Aydın Osmaniye Gazetesi

PEYGAMBER EFENDİMİZİN DOĞUM YILDÖNÜMÜ

Ali SARIKAYA

24Aralık2015, 22:37

Ali SARIKAYA

             Hicri takvime göre, bu sene ‘Mevlit Kandili’ 22 Aralık 2015 Salı gününe denk geldi.  “sen olmasaydın felekleri (âlemleri) yaratmazdım.” (Keşfü’l-Hafâ, 2:164.) mealindeki kutsi hadisin mazharı olan Peygamber Efendimizin (a.s.m.) şu dünya alemine teşriflerinin vaktidir. Onun varlığı bu dünya mülkünün açılmasına sebep olduğu gibi duası ve ibadetleri de ahiret yurdunun açılmasının önemli sebeplerinden birisidir.

 “Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.” (Tevbe9 / 128) Ümmetine böyle deruni bir merhamet ve şefkat gösteren bir peygamberin ümmeti olanlar da ona karşı bir vefa borcu olarak sünnetlerini yaşamak ve yaşatmak konusunda gayret ve çaba göstermeleri gerekmez mi? Anam babam sana feda olsun diyen sahabeler gibi yapamasa da, hiç olmazsa hayat tarzı olarak onun yaşadığı şekle benzemeye çalışmak ümmetinin her ferdinin boynunun borcudur.

"Fesâd-ı ümmetim zamanında kim benim sünnetime temessük etse, yüz şehidin ecrini, sevabını kazanabilir." (Taberânî, el-Mecmeu’l-Kebîr, 1394) Böylesine bir menfaati kaçırmak akıllı insanın harcı değildir. Günümüz, böylesine fesadın kol gezdiği zamanlardır. Bir sünnetin ihyası, canlandırılması bu bakımdan çok önemlidir.

“Allah ve melekleri, Peygamber'e çok salevat getirirler. Ey müminler! Siz de ona salevat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin.” (Ahzâb 33/ 56)

“Evet, Sünnet-i Seniyyeye ittibâ, mutlaka gayet kıymettardır. Hususan bid’aların istilâsı zamanında Sünnet-i Seniyyeye ittibâ etmek daha ziyade kıymettardır. Hususan fesâd-ı ümmet zamanında Sünnet-i Seniyyenin küçük bir âdâbına mürâât (uymak) etmek, ehemmiyetli bir takvâyı ve kuvvetli bir imanı ihsas ediyor. Doğrudan doğruya Sünnete ittibâ etmek, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmı hatıra getiriyor. O ihtardan, o hâtıra, bir huzur-u İlâhi hâtırasına inkılap eder. Hattâ en küçük bir muamelede, hattâ yemek, içmek ve yatmak âdâbında Sünnet-i Seniyyeyi mürâât ettiği dakikada, o âdi muamele ve o fıtrî amel, sevaplı bir ibadet ve şer’î bir hareket oluyor. Çünkü o âdi hareketiyle Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâma ittibâını düşünüyor ve şeriatın bir edebi olduğunu tasavvur eder. Ve şeriat sahibi o olduğu hatırına gelir. Ve ondan, Şâri-i Hakikî olan Cenâb-ı Hakka kalbi müteveccih olur. Bir nevi huzur ve ibadet kazanır.

“İşte, bu sırra binaen, Sünnet-i Seniyyeye ittibâı kendine âdet eden, âdâtını ibadete çevirir, bütün ömrünü semeredar ve sevabdar yapabilir.(Lem'alar, Sayfa 55)

ali_sarikaya@yahoo.com

Bu haber 441 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

      RESMİ İLANLAR

      KÖŞE YAZARLARI

OKULLAR AÇILIYOR20Eylül2017

      HABER ARA


Gelişmiş Arama

     HAVA DURUMU

      NÖBETÇİ ECZANE