Aydın Osmaniye Gazetesi

ŞEAİR-İ İSLAMİYE- 4

Ali SARIKAYA

24Kasım2016, 09:38

Ali SARIKAYA

         Dinin, “teabbüdi” olarak ifade edilen emirleri, aklın muhakemesine bağlı değildir. Nasıl emir olunmuşlarsa öylece ifa edilirler. Hikmet ve maslahatlar onları değiştirmeye sebep olamaz. Emir olunma cihetleri ağır basar ve emir olarak yerine getirilmesi istendiği için yapılırlar. “Meselâ, biri dese, "Ezanın hikmeti, Müslümanları namaza çağırmaktır. Şu hâlde bir tüfek atmak kâfidir." Halbuki, o divane bilmez ki, binler maslahat-ı ezâniye içinde o bir maslahattır. Tüfek sesi o maslahatı verse, acaba nev-i beşer namına, yahut o şehir ahâlisi namına, hilkat-i kâinatın netice-i uzmâsı ve nev-i beşerin netice-i hilkati olan ilân-ı tevhid ve rububiyet-i İlâhiyeye karşı izhar-ı ubudiyete vasıta olan ezanın yerini nasıl tutacak?” (Mektubat, Sayfa 386)

         Şeair olan sembol ve lafızların beşerî ifadelerle değiştirilmesi mümkün değildir. Yerine başka bir format koyma hak ve salahiyeti yoktur. Çünkü ilahi olanın yerini beşeri olanın doldurması mümkün değildir. “Meselâ, nasıl ki bir hayvanın veyahut bir meyvenin derisi soyulsa, muvakkat bir zarafet gösterir; fakat az bir zamanda o zarif et ve o güzel meyve, o yabanî ve paslı ve kesif ve ârızî deri altında siyahlanır, taaffün eder. Öyle de, şeâir-i İslâmiyedeki tabirat-ı Nebeviye ve İlâhiye, hayattar ve sevabdar bir cilt, bir deri hükmündedir. Onların soyulmasıyla, maânîdeki bir nuraniyet, muvakkaten çıplak, bir derece görünür. Fakat, ciltten cüdâ olmuş bir meyve gibi, o mübarek mânâların ruhları uçar, zulmetli kalb ve kafalarda beşerî postunu bırakıp gider. Nur uçar, dumanı kalır.” (Mektubat, Sayfa 385)

         Şeairi tahrip ve tahrif edilmiş bir toplum, dini yaşama ve yaşatma şuurunu besleyecek ve canlı tutacak dinamiklerini kaybedeceği gibi, en önemli birlik ve beraberlik vesilelerini de kaybetmiş olacaktır. Çünkü " Herbir şeâir bir hoca-i dânâdır; ruh-u İslâmı dâim enzâra ders veriyor. " (Sözler, Sayfa 671)

         Şeair, özü itibariyle insanları hak ve hakikate ulaştırır. Başlangıcı taklit yoluyla da olsa sonuçta bir kısım davranışlar yerleşik hale gelir. Dini hayatı canlı tutarlar. Cuma ve bayram namazlarına gitmenin toplumda ayrı bir önemi ve karşılığı vardır. Bunlar birer ilk adımdır. Sonuçta diğer ibadetleri de yerine getirme noktasına gelirler. Hacca gidip gelen insan, davranışlarına daha çok dikkat eder. Bunlar ise kulluk görevlerini yerine getirmede derinleşme anlamına gelir.

Sonuç

Şeair, toplumun ve fertlerin inanç ve davranışlarını besleyen vesilelerdir. Bütün toplumu etkilemektedir. Onun için açıktan yapılması önemlidir. Çünkü bu sayede toplu bir tebliğ yapılmaktadır. Kötülük ve yanlışlardan uzaklaşmada bir teşvik kamçısı görevi yapmaktadır. Onun için bu ibadetlerin yapılmasında riya ve gösteriş olamaz. Hele bid’aların yaygın olduğu bu zamanda açıktan yapılması çok daha fazla önem arz etmektedir. Bunlar toplumun dini yaşama aşk ve heyecanını besler. Terk edilmesi bütün toplumu etkiler ve bütün toplumu sorumlu hale getirir. “Vicdan-ı umuminin” bozulmasına sebep olur. Bundan dolayı sünnet kabilinden olanların yaşanması bile şahsi farzların önüne geçmektedir.

ali_sarikaya@yahoo.com

Bu haber 339 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU