Aydın Osmaniye Gazetesi

MissSare

GAYRİ MÜSLİMDEN İDARECİ VE DOST OLUR MU? (1)

Ali SARIKAYA

10Aralık2016, 06:31

Ali SARIKAYA

"Ey iman edenler! Yahudileri ve Hıristiyanları dostlar edinmeyin. Onların bazısı, bazısının dostlarıdırlar. İçinizden kim onları dost edinirse şüphe yok ki, o da onlardandır. Muhakkak ki Allah o zalimleri hidayete, doğru yola iletmez." (Mâide Sûresi, 5:51)

Bu ayet-i kerime idare hukuku açısından çok tartışılmış, farklı fikirler serdedilmiş, tefsir usulü bakımından da farklı yorumlarla delillendirmeye çalışılmıştır. Tartışılan konu  Hristiyan ve Yahudilerin dost olarak benimsenip benimsenemiyeceği, idareci seçilip seçilemiyeceği konusudur.

         Önce tefsir usulü bakımından konuyu incelemek gerekmektedir. Konunun daha iyi anlaşılması için buna ihtiyaç vardır.

         “Yahudileri ve Hıristiyanları dostlar edinmeyin.” şeklindeki emir genel bir emirdir. Yani Kur'ân'ın bu yasağı "âmm" değil, "mutlak"tır. Yani etraf-ı erbaasıyla sınırları çizilmiş, ne anlama geldiği bütün detayları ile açıklanıp tayin edilmiş bir hüküm olmayıp sınırları çizilmeden, detayları tayin edilmeden beyan edilmiş genel bir hükümdür. Buna göre, Yahudilerin bütün fertlerini içine almaz, bütün sıfat ve özelliklerini reddetmez. Bütün zamanları ve onlarda yaşayan Yahudi ve Hristiyanları da içine almaz.

Hüküm müştak (türev) üzerine bina edilmişse o müştakın kaynağı yasaklamanın kaynağını oluşturur. Buradaki ‘Yahudi’ ve ‘Hristiyan’ kelimeleri yahudilik ve hristiyanlık köklerinden türemiştir. Yasaklanan sevgi ve dostluk ise yahudilik ve hristiyanlıklarıdır. Bir Yahudi veya Hristiyanın, Yahudilik ve Hristiyanlık özelliklerine sevgi beslemek yasaklanmış ve haram kılınmıştır. Bunun dışında kalan özelliklerine sevgi ve dostluk yasaklanmış değildir. Hristiyan veya Yahudi bir hanımla evlenen bir erkek, o hanımının hristiyan veya yahudi olan özelliğini sevemez, ancak eşi olan özelliğini sevebilir. Çocuklarının annesi olan özelliğini sevebilir. İyi bir ev hanımı olması özelliğini sevebilir. Meslek itibariyle onların sanatını, doktorluğunu, mühendisliğini, iyi bir yönetici olma özelliğni... sevebilir.

Bu ayet-i kerime, müslümanlara, diğer dinler karşısında inanç itibariyle dik durmalarını emretmektedir. Onların inançlarına yakın durmayı yasaklamıştır. Çünkü dini açıdan onlara yakın durmak, nifaktır. Kendi inancını beğenmemek anlamı taşır. Bu ise yasaklanmıştır.

         Onların dinlerine dostluk göstermenin yasaklanması, dinlerini özgürce yaşamalarına engel olmak anlamına gelmez, ibadetlerini rahatça yapabilmeleri, ibadethanelerini inşa edebilmeleri ve bakımını yapabilmeleri İslamın teminatı altındadır. 1400 yıllık uygulama da böyle gelmiş ve hiçbir baskı yapılmamıştır. Onlardan da bir şikayet gelmemiştir.

         Bir gayri müslimin bütün sıfatları kafir olması gerekmez. Bütün özellikleri küfürden meydana gelip küfürle bağlantılı olmaz. İşinin ve sanatının insani boyutları vardır. Ahlaki davranışlarının İslama uyan, İslamın reddetmediği huyları vardır. Tutarlı ve ölçülü çalışmak, işini sağlam yapmak gibi. İslamın kabul ettiği bu insani boyutuna düşmanlık edilmez. İyi bir saat tamircisi olan bir hristiyanın bu sanat yönü insanidir ve sevilebilir. İslam bunu yasaklamaz. Saatiniz bozulsa, iyi bir tamirci olan Hristiyanı mı, saat tamiriniden çok fazla anlamayan bir Müslümanı mı tercih edersiniz? İşin ehli olanı tercih etmek aklın gereğidir.

         Asr-ı saadette, “bir büyük dini inkilap” meydana geldi. Bütün akıl ve hissiyatı dini  noktaya çevirdi. Sevgi ve düşmanlıklar din merkezli idi. Birini seviyorsa dini için severdi; düşmanlık ediyorsa da dini için düşmanlık ederdi. Onun için bu dönemde bir Hristiyan veya Yahudiye sevgi göstermek nifak alameti olarak kabul edilirdi.

         İçinde yaşadığımız asırda ise bir dünyevi ve medeni inkılap meydana geldi. Sevgi ve dostluklar inançlardan ziyade davranışlara, sanata ve işe yöneldi. Sevgi ve dostluğun temelinde medeniyet, kalkınma, ekonomi, huzur ve güvenin sağlanması gibi dünyevi konular ve projeler var. Bugün onlarla kurulan sevgi ve dostluk ilişkileri, medeniyet ve kalkınma projelerini iktibas etmekten ibarettir. Dini bir dostluk değildir. İnançlarını benimsemek değildir. Bunlar ise Kur’anın yasak kapsamında değildir.

         “Allah sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan men etmez.” (Mümtehine, 60/8 ) Şu halde müminler, yahudi ve hıristiyanlara iyilik etmekten,dünyevi meselelerde dostluk yapmaktan, onlara âmir olmaktan, onları işin ehli ise memur tayin etmekten yasaklanmış ve men edilmiş değildir. Medeni ve beşeri ilişkiler yasaklanmamıştır. Yasaklanan ilişki, yasaklanan dost olma işi, onların dinlerine ve dinlerini yansıtan davranışlarına gösterilecek olan dostluktur.

            “Hem de bir adam zâtı için sevilmez. Belki muhabbet, sıfat veya san’atı içindir. Öyleyse herbir Müslümanın herbir sıfatı Müslüman olması lâzım olmadığı gibi, herbir kâfirin dahi bütün sıfat ve san’atları kâfir olmak lâzım gelmez. Binaenaleyh, Müslüman olan bir sıfatı veya bir san’atı, istihsan etmekle iktibas etmek neden câiz olmasın? Ehl-i kitaptan bir haremin olsa elbette seveceksin!”[1]

         Kur’an-ı Kerim, her asra ve o asırda yaşayan insanların her türlü ihtiyacına cevap verecek bir kitaptır. Ter u taze inmiş gibi her asrın her ihtiyacını karşalamaktadır. Bu ayet bu asrın da ihtiyaçlarını karşılayacak durumdadır. Yapılması gereken ise, bu asrın ihtiyaçlarını karşılayacak yorumun yapılmasıdır. Zaman bir büyük müfessirdir. İcra ettiği hükme itiraz edilmez.

         Bu asırda meydana gelen yakınlık ve dostlukların merkezinde bulunan sebep, asayişin korunması, ekonomik sebeplerdir. Medeni ilişkilerdir. İktisadi ve ticari meselelerdir. Rahat yaşama arzusudur. Bütün fikirler ve nazarlar bu noktalara çevrilmiştir. Kurulan dostluklar ve yapılan antlaşmalar da bunların etrafında meydana gelmektedir.

         Batı dünyası da eskisi gibi dinlerine mutaassıbane bağlı değillerdir. Dinden ziyade dünyaya bakıyorlar. Bütün ilişkiler de bu dünyevi meseleler etrafında kurulmaktadır.

         İtikadi meselelerle muamelatı birbirine karıştırmamak lazımdır.

         Allah indinde yegane din olarak kabul edilen İslâmiyet, beşer için bir saadet ve rahmet kaynağıdır. Onun şefkat kanatları ve geniş müsamahası kendisine tâbi olanları kuşattığı gibi olmayanları da kuşatmıştır. Diğer dinlerin tabileri kendi dinlerinde görmedikleri rahat ve refahı, huzur ve sükunu İslâmda ve müslüman memleketlerinde bulmuşlar, hiçbir sıkıntıya maruz kalmadan hayatlarını devam ettirmişlerdir. Müslümanlar bu husustaki ilâhî emirlere harfiyyen riayet etmişler, en geniş mânâda tatbik etmişlerdir. Harbî kafirin hakkı hayatı korunmuş, cizye vermek kaydıyla bir müslüman gibi canı, dini, mezhebi, namusu, şerefi, malı muhafaza altına alınmıştır.

         Konuya devam edeceğiz.

            ali_sarikaya@yahoo.com



[1]            Münazarat, Sayfa 71

Bu haber 318 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU