BAŞYAZI / Mehmet FURKAN


AİLE ÜZERİNE YAZILAR (6)

Selam ile…


Selam ile…
"Hayat, önümüze bin bir türlü yemeğin ve meyvenin ikram edil¬diği bir sofra gibi konulmuş. He¬pimiz nasibimizi alıyoruz ondan. Sadece maddî midemizin değil, aklımızın, kalbimizin, duyguları¬mızın da rızklarını buluyoruz ha¬yatta.
Ellerimizle, duygularımızla uzanıyoruz ve elimizin kabiliyeti¬mizin yettiği kadarıyla meyveler devşiriyoruz hayat sofrasından.
Hayatı sahici yaşayabilmek için galiba bu gerçeğin, yani, ha¬yatımızı değerli kılan şeyin onu bizim yaşıyor olduğumuz gerçeği¬nin, farkında olmamız gerekiyor.
Başka ellerin kazandığı paralar mutlu etmiyor bizi. Alın teri dökülmeden ele geçen kazançlar, usanç ve tatminsizlik getiriyor.
Emanet hayatlar mutlu etmiyor bizi. Başkasının yediği yemek kar¬nımızı doyurmuyor, başka gözle¬rin gördüğü güzellikler ruhumuza tatlı esintiler getirmiyor.
Aynı şekilde, başkasından emanet alın¬mış doğrular bile hayatımızda daha büyük yanlışlara gebe olabi¬liyor.
Çocuklarının kendi emeğinin ve gayretinin farkına varmasına izin vermeyerek onları sevgisiyle ve şefkatiyle manen kötürüm bı¬rakan anne babaların kulağı çın¬lasın.
Sahi, bir çocuğu veya bir insa¬nı mutlu eden nedir?
İstediği şeye kavuşmak mı? Yoksa o şeye ulaşmaya çalışırken çabalamak ve o çabanın içindeki faaliyetin   lezzetini hissetmek mi?
Maddeten her istediği önüne konulan ama küçük engel karşısında aciz kalan gençleri gördü¬ğümde hep bu soruyu soru¬yorum kendi kendime.
Gayretten ve çalışmak¬tan çok sonucu düşünen ve o so¬nuç da çoğu kez kendi emeği ve çabasıyla değil anne-babasının yardımlarıyla önüne getirilip konulan kimi öğrencilerimin mut¬suzluğu, tatminsizliği ve başarı¬sızlığı üzüyor ve düşündürüyor beni.
Mutluluğun veya tatminin sonuçta olduğunu düşünüyorsak yanılıyoruz demektir. Mutluluk ve lezzet, bizzat gay¬retin ve emeğin içinde.
Evet, gerçekten de hem maddî hem de manevî anlamda, insana kendi çalıştığından ve eme¬ğinden başkası yok!
Devam etmek üzere, şimdilik hoşça kalın…