Aydın Osmaniye Gazetesi

MissSare

KABİR HAYATI NE DEMEKTİR?

Ali SARIKAYA

30Eylül2016, 17:47

Ali SARIKAYA

Ruh, bedenden ayrıldıktan sonra beden kabre konur, ruh ise, Allah’ın ona giydirdiği özel bir vücudu var, onu giyer. O vücudun mahiyeti bilinmemektedir. Özel bir vücuttur. Ruhlar âleminde o vücudu ile dolaşır.

"Kabirdeki sual, mükâfat veya azap ruhun cesede iade edilmesi suretiyle mümkündür." (es-Sabuni,terc.Prof.Bekir Topaloğlu,Matüridiyye Akaidi s.185) Bu iade, vücudun çekirdeği hükmünde olan ana hücreye olacaktır. Şu fani vücut, dünyada iken nimet ve külfeti ruhla birlikte tatmaktadır. Kabirde de öyle olacaktır. Vücudun tamamına ruhun döndürülmesi gerekmez. O ana hücre (=acbüzzenep) ruhtan ayrılmıyor.

Kabir azabı da kitap ve sünnet ile sabittir. "Onlar (kabirlerinde kıyamet gününe kadar) sabah ve akşam ateşe arz edileceklerdir. Kıyamet koptuğu gün de 'Fir'avn ve kavmini en şiddetli azaba sokun' denilecektir." (Mü'min Suresi,  40/46) ayeti kabir azabının vaki olacağını ve kıyamete kadar devam edeceğini ifade etmektedir.

               "..Siz anlayıp bilemezsiniz."(Bakara Suresi, 2/154) ayeti de bu azabın kabirde olacağını göstermektedir. Çünkü mahşerdeki hayatı herkes bilecektir. Orda bütün sırlar açığa çıkacaktır. Kabirdekini bilemememiz ise imtihan sırrından dolayıdır.

              Hadis-i şeriflerde de kabir azabı ve mükâfatından bahsedilmiştir. Kabirdeki suale kafir ve münafıklar cevap veremeyince "..sonra demirden bir tokmakla ensesine öyle bir vurulur  ve kafir yahut münafık öyle bir bağırır ki, insan ve cinden başka ona yakın olan her şey onun feryadını işitir." (Buhari Cevaiz  66 c.2,s.92/85 c.2,s.102) gibi hadis-i şerifler kabir azabının vuku bulacağını haber vermektedirler.

Canımızı aşırı derecede sıkan bir hadise, vücudumuzda sıkıntısı görünmese bile iç dünyamızı perişan etmektedir. Dışarıdan bakan cesedinde bir şey göremeyebilir ancak onun iç dünyası yanmaktadır. O insan onu hem ruhen hem de bedenen hissetmektedir. O sıkıntının sitres ve kederi zamanla vücudunu da çökertecektir. Kabirdeki cesette olup bitenler bizim hislerimize yansımaması olmadığı anlamına gelmez. Bizimle birlikte görünse bile o artık farklı bir hayat boyutundadır. Kendi şartlarında hayatın nimet ve külfetini yaşamaya devam edecektir.

            Kabir azabı gibi nimeti de kıyamete kadar devam edecektir. "Sakın Allah yolunda öldürülenleri ölüler sanma. Doğrusu onlar Rableri katında diridirler; (Cennet meyvelerinden) rızıklanırlar. Onlar, Allah’ın kendilerine verdiği ihsandan dolayı neşeli haldedirler ve arkalarından kendilerine şehitlik rütbesi ile katılamayan mücahitler hakkında şunu müjdelemek isterler: Onlara hiç bir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.” (Al-i İmran Suresi, 3/169-170)

             Kabirlerin Cennet bahçelerinden bir bahçe olduğunu ifade eden hadisler de kabirde nimetin olacağına ve devamlılığına delalet etmektedirler.

             "Muhakkak ki, biriniz vefat ettiğinde ona varacağı yeri sabah ve akşam arz olunup gösterilir. Eğer o kimse, Cennet ehlinden olursa, Cennet ehlindendir. Ve eğer, Cehennem ehlinden olursa ona denilir ki, şurası senin yerindir, Allah Teala, seni kıyamet gününe gönderinceye kadar."  (Buhari  c.2,s.102)

             Rüya görenin zevk ve elemini yanındakiler çoğu kez anlamazlar. Fakat rüya gören sevinçli veya elemli birçok halleri yaşamaktadır. Cebrail’in  (a.s.) vahyini Peygamber Efendimiz duyduğu halde yanındaki sahabeler duymuyorlardı. Yanı başımızda nimet veya ceza gören bir kabir ehlinin halini biz bilmesek de o orada ayrı bir hayat yaşamaktadır. Bilemeyişimiz onun olmamasına delil olamaz.

ali_sarikaya@yahoo.com

Bu haber 276 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU