Aydın Osmaniye Gazetesi

MissSare

KADERE İMAN

Ali SARIKAYA

30Eylül2016, 17:50

Ali SARIKAYA

Kadere iman, iman esaslarının içinde anlaşılması en zor olanlarından birisidir. Ancak ciddi bir bilgi ile anlaşılabilir. Böylesine zor anlaşıldığı halde neden iman esasları arasında sayılmaktadır? Çünkü insanı gururdan koruyup sorumluluğu üslenmesine sebep olacaktır.

İnsan her şeyi kendisinin yaptığına, istemediği hiçbir şeyin meydana gelmediğine, kaderini kendisinin planladığına insansa, arzu ve isteklerini ilahlaştıracaktır. Bu çok tehlikeli bir gururdur. Kader bu noktada insanı frenler ve yapan sen değilsin, gurura kapılma der. Cüz’i iradenin sadece bir meyil olduğunu, yapma ve yaratma gücünün olmadığını ifade eder.

O zaman şöyle bir itiraz olabilir. Madem yapan ben değilim, o zaman neden sorumlu tutulmaktayım denebilir. O zaman da iradi fiiller devreye girer. İsteyen ve dileyen sensin, dolayısı ile sorumlu olan da sensin denilir.

Kader ve kaza ne demektir?

 

Kader kelime olarak, miktar ve ölçüdür. Plan ve programdır. Kur’an-ı Kerimde de bu manada kullanılmıştır. “Her şeyi o yaratmış ve her yarattığına bir ölçü ve nizam vererek onun kaderini tayin etmiştir.” (Furkan Suresi, 24/2) “Şüphesiz ki biz her şeyi bir takdir ile yarattık.” (Kamer Suresi, 54/49)

Terim olarak ise, ezelden ebede kadar, olmuş ve olacak şeylerin, nerede, ne zaman ve ne şekilde olacağının Cenab-ı Hak tarafından bilinip, bu bilgiye uygun olarak tespit edilmesidir.

Kaza ise, kader ile planlanan şeyin, yeri, zamanı ve şartları tamamlanınca kader programına uygun olarak icra edilmesidir. Kazada, şöyle olsaydı böyle olurdu, diye tartışmanın hiç bir faydası yoktur. Boşunadır, çünkü meydana gelmiştir.

Her kaza, aynı zamanda kaderdir, ama her kader kaza değildir. Yani kader kazaya nispetle daha şümullüdür. Yüz sene sonra olacak bir şey kaderde vardır ama kaza olmamıştır. Meydana gelmesi için zamana ihtiyaç vardır.

Kader nasıl tayin edilmektedir?

 

Kainata bakıldığında iki türlü fiil ve hareket olduğu ve bu fiillere uygun şekilde tespitlerin yapıldığı görülmektedir.

1-İnsan iradesine bağlı olmayan fiiller ve bunlara ait tespitler.

2-İnsanın iradesi ile yaptığı fiiller ve bunlara ait tespitler.

Bu iki fiil, ayrı dünyaların işleri değillerdir. Çoğu zaman aynı mekanı, aynı zamanı paylaşır ve bir arada bulunurlar. Mesela, kalbin, akciğerin, karaciğerin… çalışmaları bizim irade ve talebimize bağlı değillerdir. Onlar kendilerine verilen programa uygun olarak çalışmaya devam ederler. Bizim hayatımızın bütünlüğü içinde çalıştıkları halde, hareketleri bizim irademize bağlı değildir. Onları biz planlamadık. Ne kadar çalışacaklarına biz karar vermedik. Kaderden tayin edilen bir plana göre çalışmalarına devam etmektedirler.

Buna karşılık, elimizi, kolumuzu hareket ettirme isteğimiz, bir yere gitmek arzumuz, bir şey yiyip yememe isteğimiz… bizim irademize bağlı işlerdir. Bunları da bu vücudumuzla yaparız. Aynı vücutta hem irade dışı fiiller, hem de irademizle yaptığımız fiiller meydana gelmektedir.

İrade dışı fiiller, doğrudan Allah tarafından programlanıyor ve uygulanıyor. Şeklini ve süresini Allah takdir ediyor.

İradeye bağlı işlerde ise insan irade ve meylini dikkate alarak takdir ediyor. Ezeli ilmi ile insanın iradesini ne yönde kullanacağını biliyor ve kaderi tayin ederken onun fiilini dikkate alıyor. Mecburiyeti olmamakla birlikte kulunun arzu ve isteğini dikkate alıyor.

ali_sarikaya@yahoo.com

Bu haber 350 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU