Aydın Osmaniye Gazetesi

NİMETLERİN ŞÜKRÜ VE RAMAZAN

Ali SARIKAYA

18Haziran2016, 18:17

Ali SARIKAYA

Ramazanın insan hayatına kazandırdığı en önemli hususiyetlerden birisi de şükür duygusudur. İnsanlar, ellerinde nimet bolca varken o nimetin kıymetini ihmal edebiliyorlar. Sanki ellerinden hiç çıkmayacakmış gibi davranabiliyorlar. Ellerinde hep böyle devam edecekmiş gibi düşünüyorlar. Hep böyle devam edecek düşüncesi ise şükrü ihmal ettiriyor. İnsanlar ellerinde bol bulunan nimetlere, yada hiçbir bedel ödemeden ulaştıkları nimetlere karşı şükretmeyi ihmal ediyorlar. İnsanlar için en kıymetli nimetlerden birisi nefes alıp verdiği havadır. Hem sürekli var, hem de bedelsiz olarak eline gelmektedir. Çok az insan bundan dolayı şükrün kapısın çalmaktadır. Yiyeceklere ise ihtiyacı daha az olduğu halde, ona emek ve bedel ödediği için daha çok şükretmektedir.

Ramazan ayı süresince gün boyu yemek ve içmekten kesilen insan, bu nimetlerin kıymetini anlama noktasında ve şükre yönelme bakımından daha fazla gayret gösterecektir. Kısa süreli de olsa elinden çıkan nimet büyük bir nimettir. Elinden kaçtığı zaman nelere mal olduğunu daha yakından görmektedir. Onun için de şükür etmesi gerektiğini anlamaktadır.

Allah, bin bir çeşit nimetini yer yüzüne sermiştir. Çok ucuz ve zahmetsiz olarak insanların istifadesine sunmaktadır. Karşılığında ise şükür istemektedir. Yani nimete bakıp, sebepleri geride bırakıp nimet vereni görmesini ve teşekkürünü ona vermesini istemektedir. Bir tablacı konumunda olan insanlara bazen müstehak olmadıkları kadar teşekkür edilmektedir. Halbuki asıl nimeti veren Allah’tır. En çok teşekkür O’na yapılmalıdır. O bu noktada şükre çok daha fazla layıktır. Hem nimetlerin kıymetini takdir etmek, hem de nimet verene teşekkür etmek ihtiyacını hissettiren en önemli duygu açlıktır. Açlık, nimetlerin sahibi değil, müşteri ve kullanıcısı olduğunu hatırlatmaktadır. Hal böyle olunca nimetin asıl sahibini arama meyli doğacaktır. O da insanı şükre sevk edecektir.

Eline gelen nimetlerin kendi elinin emeği olmadığını, doğrudan doğruya O’nun kudretiyle kendisine ulaştığını yaşayarak görecektir. Eline nimet ulaşmamanın ne demek olduğunu, o fakirlik acısını çekenlere el uzatmanın ne anlama geldiğini en iyi oruçlu anlayacaktır. Sadece gündüzlere mahsus da olsa o açlık acısını tattığı için açlığı çok iyi yorumlayacak ve o ıstırabı sürekli çekenleri daha iyi anlayacaktır. Bir parça ekmeğin açlık vasıtasıyla ne kadar kıymetli hale geldiğini görecektir. İftara yakın saatlerde bunu daha iyi anlayacaktır.

Bu nimetleri başkaları ile de paylaşmasının gerekli olduğunu idrak edecektir. Gün boyunca onları yemek ve içmekten men edildiğine göre onları keyfine göre kullanmamalı, nimeti verenin istediği tarzda kullanmalıdır. Bu manevi bir şükürdür. Nimetin asıl sahibini anlamak ve onun isteği doğrultusunda onları kullanmak manevi bir şükürdür.

Ramazandaki açlık insana hakiki mahiyetini anlatır, asıl vazifesinin şükür olduğunu ifade eder.

Şükür nimeti artırır. Küfran-ı nimet yani şükürsüzlük ise nimeti azaltır ve elinden kaçmasına sebep olur. Kullara muhtaç hale getirir. Bunun ne kadar ağır bir duygu olduğunu ancak yaşayanlar bilir.

Duamız, kimseye muhtaç kalmayacak kadar rızık sahibi olarak yaşamak; elimize ikram ve ihsan edilen nimetlere yeteri kadar şükreden bir kul olarak hayatımızı devam ettirmektir.

ali_sarikaya@yahoo.com

Bu haber 420 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU