavüz sizden olmaz, adalete kanaat edeceklerdir. Şayet adalete kanaat etmezlerse, hak, hakkın kuvvetiyle burunlarını kırıp iknâ ettirecektir. Hem de "Meşrutiyeti biz istihsal ettik" olan sözleri yalandır. Hürriyet ve meşrutiyet; askerimizin süngüsüyle, cemiyet-i milliyenin kalemiyle sahife-i vücuda geldi. Öyle herzegûların arzuları, beylik ve muhtariyetin ammizâdesi olan adem-i merkeziyet-i siyasiye idi. Sonra da yüzde doksan bize ittibâ ettiler. Beşi geveze, birkaç tanesi de zevzeklik edip eski hülyalarından vazgeçmek istemiyorlar.”1

          Memuriyette ve bürokraside insanların istihdam edilmesi tartışılmıştır. İstihdam kriterleri neler olmalıdır? Salahat ve maharet ölçüleri tartışılmış, tayin ve atamaların bunlara göre nasıl yapılması gerektiği konuşulmuştur.

          İnancı ve mahareti olanlar vazifelere tayin edilmelidir. Bu bölümde bir sıkıntı yok. Bu iki özelliği taşıyanlar çeşitli şekillerde atandılar ancak hala görev var, onların yerine getirilmesi gerekmektedir. Elde ise iki grup insan var. Bir grup salahati var, yani dinini yaşamaya gayret gösteriyor ama işten anlamıyor. Diğer grup ise mahareti var salahatı zayıf. İşe hangisinin tayin edilmesi gerekir? İşte bu konuda üstadın düşüncesi gayet net ve İslami ölçüyü yansıtmaktadır. “Bence bir kalp ve vicdan, fezail-i İslâmiye ile mütezeyyin olmazsa ondan hakiki hamiyet ve sadakat ve adalet beklenilmez. Fakat iş ve sanat başka olduğu için fâsık bir adam güzel çobanlık edebilir. Ayyaş bir adam, ayyaş olmadığı vakitte iyi saat yapabilir. İşte şimdi salahat ve mahareti, tabir-i âherle fazileti ve hamiyeti, nur-u kalp ve nur-u fikri cem’edenler vezaife kifayet etmezler. Öyle ise ya maharettir veya salahattir. Sanatta maharet ise müreccahtır2

           Meşrutiyet dönemine gelindiğinde azınlıkların da temsilcileri olması gerekiyordu. Onlardan da milletvekili ve bakan olabilecekti. Bu durum da soruldu. Demokrasi, hak ve hürriyetlerin hem sınırlarını belirlemeli ve hem de korumalı idi. Dolayısı ile azınlıklar da hak ve hürriyetlerden bizim gibi istifade edeceklerdi.

           “Sual:Pekâlâ, kabul ettik ki hürriyet iyidir, güzeldir. Fakat şu Rum ve Ermenilerin hürriyeti çirkin görünüyor, bizi düşündürür. Reyin nedir?

          Cevap: evvelâ: onların hürriyeti, onlara zulmetmemek ve rahat bırakmaktır. Bu ise şer’îdir, bundan fazlası sizin fenalığınıza, divaneliğinize karşı bir tecavüzleridir, cehaletinizden bir istifadeleridir.

          Saniyen: Farz ediniz ki, hürriyetleri bildiğiniz gibi size fena olsun. lâkin, yine biz ehl-i İslâm zararlı değiliz. Çünkü, içimizdeki ermeniler üç milyon olmadığı gibi, gayrimüslimler dahi on milyon yoktur. Hâlbuki bizim milletimiz ve ebedî kardeşlerimiz üç yüz milyondan ziyade iken, bunlar üç müthiş kayd-ı istibdat ile mukayyet olup, ecnebilerin istibdad-ı manevîlerinin taht-ı esaretlerinde eziliyor. İşte hürriyetimizin bir şubesi olan gayrimüslimlerin hürriyeti, bizim umum milletimizin hürriyetinin rüşvetidir. Ve o müthiş istibdad-ı manevînin dafiidir ve o kayıtların anahtarıdır ve ecnebilerin bizim dûşümüze çöktürdükleri müthiş istibdad-ı manevînin râfiidir.

           evet, osmanlıların hürriyeti, koca Asya tâliinin keşşafıdır, İslâmiyet’in bahtının miftahıdır, ittihad-ı İslâm surunun temelidir.”3

           “İşte, size Hindistan bir bürhan ve Mısır yarı bürhandır. Binaenaleyh, milletimiz ya üç veya bir buçuk kayıt ile mukayyettir. Buna mukabil, bizim gayrimüslimlerin ayaklarında yalnız bir yalancı kaydımız vardı. ona bedelen çok nazlarını çektiğimiz gibi, onlar neslen ve serveten ziyadeleştiler; biz, bir nevi hizmetkârlık olan memuriyet ve askerlik cihetiyle servet ve nesilce aşağıya yuvarlandık. Bence onlar eskiden beri hürdüler. zira, fikr-i milliyet hürriyetin pederidir. Yine esir ekrad (Kürtler) ve etrak (Türkler) idi. İşte o yalancı kaydı, üç veya on milyonun ayağında açıyoruz; tâ ki, üç kayıt ile mukayyet üç yüz milyon İslâm’ın hürriyetine meydan açılsın.”4



ali_sarikaya@yahoo.com

1Said Nursi, Eski Said Dönemi Eserleri, s. 247

2Eski Said Dönemi eserleri, s.236

3Eski Said Dönemi eserleri, s.240

4Eski Said Dönemi eserleri, s.241

Bu haber 443 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU