Aydın Osmaniye Gazetesi

ŞEAİR-İ İSLAMİYE- 2

Ali SARIKAYA

12Kasım2016, 06:33

Ali SARIKAYA

Âdâb kısmında ise, bu sünnetlere uyanlar, davranışlarını ibadete dönüştürmüş olurlar. Yeme, içme, yatma, konuşma ölçülerini gösteren davranışlar bu kabildendir. Bu davranışları sünnet olduğu için yapan Peygamber Efendimize (a.s.m.) bağlılığını göstermiş olur ve bundan büyük bir feyz alır.

“Sünnet-i Seniyyenin içinde en mühimi, İslâmiyet alâmetleri olan ve şeâire de taallûk eden sünnetlerdir. Şeâir, adeta hukuk-u umumiye nev’inden, cemiyete ait bir ubudiyettir. Birisinin yapmasıyla o cemiyet umumen istifade ettiği gibi, onun terkiyle de umum cemaat mes’ul olur. Bu nevi şeâire riyâ giremez ve ilân edilir. Nafile nev’inden de olsa, şahsî farzlardan daha ehemmiyetlidir.” (Lem'alar, Sayfa 58)

Mesela, ezan buna güzel bir örnektir. Bir beldede bir kişinin okuması ile o beldenin tamamı bunu yapmış gibi ondan istifade eder. O beldenin Müslüman olduğunu ilan etmiş ve İslam’ın bayrağını oraya dikmiş olur. İslam’ın orada hükümranlığının ifade edilmesidir.

Savaş esnasında geceleyin bir beldeye gelen Müslüman ordusunun ezanı beklemesi gerekmektedir. Şayet orada ezan okunacak olursa onlarla savaşması doğru olmaz, sulh yolunu arama zarureti vardır. Ezan okunmadan herkesin evinde namazını kılıyor olması, şahsi farzlarını yerine getiriyor olması savaşı engellemiyor, ancak ezan okunması sulh yolunu aramaya mecbur ediyor. Bu bir devletin topraklarına bayrağını dikmesi, hükümranlığını göstermesi gibidir. Ezan, İslam adına oraların sahiplenilmesi anlamına gelmektedir.

Şeair, toplumun ortak vicdanıdır. İslam’ın hükümranlık hakkıdır.  Onun için şeairin yaşandığı mekânlar da şeair kapsamında görülmektedir. Bu semboller dünyanın neresinde olursa olsun, görenlere, işitenlere tevhidi, İslam’ı hatırlatır. Bu bir çeşit emr-i bilmaruftur. Günde beş vakit okunan ezan, Allah’ın birliğini, Peygamber Efendimizin Risalet’ini kâinata ilan etmektedir. Kâbe, Safa, Merve, Arafat, Müzdelife, Mina gibi mekânlar Allah’a kulluğun zirveye çıktığı yerlerdir ve bunlar şeair kabul edilmektedirler. “Safa ile Merve Allah'ın belirlediği nişanelerdendir." (Bakara, 158) Yani buralarda Allah’a ibadet edilecek, İslam toplumlarının ortak vicdanının oluşmasına katkı sağlayacak, oraya her gelen benzer hissiyatlarla dolup taşacaktır. Allah’ın kulu olmanın, birlik ve beraberliğin mücessem halini göstereceklerdir.

Mesela, oruç ramazan ayında yapılan bir ibadet ve şeairdir. İbadet olmasının yanında, maşeri vicdanın oluşmasında çok önemli bir katkı sağlamaktadır. Yardımlaşma duygusu gelişmekte, suçlar azalmakta, oruç tutmayanlar bile ona saygı duyup açıkta yemekten kaçınmaktadır. İnançların pratiğe dökülmesinde önemli bir katkı sağlamaktadır.

Şeairin özelliği, toplumu yönlendirip Allah’ın rızasına uygun bir istikamete kanalize etmek, fertleri ve toplumları belli bir manevi kalıba göre eğitme ve yaşatma görevini yerine getirmektedir. Oruç bunu çok güzel bir şekilde yapmaktadır. Kötülüklere kalkan, açlığa ve susuzluğa tahammül, sabır ve metanet madeni, acıma duygularının zirveye çıktığı bir ibadettir.

Bir kişinin namazını kılıp kılmaması kendini ilgilendirir, şuçu da mükâfatı da kendine aittir. Başkası bundan dolayı suçlanmaz. Ezanın okunup okunmaması ise, o beldenin tamamını ilgilendirir, mükâfat veya sorumluluk herkese ait olur.

Devam edeceğiz…

ali_sarikaya@yahoo.com

Bu haber 242 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU

      NÖBETÇİ ECZANE