Aydın Osmaniye Gazetesi

GAYRİ MÜSLİMDEN İDARECİ VE DOST OLUR MU? (3)

Ali SARIKAYA

29Aralık2016, 19:59

Ali SARIKAYA

             “Muhabbete en lâyık şey muhabbettir; ve husumete en lâyık sıfat husumettir. Yani, hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeyi temin eden ve saadete sevk eden muhabbet ve sevmek sıfatı, en ziyade sevilmeye ve muhabbete lâyıktır. Ve hayat-ı içtimaiye-i beşeriyeyi zîr ü zeber eden düşmanlık ve adavet, herşeyden ziyade nefrete ve adavete ve ondan çekilmeye müstahak ve çirkin ve muzır bir sıfattır.

        “Şöyle ki: Husumet ve adavetin vakti bitti. İki harb-i umumî adavetin ne kadar fena ve tahrip edici ve dehşetli zulüm olduğunu gösterdi. İçinde hiçbir fayda olmadığı tezahür etti. Öyleyse, düşmanlarımızın seyyiatı—tecavüz olmamak şartıyla—adavetinizi celb etmesin. Cehennem ve azab-ı İlâhî kâfidir onlara...”1

             “Allah, din husûsunda sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten ve onlara karşı âdil davranmaktan sizi yasaklamaz.” (Mümtehine 60/8)       Demek onlarla alış-veriş yapılabilir, ticari, iktisadi, güvenlik gibi konularda iş ve işbirliği yapılabilir. Onlara İslamiyetin güzellikleri anlatılabilir. Onlara iyilik edilebilir. Onların güzel olan bazı teknik ve teknolojileri ve uygulamaları alınabilir. Huzur ve asayişin sağlanmasında onlarla işbirliği yapılabilir. Ticari ve iktisadi, askeri ve teknolojik antlaşmalar yapılabilir. Bu tür ilişkiler yasaklanmamıştır. Aşağıdaki ayet-i kerimelerde söz konusu edilen yasaklamaları bu yorumlar muvacehesinde anlamak lazımdır.

        “Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost edinmeyin; (bunu yaparak) Allah'a, aleyhinizde apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?” Nisa Suresi 4/144


        “Ey iman edenler! Yahudileri ve hıristiyanları dost edinmeyin. Zira onlar birbirinin dostudurlar (birbirinin tarafını tutarlar). İçinizden onları dost tutanlar, onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğuna yol göstermez.” Maide 5/51

         “Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi (bile) veli edinmeyin. Sizden kim onları dost edinirse, işte onlar zalimlerin kendileridir.” Tevbe 9/23

          Bu ayetlerde yasaklanan hususlar, yukarıda izah edildiği gibi, inançla ilgili konularda onların inançlarına yakınlık gösterilmesidir. Asr-ı saadette dostluklar sadece inanç temelli kurulmakta idi. İnançlara yakınlık anlamı taşıyan dostluklar ise kesin bir dille yasaklanmıştı. İnsani ve dünyevi konularda da dostluklar ve dünyevi antlaşmalar yapılmş ve bu yakınlıklar o dönemde de kınanmamıştır. Medine sözleşmesinin tarafları arasında yahudiler, hristiyanlar da vardı. Söz konusu Medinenin güvenliğinin sağlanması olunca bu antlaşmalar yapılmıştır ve bu muameleler yasaklanmamıştır.

         Osmanlının son dönemlerinde Ermenilerle olan meseleler de tartışma konusu olmuştur. Onların millet vekili olmaları, kaymakam olmaları, bürokrat olarak atanmaları tartışılmıştır. Devrin önemli din alimlerinden Üstat Bediuzzaman Said Nursi’nin de bu konulara müdahil olduğunu ve düşüncelerini Münazarat adlı eserinde kaleme aldığını görüyoruz. Bu konudaki düşüncelerini özetleyelim.

         Ermenileri zimmi olarak kabul etmektedir.

         İslam hukukuna göre zimmiler, İslam diyarında yaşayan, belli bir bedel (vergi) ödemek suretiyle canları, malları, namusları Müslümanlarca koruma altına alınan gayri müslim tebaaya zimmi denmektedir.

         Devam edeceğiz...

ali_sarikaya@yahoo.com

1 Nursi, Bediuzzaman, İlk Dönem Eserleri, s.348

Bu haber 376 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU